10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 246. kitabı
Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. 'Aman sakın kendini' diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ' Bırak kendini, koy gitsin! ' Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!
Aşkın Kırk YoluŞems-i Tebrizî · Tutku Yayınevi · 201479 okunma
8/10
·301 syf.··
2025 14. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 02 Nisan 2025 19:27
ŞEHADET İNCİLERİ - PEYGAMBER ÇİÇEKLERİ HZ. HASAN VE HZ. HÜSEYİN ( RADIYALLAHUANH ​MUSTAFA NECATİ BURSALI ​CENÂB-I HÜSEYİN'İN DOĞUMU ​Nûr neslini yürüten iki kolbaşından ilki Cenâb-ı Hasan'ın doğumundan on ay yirmi gün sonra ikinci Peygamber torunu Hazret-i Hüseyin dünyaya geldi. ​Allah'ın Arslanı ve Evliyalar Sultanı Hazret-i Ali'nin ikinci oğlu... ​Hicretin dördüncü senesi Şaban ayının beşinde, nûr şehri Medine'de bir hikmet goncası olarak açıldı... ​Cenâb-ı Hüseyin (radiallahu anh) o kadar parlak bir yüze sahipti ki, karanlık gecelerde etrafını nokta nokta aydınlatırdı. ​Allah'ın Resûlü buyuruyorlar: ​"Hüseyin benden ve ben Hüseyin'denim, Allahü Teâlâ Hüseyin'i seveni sever." ​Hazret-i Abbas'ın zevcesi Ümmü Fadl, bir gün Kâinatın Efendisinin huzuruna geldi: ​"Ey Allah'ın Resûlü," dedi, "ben gece bir rüya gördüm." ​"Nedir o gördüğün rüya?" ​"Çok şiddetli ve mihnetli bir rüya!" ​"Nedir o, söyle!" ​"(Ey Allah'ın Resûlü!) Senin cesedinden bir parçanın kesilip evime konulduğunu gördüm." ​29 ​2. KÜNYELERİ ​HZ. HASAN (R.A.) VE HZ. HÜSEYİN (R.A.) ​KÜNYELERİ ​Ebu Muhammed!.. Lâkapları; Takî, Seyyid ve Varis... Bu nesep nûrlandırıcı güneşi Cenâb-ı Ali... Levlâke levlâk ufkunun nûrlandırıcı güneşi Cenâb-ı Ali med (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyuruyorlar: ​"Bu Hasan bendendir ve Hüseyin de Ali'dendir." ​Artık mini mini yavru büyüyor. Beşiğinin içinde etrafa nûrlar saçıyor. Ve çiçek çiçek gülüyor... Allah'ın Resûlü sık sık gidip bu güzel çiçeği kokluyorlar... ​İnsanlık hurisi derin ve ince Fâtıma (radiallahu anha), mini mini Hasan'ı tertemiz ellerine almış zıplatıyor. Ve mîr çocuğu şöyle diyerek seviyor: ​"Hazret-i Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'e benzeyen, babası Ali'ye benzemeyen oğul!" ​Ve Nebiyyi Muhterem de bir gün mukaddes ellerini ulvîlik âlemlerine
Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin (Radiyallahu Anhüma)Mustafa Necati Bursalı · Çelik Yayınevi · 2016119 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
2/10
·168 syf.··
2026 63. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:01
Normalde kitaplara bu kadar düşük puanları, genelde beni rahatsız eden söylemler olduğunda veririm. Beğenmediklerime vermem. Sonuçta emek verilmiş yazılmış falan filan diye düşünürüm ama o kadar sıkıcı bi kitaptı ki yazarın kitaplığımda Miras adında okunmayı bekleyen bi kitabı var ve şuan keşke önce onu okusaydım diyorum. Geldim gittim yaptım ettim dili o kadar basit ki kitabın tamam bende çok edebiyat arayan, ağır kitaplardan başka okumam triplerinde değilim ama valla benim ergenliğimde yazdığım günlüğüm daha sürükleyicidir öyle söyleyeyim :) Kapak 10 numara ki bende kapağını beğendiğim için almıştım :( ama hikayeyi okurken canınızdan can gidiyor o kadar sıkıcı. Farkındaysanız kitabı anlatmıyorum bile öyle sıkıcı :) Almayın aldırmayın yazık edersiniz :) Milletin yaptığı gibi çok derinlikli, bilgili bi okuyucu imajı bırakmak için ayrıca size buraya yapay zekaya yazdırdığım incelemeyi de bırakayım da waoww ne kadar birikime sahip bi okuyucu deyin bana "Vigdis Hjorth'un Postane Günlükleri, ilk bakışta yalnız bir kadının gündelik hayatını anlatan sade bir roman gibi görünse de, aslında modern insanın yabancılaşmasını, tükenmişliğini ve anlam arayışını merkezine alan güçlü bir varoluş hikâyesidir. Romanın başkahramanı Ellinor, hayatın rutinleri arasında sıkışmış, yaptığı işten ve hatta kullandığı kelimelerden bile uzaklaşmış bir kadındır. Onun iç dünyasını takip ederken okur da kendi yaşamındaki tekrarları ve sorgulamaları düşünmeye başlar. (Bu kitabı neden aldığımı sorgulamaktan başka bişey yapmadım halbuki) Hjorth'un en dikkat çekici yönü, büyük olaylar oluşturmadan insan ruhunun çatlaklarını göstermesidir. Roman boyunca dramatik bir olay örgüsünden çok, karakterin zihinsel ve duygusal dönüşümü ön plandadır. Bu nedenle kitap aksiyon arayan okurlara yavaş
1000Kitap
Postane GünlükleriVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20231,040 okunma
Mendil Altında
Puan vermedi·208 syf.··
2026 2. kitabı
Kitap Adı : Mendil Altında Sayfa Sayısı : 245 Yazar: Memduh Şevket Esendal ''İçindekiler'' bölümünden sonra, kitabın ilk iki sayfası İstanbul doğumlu Memduh Şevket Esendal'ın hayatıyla ilgili temel bilgileri içeren biyografisine ayrılmış. Kendi kendine Fransızca, Farsça ve Rusça öğrenmesiyle dikkatimi çeken yazarımız müfettiş, büyükelçi ve milletvekilliği görevlerinin yanı sıra edebiyat alanında üstün başarılar sergilemiş; Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu'nca da okullara tavsiye edilen anı, mektup, hikaye ve roman tarzında birçok esere imza atmıştır. Kitabımızda yer alan hikayeleri henüz okumadan önce M. Sunullah Arısoy'un ''Edebiyatçılarımız Konuşuyor'' başlığıyla 1953 yılında Varlık Yayınları Cep Kitapları 73. sayı sayfa 5 ile 15 arasında Memduh Şevket Esendal'la yaptığı röportaj karşılıyor bizi. Bu röportajla birlikte Memduh Şevketi biraz daha yakından tanıyor bütün sorulara titizlikle verdiği yanıtlara, mütevazi kişiliğine, zarif nüktelerle süslediği keskin zekasına bire bir şahit oluyoruz. ''Nasıl yazarsınız?'' Diye sorunca Sunullah Arısoy ''İşte, oturur yazarım. Gecesi gündüzü belli olmaz. Ne zaman olsa yazarım'' diyerek cevap veriyor. Bir başka soruyla ise bugünkü edebiyat hakkındaki düşüncelerini öğrenmek istiyor. ''Hiç hüküm veremem'' diyerek söze başlıyor ve devam ediyor. ''Söyleyeceklerim tam olarak doğru olmasa da ben insanlara yaşamak için ümit, kuvvet ve neşe veren yazılardan hoşlanırım. İnsanları yuğunmuş mutfak paçavrasına çeviren ve yeise düşüren yazılardan hoşlanmam. Tam bir ferah içinde yaşamıyorken bir de karanlık ve kötü şeylerden bahsederse bize.. Onları okursak... Bu insanları bir havana koyup ezmeye benzer. Halbuki insanların içinde bir umut olmalı, yaşama umudu... Neşe vermeli insanlara okudukları. Ancak dediğim gibi
Edebiyat
Mendil AltındaMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 2012847 okunma
8/10
·288 syf.··
2026 5. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 03:06
Çoğunlukla, iki çocuk annesi olan Erika'nın gözünden hikayeyi dinliyoruz. Oğlunu kızından daha çok seven ve "kusursuz" gören bu anne, aslında her şeyin farkında olarak oğlunu korumaya çalışıyor. Daha doğrusu, oğlunun küçük yaşlardan beri neler yapabileceğini biliyor, diğer insanları oğlundan korumaya çalışıyor. Gidişatta oğlu Liam'ın kız arkadaşının kayboluşunu okuyoruz. Liam'ın 16 yaşında olmasına rağmen yapamayacağı şey yok ve annesi bunun farkında. Odağını tamamen oğluna vermiş, her şeyin farkında olduğunu sanan bir anneyi görüyoruz. Halbuki bu konuda hem haklı, hem de fazlasıyla kör. Finalde masum görünen birinin aslında her şeyi başlatan kişi olduğunu görüyoruz. Her şey çözüldü ama, gerçekten tek suçlu o mu?
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026800 okunma
Anestezi Altındaki Toplum
8/10
·80 syf.··
2026 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 16:50
Yazar bu kitabında da diğer kitaplarında olduğu gibi eleştirel bir dil kullanıyor. Bireyin toplumdan ve toplumun acılarından uzaklaşmasını, kendinin ve toplumun nasırlarını görmezden gelip “palyatif” bir hâl almasını izah ediyor. Heidegger, Kierkegaad, Nietzche gibi filozofların da bu konudaki düşüncelerine sıklıkla yer veriyor ve birçok atıfta bulunuyor. Günümüz dünyasında insanın sürekli kendini anestezi halinde tutarak yaşaması ve hiçbir acıya değmeden, hiçbir yara almadan yaşama mücadelesini gözler önüne seriyor. Sosyal medya, televizyon dünyası, bağ kurulmayan ilişkilerle insan gerçek insandan uzaklaşıyor. Gerçek ilişkiler kuramıyor, toplumsallaşamıyor. Bireyselleşme o kadar şiddetli ki herkes kendini yaşamaya adıyor hayatını. Kendi haz alacağı şeylere merkezleniyor. Anestezi altında yaşamayı kendine görev ediniyor. Halbuki acı çekmek insanın doğasında var, acı; büyütüyor, geliştiriyor, katmanlaştırıyor, somutlaştırıyor, hayatı çıplaklığıyla kucaklamayı öğretiyor. Yazara göre içinde yaşadığımız dünya düzeni, bize telkin edilen kişisel gelişim zırvaları ve hepimizin içine atıldığı “Covid-19 Pandemisi” ile birlikte “Sosyal Mesafe” katman katman artıyor. Kişinin diğerine olan yabancılaşması ve sonunda kendine katlanılmaz mesafede uzaklaşması bundan sebep. Acı, dünyanın içimize yıktığı beton parçalarını yonta yonta içinden çıktığımızda hafifleyebilir ancak kendimizi uyuşturmayı ve bize direnmeyi bırakırsak. Kitabı okuduğumuzda Proust, Kafka gibi büyük yazarların çekmiş oldukları acıların onları beslediğini ve yazılarının temel besinini oluşturduğunu görüyoruz. Acı çekmek normaldir, acıdan kaçmadan onu göğsümüzde yumuşatarak, dönüştürerek hayata katmak dileğiyle. Keyifli okumalar.
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,347 okunma