Osmanlı Devleti, belli bir çağın gerçeklerine yanıt vermiş bir tarihtir, geçip gitmiştir. Türkiye Cumhuriyeti, imparatorluktan sonra kurulmuş bir millî devlettir, bir Balkan millî devletidir.
Sayfa 37
Alıntı
Tanzimatçılar, ortak bir Osmanlı vatanı içinde , bütün Balkan hristiyan milletlerine Müslümanlarla eşit haklar tanıyor, hatta cizyeyi bile kaldırmayı düşünüyorlardı. Devlet idaresinde ve kanunlar önünde Hristiyan-Müslüman herkes eşit olacak ve Osmanlı vatanı, bir din veya halkın imparatorluk egemenliği yerine, burada yaşayan milletlerin ortak vatanı olacaktı.
Sayfa 36
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
XIX.yüzyılda Balkan milletlerinin birbiri ardından imparatorluktan ayrılıp bağımsız devletlerini kurmaları ekonomik , sosyal ve düşünsel değişimlerin sonucudur. Şüphesiz bu önlenmesi olanaksız tarihi bir gelişim idi.
Sayfa 35
1000Kitap
II. Murad döneminde genellikle padişah-i 'âlem-penâh (cihan halkının himayesine sığındığı ulu hükümdar, imparator) unvanı yaygınlaştı. Pehlevîcede pâd, ulu, büyük anlamında terimlerin başında gelir (pâd-man, batman gibi). Pâd-şâh unvanıyla eşanlamda şahlar şahı demek olan şehinşâh unvanını Osmanlı hükümdarları nâdiren kullanmışlardır. I. Selim ve I. Süleyman Selîmşâh ve Süleymânşâh adlarını (tugralarında) tercih etmişlerdir. İstanbul fâtihi, Doğu-Roma imparatorlarının vârisi olma iddiasıyla unvanlarına kayser-i Rûm (Roma imparatoru) unvanını ekledi. Aynı zamanda sultânu'l-berreyn ve hakanu'l-bahreyn (iki karanın sultanı ve iki denizin hakanı) unvanıyla Anadolu ve Rumeli, Karadeniz ve Akdeniz'in hükümdarı unvanını benimsedi. Bu unvanı, sultânu'l-berr ve hakânu'l-bahr şeklinde Anadolu Selçuklularında da buluyoruz. Ataları gibi Fâtih'in yeğlediği bir başka unvan da, sultanu'l-guzât ve'l-mucâhidîn (gaziler ve mücahitler sultanı) unvanıdır.
Sayfa 65 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Yıldırım Bayezid (1389-1402) tüm Anadolu'da öbür sultanlar üzerinde Selçuklu sultanlarının vârisi olma iddiasıyla, Mısır'daki Abbasî halifesinden sultânu'r-Rûm (Anadolu Sultanı) unvanının bir menşûr (berât) ile kendisine tanımasını istemiştir. Çağdaş Avrupa resmî dilinde Yıldırım Bayezid, imperator Turcorum diye anılmaktadır.
Sayfa 64 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Halkın veya askerin protesto imkânı yok değildir. İncelediğimiz dönemde askerî grupların protestoları görülmüştür. Çocuk padişah IV. Mehmed'in culûsu (1648), trajik bir sahnede cereyan etmiştir.
Sayfa 61 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih