5/10
·48 syf.··
2026 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:52
Venedik Taciri (Çizgi Roman) William Shakespeare’ın Venedik Taciri eserini daha önce okumuştum. Bu kez çizgi roman uyarlamasını okuma fırsatı buldum. Elbette tiyatro metniyle birebir aynı değildi. Diyaloglar kısaltılmış, bazı bölümler sadeleştirilmiş ve karakterler görsel olarak yeniden yorumlanmıştı. Buna rağmen eserin ana çatışması ve temel mesajları korunmayı başarmış. Özellikle Shylock, Antonio ve Portia karakterlerini görseller eşliğinde takip etmek hikâyeyi daha akıcı ve anlaşılır hâle getirmiş. Klasik eserlerden çekinen okuyucular için oldukça iyi bir başlangıç olabilir. Görseller sayesinde olayları zihinde canlandırmak kolaylaşıyor ve okuma süreci daha eğlenceli bir hâl alıyor. Orijinal eserin derinliği ve karakter çözümlemeleri elbette çizgi romanda tam olarak hissedilmiyor. Ancak uyarlamanın amacı da zaten Shakespeare’ı daha geniş bir okur kitlesiyle buluşturmak. Bu açıdan oldukça başarılı buldum. Sonuç olarak, Venedik Taciri’nin çizgi roman uyarlaması keyifle okunan, klasik bir eseri daha ulaşılabilir hâle getiren başarılı bir çalışma. Orijinal eseri okuyanlar için hoş bir alternatif, henüz okumayanlar için ise güzel bir başlangıç niteliğinde.
Venedik TaciriWilliam Shakespeare · 1001 Çiçek Kitaplar · 201914,7bin okunma
10/10
·180 syf.··
2026 6. kitabı
İlk kitabın finalinden sonra merakla hemen ikinci kitaba başlamıştım. Bugünde sizlere Kozmos serisinin ikinci kitabı hakkındaki düşüncelerimi söyleyeceğim. Öncelikle 2. Kitapta kaos uygulamasıyla alakalı daha fazla bilgi öğrenmiş olmak çok hoşuma gitti. Yazar özellikle Kaos’un nasıl kurulup amacının ne olduğunu olay örgüsünün içerisine çok güzel bir şekilde işlemişti. Özellikle bu bilgileri öğrenirken bir yandan Ana erkek karakterlerimiz diyebileceğimiz (Arın, Mete, Dora, Uzay, Kutay, Berk ve Demir’den bahsediyorum૮₍ ´ ꒳ `₎ა) yedi erkek karakterin neler yaptığını bu uygulamada nasıl oyunlar oynadığınıda flashback sahneleriyle okumak aşırı ilgimi çekti. Umarım ilerki kitaplarda da böyle flashback sahneleri olur. Olay örgüsünde özellikle Toprak’ın gözünden okusakta Melina ile sahnelerinin olması ve bu sahneler sayesinde Melina’nın düşüncelerini, anılarını okuyabilmek benim çok hoşuma gitti. Ayrıca kısacıkta olsa Toprakla sahnesi olmasıda çok güzeldi. Ben çok çok inanmaya başladım birbirlerine iyi geleceklerini^^ Fakat bu noktada ortada olan hoşlantı durumları çok çok zıt ve tehlikeli durumda. Toprak abisi Arın ile Elsa’yı seviyorlar. Elsa aylardır yurt dışında yaşıyordu fakat bu kitapta geri dönüyor. Kendisinin daha önceden Arın ile bir geçmişi olmuş ve anladığım üzere Arını unutmak için geldiği gibi Toprakla yakınlaşmaya çalışıyor. Açıkçası bana en baştan ber hiç iyi birisi gibi hissettirmedi. Toprak’a karşı tutumuda hiç içime sinmedi. Arın’ında Elsaya olan hislerinin geçtiğini çok fazla düşünmüyorum bu yüzden bu aralarında yaşanan aşk üçgeni tamamen bir yıkıma yol açıcakmış gibi hissediyorum. Umarım gerçekten iyi olanlar çok yara almadan olur her şey. ⚞(⸝⸝>⸝⸝<⸝⸝)⚟ Birazcık Toprak’ın gözünden okumayı anlatıcak olursam. Melina’nın anlatımından okurkende seveceğimi
Kozmos 2Büşra Yılmaz · Epsilon Yayınevi · 2025122 okunma
Reklam
10/10
·284 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
Merhaba kitap sever dostlarım bomba gibi bir kitapla karşınızdayım. Bu serinin ilk kitabını çok sevmiştim ama itiraf etmeliyim ki Beş Duyunun Kasabı beni çok daha sert çarptı. Benim için şimdiden 2026'nın en gerilim dolu kitaplarından biri oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren üzerime çöken o karanlık atmosfer, kitabın sonuna kadar peşimi bırakmadı. Hatta bazı bölümlerde öyle gerildim ki kitabı okurken parmaklarımın uyuştuğunu, tüm vücuduma ağrılar girdiğini hissettim. Hikâye, adli tıp uzmanı Soner'in Kara Dere Köyü'ndeki korkunç bir cinayet vakasına gitmesiyle başlıyor. Karşılaştığı manzara ise sıradan bir cinayetin çok ötesinde. Kurban ölmeden önce akıl almaz işkenceler görmüş, beş duyusu sistematik şekilde yok edilmiş ve göğsüne spiral şeklinde yara işlenmiş. Üstelik olay yerindeki gizemli semboller olayın sadece bir cinayet olmadığını hissettiriyor. İlk başta bir intikam hikâyesi gibi görünen olaylar ilerledikçe çok daha karmaşık ve rahatsız edici bir hâl alıyor. Acaba ilk kitaptaki Kırmızı Ritüel ile bağlantısı var mı sorularını getiriyor akla. Kitabı okurken en çok düşündüğüm şey ise bazı mesleklerin insan ruhuna yüklediği ağırlık oldu. Soner ve savcı Volkan'ın hayatları normal olmaktan çok uzak. Sürekli ölümle, vahşetle ve insanın en karanlık yönleriyle yüzleşmek zorundalar. Özellikle Soner'in her gece aynı saatte kabuslarla uyanması, yaşadığı psikolojik yıpranmayı çok güçlü şekilde hissettirdi. İlk kitaptan hatırladığımız bu durumun hâlâ devam etmesi karaktere ayrı bir gerçeklik katmış. Yazar temposunu bir an bile düşürmüyor. Sürekli bir zamanla yarış hissi var ve her yeni ipucu sizi daha da büyük bir bilinmezin içine çekiyor. Ancak hassas okuyucular için küçük bir uyarı yapmak isterim; kitapta otopsi sahneleri, işkence detayları ve oldukça rahatsız edici suç
Beş Duyunun KasabıCihangir Işık · Theseus Yayınevi · 202615 okunma
Çarpıtılmış bir masal
8/10
·256 syf.··
2026 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:22
Bir fablı çarpıtıp onu karanlık bir hikâyeye dönüştürdüğünüzde, ortaya aslında insanlığa dair bir hikâye çıkıyor. Benim Aptal Niyetlerim’i okumaya başladığım anda ister istemez gerildim. Ana karakterimiz ve aynı zamanda anlatıcımız olan Archie’nin aile yapısının anlatıldığı ilk bölüm, o evin karanlık ve sevgisiz atmosferini iliklerinize kadar hissettiriyor. Bunun üzerine Archie’nin ağaçtan düşerek sakat kalması ve yuvasında dışlanması da eklenince hikâye daha da sarsıcı bir hâl alıyor. Yine de kız kardeşiyle kurduğu ilişki (Ensest her ne kadar hayvan üzerinden anlatılsa da bu insani bir şekilde anlatıldığı için çok rahatsız edici.) ve annesi tarafından Solomon adlı tefeciye (tilki) satılması, kitabın en rahatsız edici ama aynı zamanda en güçlü yanlarından biri. Ne kadar hayvanlar üzerinden anlatılsa da, alt metinde çok insani bir hikâye olduğu için yaşananlar okuru doğrudan etkiliyor. İkinci bölümde Archie’nin Solomon’un yanında tefeciliği ve kötülüğü öğrenişini izliyoruz. Buradaki şiddet ve acımasızlık oldukça yoğun. Ancak karakter gelişimi açısından bakıldığında, kitabın en güçlü bölümü olduğunu düşünüyorum. Archie’nin dönüşümünü adım adım görmek etkileyici olduğu kadar rahatsız edici de. Üçüncü bölümde ise Solomon sonrasındaki hayatı anlatılıyor. Archie’nin hayvan olmakla insan gibi davranmak arasında gidip gelmesi, başarısızlıkları, kayıpları, Anya’ya duyduğu aşk, baba oluşu ve içgüdülerinin peşinden sürüklenişiyle kayıpları bu bölümün temelini oluşturuyor. Son bölümde karşımıza artık olgunlaşmış bir Archie çıkıyor. Neredeyse tamamen insani reflekslerle yaşayan bu karakterin ömrünün son dönemine tanıklık ediyor ve geçmişten gelen sürpriz bir karşılaşmayla hikâye tamamlanıyor. Kitabı sesli olarak dinledim. Nuri Karadeniz harika bir iş çıkarmış. Hande
Benim Aptal NiyetlerimBernardo Zannoni · Timaş Yayınları · 202577 okunma
Ah Simon Vah Domuzcuk..
Puan vermedi·262 syf.··
2026 7. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 15:05
Kitap ilk başta merak uyandıran hikâyenin çekici olmasıyla başladı. Ortalara doğru biraz yavaşladı ama sonlara doğru bambaşka bir hâl aldı. Ralph, Domuzcuk, Simon, İkizler, Jack, Roger ve diğerleri. Aslında hepsi hayattan bir sembol ve bu semboller hikâye üzerinden bizlere inanılmaz güzellikte aktarılmış. Deniz kabuğu ise aslında demokrasinin, adaletin en üst düzeyde olması gerektiğinin bir anlatısı.. Sonu beklediğim gibi olsa da, son 50 sayfaya gelince bir acaba dedirtti. :) Üzüldüklerimiz ve sinirlendiklerimizle güzel bir eserdi.
Alıntı
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,3bin okunma
8/10
·224 syf.··
2025 25. kitabı
ispanyol yazar laura esquivel'in kaleminden çıkan okuması oldukça güzel bir kitap. uzun zamandır başladığım kitapları bitiremem, yada çok zor bitirme hastalığına yakalanan biri olarak, kitap kulübünün ayın kitabı seçmesi sayesinde bu kitaba başladım. 1 günde bitti kitap. şaşkınım. neyse kitaba ve konusuna gelelim. önce sadece yemek tarifi okuyacak gibi gelse de kitap, hayatı mutfakta geçen bir kızın annesi.işe, kardeşleri ile, mevcut siyasi durumlar ve en çokta kendi benliği ile çabalayıp durmasını okuyoruz. annesi oldukça despot bir lider olan tita, ailenin en küçük kızı. aile geleneğine göre, hiç evlenemeyecek ve annesine bakacak ömrü boyunca. ne yazık ki, evdeki gelenek çarşının kurallarına pek uymuyor. ee tita da biraz asi bir kız. öyle kalıplara uymaya pek hevesli değil. ( yanlış olmasın, ergenlikten falan değil anladığım doğumundan beri asi çocuk. ) erken doğan tita, mutfakta nacha tarafından büyütülüyor. (hemen parantez, kitapta en sevdiğim karakter. naif, bilge, öğretici. yok yok kadında.) asi kızımız tabii ki bir beyefendiye aşık oluyor ve evlenmek istiyor. herşey biraz da burdan sonra başlıyor zaten, titayı istemeye gelen aileye annesi büyük ablasını teklif ediyor. onlarda tamam diyor! (ne saçma iş, okurken gidip dövesim geldi pedro yu net.) sonrası biraz sarkastik bir hal alıyor bence, değer yargıları, hak adalet, yaşam, kim neyi neden yaşıyordu, hayat bu muydu falan diye düşünmeden edemedim. tita birçok haksızlığa uğrasa da, aşk gerçekten bu kadar güçlü bir duygu muydu? bunu hep sorguladım. sanırım bi noktadan sonra asla hak veremedim tita'ya. ama olsun, en azından o seçimi ile mutlu oldu. aşk romanı olduğuna kanaat getirdim bitirdikten sonra, herkese uymayabilir ama en azından bir şans verilebilirbelki.
Acı ÇikolataLaura Esquivel · Can Yayınları · 20194,283 okunma
Reklam
Reklam