“İnsan yaşamı sınırlıdır, varlığı akışkandır, eğilimi belirsizdir, tüm bedeni çürümeye yatkındır, ruhu girdap gibidir, kaderi anlaşılmaz ve ünü muallaktır.”
“Sırılsıklam aşık olmuş bir adamın gözleri görmeyen bir kuş gibi sağa sola çırpınışını okudum.”
Orhan Pamuk’un yazım dili ve olayları akışı hiç kolay gelmemiştir bana ama herzaman ilgi çekici ve anlatımları sayesinde daima kendini okutturan kitaplar yazmıştır.
Bu incelemeyi kendime borç bildim çünkü bu kitap beni baştan sona kadar etkiledi.
Bir masum aşk hikayesinin güçlü bir takıntıya hatta psikolojik bozukluğa kadar ilerlemesini anlamış bulunuyorum.. Bazı zamanlar Kemal’in içinde bulunduğu durumda oldukça hassas ve ılıman yaklaşmaya çalışsam da çoğu zaman bunun abartıya kaçtığını düşündüm. Zaman ve anın kıymeti bu kadar değersiz olmamalı. Ama sonra Kemal’ide anlamaya başladım.. Belkide hepimizde olduğu gibi kendisinin seçimlerini ve kaderini yaşıyordu.
Karakterler bağlamında çok fazla eleştirmeyi kendimde doğru bulmuyorum bu yüzden içimde tuttuğum şeyleri yazmaya gayret gösteriyorum..
Kitaptaki psikolojik acılar ve takıntılar birçok defa beni yıpratsada Pamuk olayları ve kurguyu harika ötesi anlatmış. Füsun ve Kemal’in psikolojik tahlilleri çok başarılıydı. Diğer karakterlerinde keza öyle.. Şaşkınım hala..
Bitirir bitirmez bende birçok okur gibi derhal Masumiyet Müzesini ziyarete gideceğim. Ve tabii dün duyduğum Netflix’e dizi olacağı haberi beni ayrıca mutlu etmiştir.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
“Masumiyet müzemi gezenler orada sergilediğim eşyalara, düğmelere, bardaklara, Füsun’un taraklarına ve eski fotoğraflara şimdi karşılarında var olan şeyler gibi değil, benim hatıralarım gibi bakmalıdırlar.”