Hakan Osman Çaldağ

Hakan Osman Çaldağ
Sakini. Evli. hakkans.com'da hikâyeleri mevcut.
Dünyada yaşayan bir peri ile bir ifrit, emirlere uymadıkları için cezalandırılıp bulutların üstüne sürgüne gönderilmişti. Peri bir bulutta sürgündeydi, ifrit başka bir bulutta. İki bulutun arasında gökyüzünün sonsuzluğu uzanıyordu. Onlara verilen bu cezadan kurtulabilmelerinin tek yolu, birbirlerine sadakatle bağlı ölümlü bir çift bulamalarından geçiyordu. Bunu başarabilirlerse tekrar bir araya gelebileceklerdi. Ne var ki uzun zamandır aramalarına rağmen böyle bir çift bulamamışlardı. Günlerden bir gün, rüzgârların içinden perinin bulunduğu buluta doğru bağıran ifrit, yakışıklı ve olağanüstü çekici bir genç bulduğunu müjdeledi: "Ey peri, bu delikanlıya yaraşacak güzellikte bir kız bulabilir misin? Bu delikanlıyı kızın yatağına getirirsek kız onu rüyasında gördüğünü sanacaktır. Kız, rüyasındaki gence sadakatle bağlanabilir. Sen, uygun kızı bulduğunu söylediğinde, ben de delikanlıyı uykunun kollarına çekeceğim." Peri uyuyanları izlerken hiç zorlanmazdı, çünkü insanoğlu uyurken ruhlara daha yakın olurdu. Çok geçmeden ifrite kızı bulduğunu söyleyen peri, hemen uyuyan güzel kızın yatağına doğru uçtu. İfrit de genci bulutun üzerinde taşıyarak oraya götürdü. Şimdi delikanlıyla genç kız birbirinin hemen yanı başında uyuyordu, ancak aralarındaki bulut parçasını andıran güç, birbirlerine iyice yaklaşmalarını engelliyordu. İfrit, derin uykuda olan genci uyandırmaya çalıştı, ancak uyku mahmurluğu içindeki genç, rüyasında güzeller güzeli bir kız gördüğünü sandı. Bir kolunu kızın üzerine atan genç mırıldandı: "Ne şahane bir rüya. Ah uyuyan kız, tarif edilemeyecek kadar güzelsin! Yay gibi kaşlar, pırıl pırıl bir alın ve... ah, ne kadar güzel bir ağız! Bu dudaklardan bir hayat boyu güzel sözler işitmek ne büyük şeref olurdu!" İfrit, uyuyan kıza daha fazla sokulan gence tekrar
Sayfa 247
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Haremağası düşündü, her renkten kızları gözünün önüne getirdi, sonra sordu: "Söylesene bu adam kaç yaşında, ne renk sever? Zenginse iyi seçim yapalım, ne de olsa her türlüsünü tatmıştır, adam ne kadar yaşlıysa kız da o kadar genç olmalı. her şeyi anlat, hemen anlarız." Bilge kişi, kervanından başka bir şeyi düşünmeyen adamı gözünün önüne getirdi. "Otuzunu aşmış, kısa boylu ve kanaatkâr bir görünümü var," dedi. "Bu harika," dedi, haremağası, "Öyleyse ona, yaşlanmış bir kız verebilirim, üstelik beyaz. On dört oldu bile, bir de kusuru var, çok zeki olması, bu da bir kız için kötüdür, efendim. Onu istiyor musun?" "Evet, evet alıyorum ve üç gün içinde düğünü yaparız. Bu işi sana bırakıyorum ağa."
Sayfa 234
Sultan yerinden sıçrayarak "Böyle bir saçmalığı söylemek için mi rahatsız ettin beni? Seni anlamıyorum. Dostum, bir sürü kadın var. Eğer bu zengin budala için ihtiyacın varsa al birini. Yine de bundan bana ne?" Sultan gitmeye hazırlanıyordu ki bilge kişi ona: "Sıradan bir kadın değil, senin kızın olmalı sultanım," dedi. Sultan dondu kaldı, arkasını döndü ve sordu: "Ne diyorsun, kızım mı? Benimkilerden biri mi? Benim kızım var mı ki?" Bilge kişi şaşırdı; "Nasıl yani sultanım..." dedi. "Benim kızım var mı, dedim! Oğullarımı tanıyorum, ama kızlarımı bilmiyorum" Bilge kişi huzursuz bir şekilde sordu: "Ama sultanım, bu adamı bağlayacak bir kızınız olmalı, bu iş ancak böyle olur! Eğer siz kızlarınızdan haberdar değilseniz kim bilecek o zaman?"
Sayfa 186
Öğrendikleri şunlardı: Çin padişahı o kadar yaşlıydı ki ezelden beri kimse onun kadar yaşlanmamıştı, bu kadar fazla yaşamasını ise kudretli bir ifritten çaldığı bir yüzüğe borçluydu. Ama padişah yaşlandıkça küçülmeye başlamıştı, şimdiyse yeni doğmuş bir bebeğin aklı, büyüklüğü ve işlevine sahipti. Bu yüzden ona göre altın bir beşik yaptırılmıştı, günlerini ve gecelerini bu beşiğin içinde geçiren padişaha böyle bakılıyordu. Ali hayretler içinde, halkın neden altın bir beşikteki bebekten başka bir şey olmayan padişahı hâlâ benimsediklerini sorduğunda ona omuz silkerek cevap verildi: "Neden benimsemesinler? Herkes işlerin nasıl yürüdüğünü biliyor, vezirler de ne yapılması gerekiyorsa yapıyorlar. Ama padişahın yerine bir başkası geçse kimse ne olacağını bilemez. Bir beşikte yaşasa bile yerine geçecek bir kibirliden daha iyidir."
Sayfa 75
"Allahım, eğer şimdi öleceksem sana şükrediyorum! Amacım, umudum vardı ve kadın sevgisini de tattım. Allah'ım sana şükürler olsun!"
Sayfa 80
Edebiyat