Ankara Üniversitesi İlahiyat fakültesi serüveninin sonuna doğru yaklaşırken ilk Kur'an dersinde başladığımız hatmimiz bugün itibariyle bitti. Elhamdülillah. Her sayfasında öyle emek var ki. Şu sayfası bu sayfası. Siz okurken çocuk uyudu sayfası. Hamza kıraati halef rivayeti sayfası.
Bu hayatta Allah'tan istemek diye bir şey var ve ben o hakkımın hepsini Allah'ım kitabını bana sevdir derken kullanmışım. Net.
Hep sevdim. Okumayı söktüğüm günden beri okuyabilmeyi sevdim. Kitapları çok sevdim. Ama iş kainat kitabına bir türlü gelemedi. Gelmiyordu.
Tamam dedim her şeyin bir yolu var ve ben o yolu bulamıyorum. Okumasını öğrendim ama sevmesini öğrenemedim. Onu öğrenemedikçe de daha kötü hissettim. Peki dedim bunun da okulunu görelim. Kimse bilmese inanmasa Allah biliyor. Sırf bu kitabı öğrenirim umuduyla gidip çok safça ilahiyat fakültesine yazıldım. Bunu böyle yazınca bana da inandırıcı gelmiyor ama inanç benim içimdeydi. Ne olursa olsun kaybolmadı. I oldu beter hissettim. II oldu acaba dedim ama yine o sevgiyi bulamadım. Ama III. sefer öyle birini tanıdım ki. IV. lütuf olur artık diyerek vedalaştığımı hatırlıyorum Akif hocamla. Kur'an IV seçerken hiç ümidim olmadan, zihnime o gelmeyecek blokları göndererek devam ettim. Bir baktım Âkif king. Allahım dedim gerçekten sen bir şeyi canı gönülden isteyince veriyorsun ama ben istemeyi bilmiyorum. Çok mutlu oldum. Oluyorum hâlâ. Gelmezse çok üzülüyorum ama kırılmıyorum. Çünkü biliyorum ki çok daha önemli bir sözü var. Verilmiş bir söz. Dersin önünde tuttuğu için değil. Şu ana kadar yapması gereken ders sayısını çoktan aştı bile. Gün aşırı ders yaptığı zaman kalbim mutluluktan resmen çatlıyor. Ben bir insana bağlanacak biri değilimdir öyle. Âkif hocanın aurası kesinlikle Kur'andan geliyor. O kadar doğal bir hali var ki. O kadar
Modern hümanizmin doğuşunu müjdeleyen Nietzsche Tanrının öldüğünü söylemişti. Gray, ona katılsa da bunu kutlamadı çünkü eski Tanrı yeni tanrımızın doğacağı medeniyetin üzerine, silikon vadisine defnedilmişti. İnsanoğlu evrimin son kuşak tamamlayıcısının kendinin mekanik üst modeli olacağını öngöremedi. Bilgi çağı nihilist nesiller yetiştirdi.
Gray, kuklayı tanımlarken yer çekimine meydan okumadan karşı durabilen kişi olarak kendini gerçekleştirme gayesi gütmeyen bir maketten söz ediyor. O, modern yaşama ayak uydurma çabasıyla git gide mekanikleşen insan hayatından ve olgunluk taşımayan siyasi figüranların kitlelerin özgürlüğünde ne denli önem taşıdığını açın sözlülükle anlaşılır bir dille anlatıyor. Açıkçası benim için son zamanlarda türünün içinde keyif alarak okuduğum bir kitap oldu.
Gray, hümanizme tamamen karşı olmamakla birlikte insanoğlunun kendi sonunu değil fakat yaşaması için gerekli olan sonu gerçekleşmeye yaklaştığı konusunda uyarıda bulunuyor. Yaşamak için ordular kurarak asker yetiştirmek yerine atom bombaları ile hem halk hem de askerler zarar görmeden savaş kazanabilir. Hümanizm kişilere takılmadan gerçekleşen yeni ölüm yolları keşfetmemizde bize yardımcı olur. Ölürüz ve öldürürüz çünkü biz tanrının evlatları olarak nedenlerimiz de kutsanmıştır.
İnsanın anlam arayışı kendinden daha yüksek gördüğü irade serbestisine sahip yeni bir tanrı yaratmanın yollarını aramalarına neden oldu. Gray’e göre onların da bir kuklaya ihtiyacı vardı ve sınırsız bilinçle kodladıkları makinelerin veri işleme hızı ile talebe yönelik gerçekleştirdiği analiz yetenekleri insanoğlunu bu kuklaya bağımlı hale getirterek kendi kültürüne alıştırdı. Artık insanoğlu da mekanik düşünce biçimiyle düşünce üretme deneyimini tadıyor. Dahası hümanizm ile yaratım
Kuklanın RuhuJohn Gray · Yapı Kredi Yayınları · 2017214 okunma
GENÇLERE TAVSİYELER
• Mutlu sona ulaşacak olanlar, ALLAH’ın emir ve yasaklarına uyanlar olacaktır.
• Bir gün öldüğünde toprağın altında sana arkadaş olacak olan ilimle meşgul ol.
• Kırkını aşıpda iyilikleri kötülüklerine ağır basmayanlar, ateşe hazırlansınlar.
• Nasihat etmek, birilerine iyliği ve erdemli olmayı tavsiye etmek kolaydır, asıl mesele nasihat almaktır. – Zira nasihat, keyfi arzularına uyup zevkine düşkün olanların tadını kaçırır.
• Kıyamet günü en ağır şekilde azap görecek kişi, ALLAH’ın ilmiyle kendisini faydalandırmadığı alimdir.
• Bil ki insanı amele sevk etmeyen ilim, insanın elinden tutmaz, ona bir fayda sağlamaz.
• Necm Süresi 39 Ayet; ALLAH TEALE ; ‘’insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır’’ buyuruyor.
• Seni amele ve harekete sevk etmeyen ilim, deliliktir.
• Bugün seni günahlardan uzaklaştırıp iyilik ve salih amele sevk etmeyen ilim, yarın seni cehennem ateşinden uzaklaştırmaz.
• H.z. Peygamber efendimiz ‘’ Ef falan! Geceleri çok uyuma. Zira gece çok uyku, kişiyi kıyamette fakir bırakır.’’ buyurmuştur.
• Gecenin ilk yarısı, gecenin ortası, seher vakti ve şafak sökünce; Arş’ın altında ‘Yok mu ALLAH’a ibadet edecek olanlar, kalksınlar!’ diye seslenilir.
• Söz ve eylemlerin Şeriat’a, yani İslam hukukuna uygun olmalıdır.
• Bilesin ki dil söyler ama kalbin için gaflet, arzu ve emelle doludur. Bu da insanı bekleyen kötü akıbetin bir habercisidir. O yüzden samimi bir çaba ve mücadele gösterip nefsani arzu ve eğilimlerine gem vurmadıkça, kalbini ilim ve marifet nuruyla asla ihya edemezsin.
• Manevi yolculuğa çıkacak olan kimsenin yapması gereken şeyler;
- ilki; kişi, doğru ve gerçek akideye sahip olmalı, inancına herhangi bir bidat karıştırmamalıdır
- İkincisi; ‘’ Tövbe-i Nasuh’tur. Yani halis ve samimi bir tövbede bulunmalı, bundan sonra
Uzun uzadıya okudum maalesef başta olaylar kendini çok tekrar ettti. Kitabın ortalarında ise olaylar aktı gitti ikinci kitabı okur muyum bilmiyorum öyle merak edeceğim bir yerde bitmedi
Halef 1: DüşLeman Veli · Ephesus Yayınları · 20211,591 okunma
Çok çok sevdim Anlatıcı, 1 Haziran’ı 2 Haziran’a bağlayan gece bir mağaradan sulara atlayarak hayatına son vermek ister ama ayağı kayar ve başaramaz. Mağaradan evine, şehre geri döndüğünde tüm insanların bir anda ortadan kaybolduğunu fark eder. İnsanlar gitmiştir, arkalarında sadece zamanında yaşamış olduklarına dair izler bırakarak gitmişlerdir. Sonrasında anlatıcımızın bu durumu anlama, alışma ve yaşama süreçleri biraz felsefik bir bakış açısıyla anlatıyor. Ona göre hayat 2 Haziran’da duruyo, zaman, tarih… Zaten zaman da, tarihte insanlarla birlikte var olmuyor mu, anlatıcı bu kısımları irdeliyor bazı bölümlerde. Bazen de kendisini bir Halef olarak tanımlıyor.
Bu kitabı okurken insanlığa pozitif açıdan bakamadım maalesef, insanların yaptıklarından çok yıktıkları bir zamanda yaşıyoruz, yaşadığımız çağın da etkisi çok bu şekilde hissediyor olmama. Bu zamanda insansızlığın getireceği o düşünme halini okumak isterseniz bu kitaba bakın derim. Çünkü ara sıra ben de düşündüm ne olurdı, nasıl olurdu diye
Ha bu arada şunu demeden de geçemeyeceğim, anlatıcı ayağı kaydıktan sonra hayatına son vermekten vazgeçiyor aslında ama belki de ayağı kaydıktan ve başını çarptıktan sonra gerçekten de hayatını kaybetmiş ve kendi cennetine gitmiştir. Biz belki de onun cennetini okuyoruzdur… Kitabın bir bölümünde çok kısaca bunu düşündüğünden de bahsediyor. Ben anlatıcının kendi cennetini yaşadığını düşünerek okudum bu noktadan sonra kitabı
İnsanlığın SonuGuido Morselli · Can Yayınları · 202660 okunma
Kitap aslında dört ana bölümden oluşuyor mevsimlerin adı verilmiş.14 tanede içerik var .
Çin üzerine yaptığı seferlerle tanındı.önce xi’an aldı ardından yunnan , sichuan ,vuhan la devam etti song hanedanlığı ile barış imzaladı Kubilay yuan hanedanlığını kurdu ve ilk kağıt parayı kullandı. Japonya ve Vietnam da başarılı olamadı 1294 te 78 yaşında öldü Dönemin en ünlü ismi marco polo ziyaret etti ve kitap yazdı varisi olarak tahta temür olcaytu geçti
4 OĞUL
1=CUCİ ( Rusya Sibirya Karadeniz bölgesi ) Oğulları Orda ve batu
2=Çağatay ( Aral Denizi’nde Tibet’e orta asya bölgesi )
3=Ögeday (Xia Xia Batı çinin büyük bölümü ve kuzey çin (halef)
4=Tuli ( Moğalistan )
Chu Tsai cengiz’in kayıtları tutmak için çağırdığı bir kitandı. ona büyük saygı duydu ve ona uzun sakal diye hitap etti. Ana merkez karakurum oldu. Cengiz Han’dan sonra tahta halefi olarak Ögeday geçti. Aslında oğullar arasında ciddi bir alkol krizi yaşanıyordu ögeday ve güyük tam bir alkolikti ve ölüm nedeni de ögedayın alkoldendi. Bir başka konu ise kadınların daha fazla söz sahibi olduğunu görüyoruz. Tuli’nin ölümüyle sarkoktani kadın kraliçe olarak tarihe geçti ögeday’ın ölümü ile de Toregene iktidarda söz sahibi olmaya başladı her ikisi de oğullarını han koltuğuna oturtmanın derdindeydiler. Ögeday’dan sonra tahta annesi Toregene’nin hediyelerle ikna ettiği kurultayda Güyük seçildi. zaten alkolik olan Güyük fazla yaşamadı artık taht sarkoktani’nin çocuklarına kalmıştı direk cengiz’in torunu olması vasıtasıyla tahta yakındı Ögeday’ın varisleri torunun çocukları olarak uzaktı ve vasiyet dolayışla uygun değildi Taht artık Mengü’nün dü.Mengü kardeşi hülagü’yü batıya diğer kardeşi Kubilay’ı doğu’ya gönderdi .Sağ ve sol kanatlar amaç hem islam dünyasında hem çin de genişlemek .
Nasir Al-din tusi ve Juvaini dönemin
Kubilay HanJohn Man · Yakamoz Yayınları · 2016121 okunma