Halep'ten bu tarafa geçmeyen şey yalnız Türk kağıdı değil,ne Türkçe ne Türk geçiyor. Floransa ne kadar bizden değilse Kudüs'te o kadar bizim değildi.Sokaklarda turistler gibi dolaşıyoruz
Yavuz Sultan Selim Halep'e girdiğinde halk tarafından Allah'a şükredildi ve tekbirlerle "hoş geldin" denilerek karşılandı. El-Kutbî
Sayfa 113 - Timaş·Kitabı okuyor
Reklam
UNESCO neredeydi? Halep’te yaşanan tarih katliamı acaba bir Avrupa şehrinde, söz gelimi Paris’te yahut Londra’da yaşansaydı böyle sessiz kalınır mıydı ? Bosna’da olanlar Berlin’de olsaydı, Şam’ın başına gelenler, Prag’ın başına gelseydi dünya ayağa kalkmaz mıydı ?
Sayfa 381·Kitabı okudu
Meclis-i Mebusan’da Sulh Arayışı
31 Mart Vakası sırasında en hareketli yer isyancıların kuşatması altında kalan Meclis-i Mebusan'dı. Ahmed Rıza Bey'in yokluğunda Meclis Başkanı seçilen Halep Mebusu Mustafa Efendi de isyanın herhangi bir çatışmaya mahal vermeden sulh yoluyla dağıtılması, fikrini savunuyordu. Şeyhülislam ve ulemadan bazıları meclisteki az sayıda mebusun görüşmelerine iştirak etmişti Babanzade İsmail Hakkı bey bunları asker adına görüşmelere katılmış kişiler olarak yazsa da işin doğrusu bunlar hükümetin yönlendirmesi ile askere nasihat için gönderilen İlmiye sınıfı mensuplarıydı.
Sayfa 102 - Kronik Kitap·Kitabı okuyor
Alıntı
UNESCO neredeydi? Halep'te yaşanan tarih katliamı acaba bir Avrupa şehrinde, söz gelimi Paris'te yahut Londra'da yaşansaydı böyle sessiz kalınır mıydı? Bosna'da olanlar Berlin'de olsaydı, Şam'ın başına gelenler, Prag'ın başına gelseydi dünya ayağa kalkmaz mıydı?
Rum Kayseri Yıldırım Bayezid güzel cevap yazmamıştı. Lâkin Mısır, Şam askerinin bana yenildiği haberini işitince hayret edip, savaş hazırlıklarına başlamıştı. … Bu zaman bana haber verdiler ki, Kayser Halep, Hums, Diyarbekir vilayetlerine asker göndermiştir. Benden kaçıp Kayser penahına giren Kara Yusuf ise eşkiyaların başçısı olmuştur. Yolcuların yolunu keserek yağmacılık yapıyormuş. Bilhassa iki hareme gidip gelen kervanlara çok ziyan vermektedir diye duydum. Üstelik o taraftan bir cemaat kişiler gelip Kara Yusuf’un yaptığı cebir zulümden bana şikayet ettiler. Bu söz tespit edilince Kara Yusuf’un cezasını verip Kayser’in gözünü gaflet uykusundan açmak bana lâzım oldu. Bu doğrultuda istişare düzenleyip her şehir ve her ulustan asker çağırdım. Ordu toplanıp hazırlanınca tarih 804. hicriyede Receb ayında Azerbaycan’dan Kayser üstüne leşker çıkarıp yola koyuldum. Kendimden ileride birkaç bölük asker göndererek Rum ülkelerine hücum kılmalarını buyurdum. Otlu sulu yerlerden konalga seçerek, at ve hayvanlarımıza yem, ot hazırlasınlar diye askerin önünde bir bölük keşif birliği gönderdim. Sonra kendim Angürya yoluyla Kayser üstüne leşkerle yürüdüm. Kayser Beyazıd ise atlı ve yaya olarak dörtyüz bin askerle beni karşılamıştı. Savaş başlayınca Rum askerini yendim. Askerlerim Kayser’i esir alıp önüme getirdiler. Yedi yıllık seferden sonra zafer ve galibiyetle Semerkand’a geri döndüm.
Birinci Bölüm: Otuz Birinci Kengeş·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam