Diyalektik, fikrin kendisi değil, düzeni ve nizâmıdır... Bir meseleyi anlatırken, herkesin bir diyalektiği vardır. Anne kızını paylarken bile, bir diyalektik sahibidir; hangi sözü öne alır, hangisini sona bırakır ve ne taraftan ikna eder, nasıl inandırır?.. Evet; diyalektik, ilmî bir tâbirle, sözde, kelâmın içinde, fikrin tahkiyesi, sıralanışı ve düzenidir.
İnanılan "nefs" kutbuna da bağlansa, her şeyden mücerret olarak tek başına "inanma", ruha bağlıdır. İnanmanın hakikati Allah'a imânken, buna inanmayanların "nefs kutbuna" bağladıkları inançları da -ruhu, maddenin fonksiyonu kabul edenleriyle beraber- ruha bağlıdır. Dikkat edilsin; ister ruh, ister nefs kutbuna bağlanılmış olsun, muvazene amili ruhtur.
Keyfiyet, bir "şey"i başka bir şeyden, bir hâdiseyi başka bir hâdiseden, bir durumu başka bir durumdan ayıran -ki, bu ayrılık, farklılık da ifade edebilir, zıtlık da.- bütün esaslı niteliklerin bütünüdür; O "şey"i, o "hâdise"yi, o mevzuu diğerlerinden ayıran vasıfların bütünü.
Kemmiyete gelince... Bir "şey"in, bir "hâdise"nin dışa dönük yönüdür; dış durum ifadesi. Bu, bir "şey"in, bir "hâdise"nin değişimleri ve dengeden dengeye geçişi boyunca vukubulan form, kalıp ve şekil değişimi özelliklerinin vasıflandırılmasıdır.