Doğrusu irade terbiyesi, dışarıda bulduğumuz birçok vasıtadan yardım alır; fakat esası nefis üzerine tefekküre dayanır. Bizzat kendimiz nefsimizi güzelleştirmeye, duygu ve telkinlerin esaretinden kurtulmaya, fikrimizin hürriyetini kazanmaya, kısacası irademizi terbiye etmeye alışmazsak, dışarıdaki yardımcılar bizi çok ileriye götüremez. İrade terbiyesi şahsen çalışmaya bağlıdır; böyle bilirsek, böyle bilerek uygulamaya çalışırsak, yaşadığımız ortamda bulacağımız muhtelif vasıtalardan uygun bir biçimde yardım istemeyi öğrenirsek, işte ancak bu suretle iradeli ve ahlâklı bir şahıs olma meziyetini kazanırız. Böylece kendi mutluluğumuzu elde etmenin dışında kâinatın tekâmülü ile aynı âhenk ve terakki yolunda yürüyüp geçmiş ve gelecek hayatımızda büyük bir teselli ve kıymet buluruz. Benzer şekilde, üzerinde altın harflerle "Nefse Hâkimiyet" sloganı yazan bayrağımızı, yakınlaştıkça cazibesi artan, çalışma ve ahlâk üzerine kurduğumuz ve idealimize doğru yönlendirmeye muktedir oluruz.