Bu tür insanlar suya girmektense suyun yüzeyine gölgelerini düşürüp serinlemeyi tercih ederler. Nitekim buraya da on binlerce cilt elyazması eserden en azından birkaçını okuyup feyiz almaya değil; onlardan yayılan küflü ve esatirî kokuyu yazdığı zamane hikâyelerine meze yapmak için geliyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fantastik edebiyat bende karşılığını her zaman bulmayan bir tür. Sizi bambaşka bir dünyaya götürme vaadi sunan fantastik eserlerdense biraz daha Marquez usulü fantastiği bu dünyaya getiren edebiyatı seviyorum. O yüzden Sükut Ayyuka Çıkar'ı okumaya başladığımda beklentilerimi yüksek tutmamaya gayret ettim. Ancak şimdi rahatlıkla söyleyebilirim ki, uzun süredir güncel baskısının bulunmamasıyla gizemli tabiatını kuvvetlendiren bu öykü kitabı, kült statüsünü tamamıyla hak ediyor.
Kitap daha başlar başlamaz bizi hazine haritası peşinde koşturarak kendine bağlıyor. Bu, tamamen kitabın fantastik yönünden bağımsız, oldukça akıcı anlatım sayesinde gerçekleşiyor. Ancak kitabın fantastiğe göz kırpan, ara ara fantastik yerine sadece gizemli mi desek diye düşündürten bu öyküleri, yazarın bizi kendi suyuna alıştırmasından ibaret. Kıvrak bir kurgu karşılıyor bizi, yazar şaşırtayım da nasıl olursa olsun dercesine okuru sürekli gafil avlama peşinde. Yazar özellikle anlatıcının aslında kim olduğuyla bizi şaşırtmaktan haz duyuyor. Bu anlatıcı kim oyununu pek beğendiğimi söyleyemem, ama kıvrak kurgu ve anlatıyla uyumlu olduğunu da reddetmeyelim. İlk birkaç öykü hazinenin peşinden gidince, kitabın tamamen bu hazine serüveninin parçalarını anlatacağını zannettim; ama yazar sağ olsun orada da ters köşe yaptı. İyi ki yaptı, çünkü sonrasında gelen hikâyeler, tematik olarak o kadar çeşitlendirilmiş durumda ki, koca kitabı baştaki hazine muhabbetiyle kısıtlamak yazık olurdu.
Kitabın en etkileyici yönlerinden biri konu çeşitliliği. Daha iyi belirtmek gerekirse, fantastik unsur çeşitliliği. Bunların ne kadarı tamamen kurmaca, ne kadarının bir yerlerde rivayeti var bilemiyorum; zira yazar eğer kendi kurduğu bir şey varsa bunu öbürleriyle kaynaştırmakta çok mahir. Günümüzde geçeni de var
"... Bilinmez bir yolculuğa çıkıyorum ve hangi tehlikelerin bizi beklediğini bilmiyorum bile..."
Ömer, o an kalbinden geçenleri söyleyip söylememekte tereddüt etmişti. Daha yeni İslam'a giren birine İslam'la ilgili bir şeyler söylerken çok dikkatli olmasını biliyordu geçmiş tecrübelerinden. Rosa ise güçlü sezgileriyle onun konuşmak istediğini ama konuşamadığını anlamıştı.
"Bana bir şey söyleyeceksin ama söyleyemiyorsun. Neden?"
Ömer tebessüm etti: "Yo, yo, toparlayamadım bir an. Söylemek istediğim şu ki; gelecekte neler olacağını bilememenin sıkıntısını görüyorum sende. Seni yargılamıyorum lütfen yanlış anlama. Yalnızca konuşurken ağzından çıkan kelimelere dikkat etmen gerektiğini biliyorum..."
"Nasıl? Yanlış bir şey mi söyledim yoksa?"
"Ağzımızdan çıkan her kelime, her cümle kaderimizi etkileyecek kadar güçlü olabiliyor bazen. Tehlike dedin, bilinmez bir yolculuk dedin. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) 'Ya hayır konuşun ya da susun' buyuruyor. Yani 'İnşallah iyi bir yolculuk olur ve inşallah bundan sonra gideceğimiz yerde selametle yaşarız' diyebilirdin. Anlatabiliyor muyum hermana? Gök kapılarının ne zaman açılacağını bilemeyiz. Onun içindir ki ağzımızdan çıkan her kelimeye dikkat ederek uzun ve hayırlı bir dua gibi yaşayabiliriz hayatımızı..."
"Bir adama geçmiş hayatına bakma şansı verilmiş, bu çok eski hikâyeye göre. Hayatını uçsuz bucaksız gibi gözüken bir çöl olarak görmeye başlamış adam; kimi zaman yakıcı bir güneş, kimi zaman fırtına, kimi zamansa deli eden sessizlik... Dikkatlice baktığında çölde iki ayak izinin olduğunu fark etmiş adam. Ancak o bir çift ayak izi tam da hayatının fırtınalı zor zamanlarına geldiğinde kayboluvermiş kumların üzerinden, ta ki zor zamanlar bitinceye kadar hep o tek ayak izini gördüğünde öfkeyle yanında bekleyen İsa'ya dönmüş:
"Hani hayatımın her anında benimle birlikte yürüyecektin, hani bana söz vermiştin. Ama şimdi baktığımda o zor yıllarda yalnızca tek bir ayak izi görüyorum. Neden ha, neden bana bunu yaptın, neden beni yalnız bıraktın?"
İsa, sükûnetle konuşmaya başlamış: "Sana bütün hayatın boyunca yardımcı olacağıma söz vermiştim ve öyle de yaptım." Adam itiraz etmeye yeltendiğinde İsa gülümseyerek devam etmiş: "Zor zamanlarında gördüğün tek ayak izi var, evet. Çünkü bütün o zamanlar boyunca ben seni sırtımda taşıdım."