"Her küfür şirktir" iddiası, ilmî bir tasnif değil; kavramların birbirine indirgenmesidir. Kur’ân’dan, Sünnet’ten hem de selef ve halef ulemânın beyanlarından açık deliller vardır.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Kitap ehlinden kâfir olanlar ile müşrikler…” (Beyyine 1)
Burada "kâfir olanlar" ile "müşrikler" atıf harfiyle ayrı ayrı zikredilmiştir. Eğer her küfür şirk olsaydı, bu atfın hiçbir anlamı kalmazdı. Bu, Arap dilinde "atf-ı mugayere" dir. yani iki farklı kategori söz konusudur.
Ehl-i kitap hakkında Kur’ân’da özel hükümler vardır (Maide 5: onların yiyecekleri helal, kadınlarıyla evlilik caiz kılınmıştır). Eğer her küfür şirk olsaydı, müşrik kadınlarla evlenmenin haram olduğu (Bakara 221) hükmü ile bu nasıl telif edilecektir?
Sünnet’te Resûlullah ﷺ şöyle buyurur:
“Bir kul ile küfür arasında namazı terk etmek vardır.” (Müslim)
Burada “küfür” zikredilmiştir; “şirk” değil. Eğer her küfür şirk olsaydı, neden Nebî ﷺ burada özellikle “küfür” lafzını kullansın?
Başka bir hadiste:
“Sizden kim kardeşine ‘ey kâfir’ derse, bu söz ikisinden birine döner.” (Buhârî, Müslim)
Burada da tekfir uyarısı yapılırken “küfür” lafzı kullanılır; “şirk” değil. Çünkü bu iki kavram mutlak anlamda özdeş değildir.
Selef ve ulemânın beyanları açıktır.
İbn Teymiyye açıkça der ki:
“Küfür, şirki de kapsar; ancak her küfür şirk değildir.” (Mecmû‘u’l-Fetâvâ)
İbn Kayyim el-Cevziyye küfrü çeşitlere ayırır: inkâr küfrü, istikbar küfrü, i‘râz küfrü, nifak küfrü… Şirk ise bunların içinde özel bir türdür. Eğer her küfür şirk olsaydı, bu tasnifin ne anlamı kalırdı?
İmam Nevevî de hadis şerhlerinde küfür ile şirkin bazen birlikte, bazen ayrı kullanıldığını belirtir ve bunların mutlak anlamda eşitlenemeyeceğini ifade eder.
Kur’ân’da "kâfirler" ve "müşrikler" neden ayrı ayrı zikrediliyor? Bu lafızların