Büyümek demek, anne babanın kusurlarını görmeyi öğrenmek demekti.
Meyhane ile cami kadar uyumsuzlardı babası ile annesi.
Konuşurken çatılan kaşlarına, seslerine işleyen sert tınıya bakan, onların aşık bir çift değil satranç oynayan iki ezeli rakip olduğunu görürdü.
“ Karşısında yaşamaya değer bir şey vardı işte; kazanmak için savaşmaya, mücadele etmeye ve evet, uğrunda ölmeye. Kitaplar haklıydı. Dünyada böyle kadınlar da vardı. “