Acı Şiiri | Ferman Karaçam Seni de vururlar bir gün ey Acı Uçuşup durduğun kanatlarından Sazın, sözün, türkülerin tükenir Ellerin koynunda kalakalırsın Şakaklarına kar yağıyor bilesin ey Acı Gül açan yüzlerimizde Göğeriyor rengin senin de Biz seni Tâ eskilerden tanırız Hani göğüslerimize taş olur inerdin Avuçlarımızda Hira Dağı'ydın Al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde Akdeniz rüzgarlarına karışan sendin Biliyorum Hiçbir tarih yazmayacak Ve bir sır gibi kalacak yakılan kitaplarda Göbek bağı anasından henüz çözülmemiş bebelerimize Mitralyözlerin Washington'dan ayarlandığını Seni de yakarlar bir gün ey Acı Bir taptuk kul gözlerinden vurursa Parmakların eğri ağaç tutamaz Çığlıkların çağlar aşar, duymazsın Ve ben biliyorum Örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı
Şiir
HEYKELE DE FATİHA OKUNUR MU HOCAM?!.
Cengiz Aytmatov'un Gün Olur Asra Bedel'inde geçiyordu yanlış hatırlamıyorsam: Bir dostlarının cenazesi için toplanan Müslüman ahali, önce içip içip sarhoş oluyor, sonra da "nasıl yapılacağını tam hatırlayamadıkları" cenaze namazını kılıyorlardı. Sovyet devriminin Orta Asya'daki Müslüman halkların imânları/amelleri üzerinde nasıl bir tahribatta bulunduğunu gösteren acıklı bir misâldi bu. Şimdi, kimi AK Partili belediyelerin "heykel/büst yapma merakı"na dâir kulağımıza çalınan şeyler olunca, misâl tekrar hatırıma geldi. Öyle ya. Sovyet devrimi başarılı oldu da Kemalist devrim başarısızlıkla mı sonuçlandı? Aslâ. Onun da unutturmayı başardığı birçok kimlik unsurumuz var. İşte bunlardan birisinin izleri de bu tezahür üzerinden anlaşılıyor. Artık dindar hükümetlerin belediyeleri dahi büyüklerini büstlerini dikerek anıyorlar. Eh, herkesin sarhoşken durduğu bir namazı var, onlarınki öyle, bizimki böyle. Halbuki 14 asrı aşan İslâm tarihine baktığımızda, şu son talihsiz asra kadar, Müslümanların atalarını bu şekilde anmadıklarını görürsünüz. Hattâ bu yola tevessülü bir çeşit "cahiliyeye dönme" gibi algılarlar. Kınarlar.__ Ya nasıl anarlar peki? Hayratla. Anlamla. Hasenat doğuracak eserlerle. En kolayı mesela çeşme yaptırmaktır. En büyüğü arz yüzüne cami-medrese-şifahane kondurmaktır. Küçüklüğümde, ihtiyarlık çağına ermiş büyüklerimizin, tıpkı kefen parası saklar gibi, bu tarz bir hayra sarfedilecek paraları biriktirdiklerini hatırlarım. Gâye? Gâye ölümle dahi durmamak. Hasenat defterlerini zayıflatmamak. Kullar arasında övgüyle yâdedilmek değil, yanlış anlaşılmasın, Allah'ın katında hayırla anılmak. Arkasından dua yollanmak. İnsanlara ölümden sonra bile faydalı olabilmek. Onların amacı o. Ufku o. Derinliği o. __Bizim de çapımız bu. Dikiyoruz taşı. Döküyoruz betonu. Kaplıyoruz
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Beni de Alır Götürür Ölüm Şahanoğlu düşerim bugün, Ellerim kanla doğranır bugün. Alır beni götürür yar ölüm… Neyden korksun cahat yiğit oğlan, Nice kötülüğe şahit olan? Mezar taşıma yazmasın isim, Ne fotoğraf isterim ne resim. İki yanım da karadır benim, Beni de alır götürür ölüm, Beni de alır götürür ölüm. Sarılır toprağım mekân, Azad’ın içinde tufan. Allah’ım, sana olsun can kurban, Nasibim sana götürür ölüm, Nasibim sana götürür ölüm. Tufan olur kara toprak, Alnımızda yazılı ahmak. Bu dünyada kurulu bir tuzak, Seni de alır götürür ölüm, Seni de alır götürür ölüm. Yediğin iki lokma, Onu da haram yapma. Yılan yalanla dolanma,
Şiir
Srebrenica,Setif,Halepçe, Auschwitz,Granada... Acının dili,dini,ırkı olmaz şayet varsa orada vicdan sorgulanmaz.
Bölüm 2: Nasıl Okumak İstersEniz..
İmdat kapısıyız, diyor Yasemin Asan - #YeniŞafak 15/01/2019 * “Kürtleri koruma” bahanesi ile Suriye’den çekilmeyi sulandırıp Türkiye’ye kara çalmaya çalışan ABD’ye en güzel cevap yıllardır Türkiye’ye sığınan Kürtler oldu. Yıllardır binlerce Kürt, Suriye ve Irak’taki terör örgütlerinden kaçarak Türkiye’ye sığınıyor.'' * ''Türkiye’nin terör örgütlerine karşı sınır ötesinde yürüttüğü mücadelede DEAŞ olunca sessiz kalan ABD, konu PKK/PYD/YPG olunca Türkiye’yi Kürtlere karşı harekat yürütmekle suçluyor. “Kürtleri koruma” bahanesi ile Suriye’den çekilmeyi sulandırıp, Türkiye’ye kara çalmaya çalışan ABD, Suriye ve Irak’tan önemli sayıda Kürt sığınmacının rejim ve terör örgütlerinden kaçarak Türkiye’ye sığındığını unutuyor.'' * ''Irak ve Suriye’de yönetimlerin ‘ikinci sınıf vatandaş’ olarak gördüğü, birçok temel haktan mahrum bıraktığı Kürtler, Türkiye’yi hep imdat kapısı olarak gördü. ABD’ye en güzel cevap Halepçe katliamından kaçan binlerce Iraklı Kürt oldu. Türkiye tarihinin eseri olan bu şefkat politikası ilk örnek de değil. Tarihimiz yakın geçmiş çok sayıda örnekle dolu.'' * ‘VATANSIZ’ KÜRTLERDİ * ''ABD’nin hak arama oyununa soyunduğu Suriye’de de manzara farklı değildi. #BabaHafızEsed’in yönetiminde, Kürtlere karşı da çeşitli siyasi sosyal ve kültürel baskılarda bulunuldu. Suriye’de yaşayan Kürtlerin vatandaşlıkları ellerinden alındı, ülke vatandaşı sayılmıyordu ve kendilerine verilen kimliklerde yabancı diye gözüküyordu. Rejim tarafından sürekli baskı altındaki yaklaşık 60 bin #Kürt #Şam’a, #Lübnan’a ve #Türkiye’ye göç ettirildi ve tüm mal varlığına el konuldu.'' * Tamamını linkten okuyabilirsiniz. * KAYNAK: yenisafak.com/dunya/imdat-kap... Turgut Özal
Turgut Özal
Umut Ol Bir umutla tutulursun, bir umutla yaşarsın. Unutma kendine bak, o zaman taşarsın. Belki ellerin kelepçeli, belki ölümle yaşarsın. Belki bacakların tutmuyor, belki unutuşla. Belki intihara sürüklenmişsin, belki umudun kırılmış. Belki Filistin’de bir bebeksin, Belki Boşnak’ta bir genç, Belki Doğu Türkistan’da hayalleri çalınmış bir kadın. Adını yazma, tarihte umut var. Irkın fark etmez, yaşarsın bir umut. Belki umudun içindesin, bahçelerde bir kurut. Güllerin içinde tikenleri sev, Ve kendini sakın unutma, olur mu? Güneş parladığında hırlama, Köpeklerin arasında kurt olma. Gururunu aslan gibi taşı, dimdik yürü. Belki babandan işkence gördün, Belki annenin ölümü. Çiğayetin bahçesinde büyüme, cesaret istemez. Ağabeyler adilerle cinayet işler. Çocukluğun ölür, belki keş olursun. Belki genç olursun, yaşarsın kıyamette dişleme. Bu gidişle zor olur yaşamak, bilirim. Ellerin kelepçe, kolların faca dolu.