Hakan Osman Çaldağ

Hakan Osman Çaldağ
Sakini. Evli. hakkans.com'da hikâyeleri mevcut.
"İnsanın kaderi seçmektir"
Allah insana doğru ile eğri arasında seçim yapma serbestisini bahşetmiş ve böylece onu, yalnızca doğal güdüleriyle, içgüdüleriyle yaşayan öteki canlılardan ayırarak ahlâk meselesi olan üstün bir varlık statüsüne yükseltmiştir. İşte Allah'ın dilemesi/izni/irâdesi budur ve her türlü imkânı insanın önüne seren Allah, ondan sadece seçim yapmasını istemektedir. Kısaca Allah'ın dilemesi/kaderi, insanın seçim yapan bir varlık olarak yeryüzünde var edilmesidir. Daha öz bir deyişle; "insanın kaderi seçmektir".
Sayfa 139
Din
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
... "Allah'ın bilmesi, O'nun Allah oluşunun bir gereği olduğu gibi, sonuçları belirlememesi de O'nun Allah oluşunun bir gereğidir". Allah, fiillerimizin sonuçlarını "bilmekle" kalmayıp aynı zamanda "belirlerse" bu bizi sorumlu tutmamasını gerektirir. Ama hem belirler hem de sorumlu tutarsa bu zulüm olur ki; Allah zulümden beridir.
Sayfa 134
Din
Kuru taşları yarıp pınarlar fışkırtmaya kâdir olan Allah'ın, istenen suları doğrudan doğruya ihsân etmeyip de bir manevî sebeple bir maddî sebebi birleştirmek* suretiyle ihsân etmesi çok düşündürücüdür. Anlaşılıyor ki; aslında manevî sebep olan duâ, maddî sebebin ilhâmına da vesile oluyor ve ilhâm olunan maddi sebebin eyleme dönüşmesi yani asanın taşa vurulması ile de sular fışkırıyor. * Önceki paragrafta Hz. Mûsâ'nın kavmi için Allah'tan su istediği vakit kendisine "asanı taşa vur" emri verilmesinden ve suyun asa vurulduktan sonra çıktığından bahsedilmiştir.
Sayfa 112
Din
Görülüyor ki; hizmeti büyük olanın ıstırabı da büyük olacaktır veya başka bir deyişle ıstırabı büyük olanın hizmeti de büyük olacaktır. Bu gerçek şöyle ifade edilmiştir: "Bir topluluğa su dağıtan, onların hepsinden sonra su içecektir."[14] [14] Dârimî, 2/122
Din
Âyetlerde geçen "zâikatü'l-mevt" yani "ölümü tadacaktır" ifadesi çok farklı anlamlarda yorumlanmıştır. Nefs, zât ve rûh mânâlarına geldiğinden dolayı bazıları, bu âyetten rûhun bekâsını anlamışlardır. Çünkü tatmak, bir hayat eseridir ve tatma ânında tadan kimsenin, bâki/canlı olduğunu ifade eder. Aksi takdirde tatma düşünülemez. Öyle ise mânâ: "Her nefs, bedenin ölümünü tadacaktır" demek olur. Bu da nefsin bedenden ayrı olduğunu ve bedenin ölümüyle nefsin ölmeyeceğini anlatır.
Sayfa 97
Din