Hakan Osman Çaldağ

Hakan Osman Çaldağ
Sakini. Evli. hakkans.com'da hikâyeleri mevcut.
"Filipinli hemşirenin, Maz'ûn Sultan'ın o günkü kalp krizinden birisine bahsettiğini varsaydım. Ne kadar yorulduğunu gördüm ve sabah neredeyse ölmesine rağmen hiç kimsenin -resmen hiç kimsenin- nasıl olduğunu öğrenmek için aramamasına sinirlenmiştim. Kendisiyle dobra bir münasebetimiz vardı ve ona karşı çok dürüsttüm. 'Herkesle böyle yakından ilgilenmeniz çok güzel, ama size kim bakıyor?' diye sordum. Ve beti benzi atmış, yıkıcı bir tıbbi krizden henüz çıkmakta olan bu bitkin kadın, küçümseyici bir bakışla yastıklarından kalktı -bu öfkeden daha fazlasıydı, tam bir küçümsemeydi- ve sanki 'Seni aptal beyaz kadın! Ben tenezzül buyurup seninle arkadaş oldum, ama sen cehaletten gebereceksin!' diyordu. Parmağıyla göğü işaret etti ve 'Allah bana kafidir, o bana bakar; benim onun dışında hiçbir şeye ihtiyacım yok' dedi. 'Bunun ne olduğunu bilmiyorum ama işte bunu istiyorum,' diye düşündüm. 'Bunu hayatımda istiyorum'"
Sayfa 281
Tasavvuf
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kenneth: "Bir gün odamdayken iki muhterem beyefendi gelip Muhammed Gül ile konuştular. Biri caminin imamı ve diğeri de din adamıydı. Peştuca konuşuyor ve bana bakıyorlardı. 'Namaz kıldığını duyduk' dediler. Muhammed Gül de, 'Evet, kılıyor' dedi. 'İslam'a girdi mi? Neden camiye gelmiyor?' Muhammed Gül biraz İngilizce biliyordu ve benim için tercümanlık yaptı. Ben de 'İnsanlar geleneklerine saygı duymadığımı düşünebilirler' dedim. 'Bu konuda ciddi olmadığımı düşünebilirler. İnsanların camiye gittiğim için geleneklerine saygı duymadığımı düşünmelerini istemiyorum.' İmam, Muhammed Gül'e, 'Yarın onu camiye getir' dedi. Ertesi gün cumaydı. O günlerde saçlarım oldukça uzundu. İmamın hareketlerinden kafamı tıraş etmem ve banyo yapmam gerektiğini anladım. 'Pekâlâ, öyle diyorsan öyle yaparım' dedim. Bu yüzden sabah, köyün aşağısındaki hamama gidip sıcak suyla banyo yaptım ve başımı tıraş ettirdim. Odama döndüğümde Muhammed Gül'ün bana Pakistan usulü beyaz bir elbise diktiğini gördüm. Geldiğimde beni odamda bekliyordu. Kıyafeti giyip sırt çantamdan Swat'taki terzinin verdiği beyaz şapkayı buldum. Onu takıp Muhammed Gül ile camiye doğru yürüdüm. Çevresindeki ormanların ağaçlarından yapılmış muhteşem bir camiydi. Bulunduğumuz bölgede birçok köy vardı ve bu cami hepsi için merkez camii idi. Cuma olduğu için herkes geldi. Hıncahınç doluydu. Kimse beni fark etmeden arkaya otururum düşüncesiyle girişe yaklaştım. Caminin girişinde yığınla ayakkabı vardı. Ayakkabılarımı çıkarıp içeri girdim. Mekân tamamen doluydu. Geç kalmıştım. Birden, bütün her taraftan eller elimi tutmaya, beni çekmeye ve öne doğru itmeye başladı. İmamın hemen arkasında bir seccade vardı. 'Sen burada namaz kılacaksın' dediler. 'Başımı eğersem belki kimse beni fark etmez' diye düşündüm. Haşyet hissettiğim bir andı.
Sayfa 217
İslam
Kenneth: "Otobüste bir adam yanıma oturdu ve 'Aferdersiniz, eğitiminiz nedir?' diye sordu. 'Üniversite öğrencisiydim ama şimdi sadece seyahat ediyorum' dedim. 'Ama kıyamet gününde Tanrı, 'Dünyada benim için ne yaptın?' diye sorarsa ne cevap vereceksiniz? 'Bilmiyorum' Bir de yalan söylemediğimi, hırsızlık yapmadığımı veya kimseyi öldürmediğimi söyledim. Ama adamın sorusu kafama takıldı."
Sayfa 211
Tasavvuf
Habîb sokaktan geçerken orada oynayan çocuklar, onun geçtiğini görünce korku ve tiksinti içinde dağılırlardı. "Tefeci Habîb geliyor! Kaçın, yoksa tozu üzerimize siner ve biz de onun gibi lanetleniriz!" diye bağırırlardı. ... Hasan-ı Basrî ile buluşmasından ayrılırken daha önce önünden kaçan çocuklar şimdi "İşte tövbekâr Habîb geçiyor, kaçın ki bizim tozumuz ona bulaşmasın, çünkü bizler günahkârız!" diye bağırdılar.
Sayfa 188
Tasavvuf
"Ama arkadaş inatçı; kurcalamaya devam ediyor: 'Ya bütün bunlar tamamen uydurmaysa?' Ben de, 'Peki, hadi diyelim ki hepsi uydurma. Şu anda yaşadığım hayattan gayet memnunum. Çalmıyorum. Zina etmiyorum. İnsanlara zarar vermiyorum. İyi biri olmaya gayret ediyorum. Hatalara düşüyorum ama genel olarak insanlara iyi bir örnek olmaya çalışıyorum. Ve umarım öldüğümde aileme iyi bir örnek bırakmış olurum ve bu da benim için yeterince iyi. Ama ya ben ölürsem ve üstüne bir de Cennet varsa? TOMBALA! Her türlü kârdayım yani. Hem harika bir hayatım var. Hem inancım var. Bu bana yeter. Bu akl-ı selîmin gösterdiği yoldur ve beni İslam'a götüren de bu' dedim."
Sayfa 169
İslam