Hakan Osman Çaldağ

Hakan Osman Çaldağ
Sakini. Evli. hakkans.com'da hikâyeleri mevcut.
Aşk, bedenin, bizim için mutlu olan bir andan yararlanarak kendini yalnızlığa sunduğu zamanlarda ortaya çıkar.
Sayfa 31
Aşk
Reklam
Sanat zevkiyle elde ettiğimiz hatıralarımız için elverişli bir "geleceğin" nasıl olabileceğine dair bilgiler edinemedik. Onlar düşmanca ve anormal şekiller olarak büyüdüler. Bugün kaburgalarımızın dibini zorlayan, belledikleri azaplı kelimeleri içimize tekrarlayan onlardır. Varlıklarını kuvvetle hissettiğimiz bir günde onları uysallaştırmak için çabalarken, aynı şekilde bugünkü hatıralarımızı ihmal etmiyor muyuz.-
Sayfa 30
Sanat
Uzaktan bakmalı
5/10
·112 syf.·
2025 3. kitabı
Neden sembollere doymuş hikâye kitapları okumadan duramıyorum? Hayır sonra beğenmediğimle kalıyorum. İns de böyle. Bir şair, şiirleri çok zor hissedilen bir şair, hikâye yazınca da aynı zorluğu beraberinde getirmiş. Altını çizdiğim birçok cümlesi oldu. İnanılmaz güzel kısımlar var hikâyelerde. Ama hikâyelerin bütününe dönüp baktığımda, sürekli ben ne okudum hissi kaldı. Bazıları hikâye bile değildi sanki, deneme gibiydi yer yer. "Zal tepesine doğru" hikâyesi var en sonda mesela. Karakterleri Arapça harfler. Okuması güzeldi. Ama ne okudum ben? İşte böyle oluyor hep. Parçalarını beğenip bütününe küstüğümle kalıyorum. Kendimi tutmalıyım artık bu tip kitaplara karşı. Sevenleriyle baş başa bırakıp, uzaktan bakıp... Yok yok, yine dayanamayacağım galiba. Bu kitapların olayı da budur belki. Güzel hikâyeler değil de parçalar bulundurmaları.
Edebiyat
İnsCahit Zarifoğlu · Ketebe Yayınları · 2022541 okunma
İlgi Çekici ama İyi Olmayan Bir Roman
4/10
·240 syf.·
2025 4. kitabı
Çok karmaşık duygular içindeyim bu kitap hakkında. Bir yandan konusunu düşünüyorum, basit görünen hikayesine karşın sonlarına doğru yaptığı ters köşeleri; öte yandan da kitabın neredeyse tamamındaki yüzeyselliğini. Kafamda bunlar çarpışıp duruyor. İyi bir roman mı Mutluluk Yaka Paça? Hayır. İlgi çekici bir roman mı Mutluluk Yaka Paça? Evet. Ama en nihayetinde iyi bir roman olmadığı için, ilgi çekiciliğini de göz ardı etmem gerekiyor. Romanımız pilot olmak isteyen Arif'in psikolojisinin pilot olmaya uygun olup olmadığının tespiti için yapılan heyet toplantısını merkeze alıyor. Romanın ilk başında Arif'in karıncalarla konuştuğu ve kendi yazdığı bir bölüm okuyoruz. Heyetin kafasını karıştıran da Arif'in bu yazdıkları. Karıncalarla konuştuğunu iddia eden biri uçak uçurabilir mi sorusunun peşinden Arif'i tanımaya çalışıyorlar. Bu karıncalı kısım, yukarıda da bahsettiğim üzere "ilgi çekici" gelebiliyor okura. "Aaa, nasıl ilginç bir karakter, babası tarafından sevgi görmüyor, içine kapanık; karıncalarla konuşmaya başlamış..." şeklinde düşünceler belirebilir kafanızda. Ya da sonrasında heyet görüşmesi esnasında Arif'in adeta bir Sherlock Holmes kesilip doktorlar hakkında tahmini imkânsız tespitlerinin doğru çıkması sizi etkileyecek gibi olabilir. Ancak ortada iyi bir roman olmadığı için, bu ilgi çekicilik yüzeysel kalıyor. İyi değil derken kast ettiğim, romanın piyes-vari havası. Konuşmalar yapay, tahliller yüzeysel. Her şey iyi olan şeylerin bir taklidi gibi. Özenle yapılmış bir yemek yer gibi değil de, çekirdek çitler gibi bir deneyim Mutluluk Yaka Paça'yı okumak. Önemsenmemek üzere okunduğunda kusurları göz ardı edilebilir hâle geliyor. O yüzden sayfalar, roman sürükleyici olmasa da, hızla geçip gidiyor elinizin altında. Sizi durup düşündürecek pek bir şey yok.
Roman
Mutluluk Yaka PaçaRıdvan Aklan · Yaka Yayınları · 2021105 okunma
Kardeş Yoldaş
Puan vermedi·256 syf.·
2025 5. kitabı
Hidayet hikâyeleri, inanılmaz bulduğumdan olsa gerek, her daim ilgimi çekiyor. Compañero Rosita da hakikaten inanılmaz bir serüven. Peru'da dindar bir Hristiyan olan Rosa'nın komünist hareketlere katılmasıyla sürükleyici hâle gelen roman, daha sonra Rosa'nın hapse düşmesi, dışarıda bir hayat kurmaya çalışması, çocuk sahibi olması, ülkeden kaçmak zorunda kalması derken her sayfada yüksek bir tempoda ilerliyor. Karakterler çoğunlukla tip mesabesinde kalsa da romanın enerjisine katkıda bulunuyorlar. Peru'daki geleneksel inanışları ve toplulukları ötelememesi, romanı zenginleştirmiş. Bu kitabı bir hatırat olarak değerlendirecek olsaydık oldukça beğendiğimi ve ilham verici bulduğumu söyleyip bu incelemeyi bitirirdim. Zaten elimde on ikinci baskısı bulunan bir kitabın oldukça beğenildiğini de tahmin etmek zor değil. Ancak bu kitap bir roman olarak kurgulanmış. Ne yazık ki bu yönden bir sürü eksikliği var. Öncelikle kitabın bütününe yayılmış bir yüzeysellik var. Rosa'nın hidayete kavuştuğu sayfalarda dahi tekdüze bir anlatım söz konusu. Rosa'nın iç dünyasına dokunamadan ilerliyoruz roman boyunca maalesef. Bu da elde muhteşem bir hayat hikâyesi olmasına karşın, etkileyicilik noktasında romanın yetersiz kalmasına neden oluyor. Ayrıca yazarın kimi zaman kendisini tutamayıp konuştuğu yerler de olmuş ki bu da ağızda kötü bir tat bırakıyor. Mesela Rosa'nın eşi var, sorumsuz bir baba. Birileri bu babaya oh olsun diyeceğiniz tavırlar gösteriyor. Yazarımız da bunu vurgulamak istercesine böylece bu da tavrını ortaya koydu, lafı gediğine yerleştirdi gibi gereksiz cümleler kuruyor. Böyle yazınca sorumsuz babanın tarafını tutacakmışım gibi oldu; ama kastım o değil. Bu tip yorumlar, romanı dünyasından koparıyor ve yavanlaştırıyor. Bir de romanın açılış bölümünü de sorunlu bulduğumu
İslam
Compañero RositaNeşe Kutlutaş · Vadi Yayınları · 2016971 okunma