Hayat başka neydi ki, diye düşündün. Kumsala çarpıp geri çekilen dalga, yaprakları silkeleyen rüzgâr, biberleri kurutan güneş, bardağa dolan su, gözün gördüğü, yüreğin ışıdığı bir yüz.
Yaşatmadık. Yaşatamadık. Sığamadık ya işte. Bizim olunca bütün apartmanlar, evler, caddeler zenginleşeceğimizi sandık. Nefes aldığımız boşlukları tek tek biliyorduk, kapattık. Sığınabileceğimiz yerleri... Yaktık, yıktık, öldürdük.