İnanılan "nefs" kutbuna da bağlansa, her şeyden mücerret olarak tek başına "inanma", ruha bağlıdır. İnanmanın hakikati Allah'a imânken, buna inanmayanların "nefs kutbuna" bağladıkları inançları da -ruhu, maddenin fonksiyonu kabul edenleriyle beraber- ruha bağlıdır. Dikkat edilsin; ister ruh, ister nefs kutbuna bağlanılmış olsun, muvazene amili ruhtur.
Gerekli açıklama yapıldığı halde "yanlış yapmışım özür dilerim" demek dururken reddiyeden memnun olduğunu söyleyip incelemeyi uzatmış ve şu kitabında da şu mesela var ama falan diye çocukça bir tavır takınmış her neyse uzatmaya gerek yok
Buluştururlar bizi elbet bir gün hesapta...
Kübra︎
@enfaliki
·
Yazdıklarım beni yakından takip edenler dışında Salih Mirzabeyoğlu'nun sevenlerinin hoşuna gitmeyecektir. Ama benim elimde değil, kitabı okumadan bende nasıl bir içerikle karşılaşacağımı bilmiyordum ve bana faydası olacağını umuyordum.
"Şeriat'ın hükümleri dışında dine âit işler çoktur. Burada beşinci asıl İLHAM'dır. Hattâ denilebilir ki, üçüncü asıl, yani üçüncü vesika "ilhâm"dır. Kitap ve sünnetten sonra kıyamete kadar bu asıl devam edecektir." (95.s)
İslam'da dini hükümlerin kaynakları:
1. Kitap
2. Sünnet
3. İcma
4. Kıyas
Salih Mirzabeyoğlu, İlham'ın 5.asıl olduğunu iddia ederek kendisinin hiçbir yetkinliği olmadığı bir konuda ilim ehli tarafından benimsenen yönteme aykırı fikir belirtiyor:
"Nasıl ki İÇTİHAD hükümlerin zâhir olması ise, İLHÂM da esrarın ve ince bilgilerin zâhir olmasıdır ki, bunu birçokları anlayamaz.
Evet, İÇTİHAD ile İLHAM arasındaki fark açık ve bellidir; o GÖRÜŞ'e dayanır, bu ise GÖRÜŞLERİ YARATAN'a dayanır. O hâlde ilhâmda, içtihatta bulunmayan bir asalet vardır. İlhâm, Peygamberlerin "mehaz-asıl alınan kaynak" olan ilhâmlarına benzemektedir. Her ne kadar ilhâm zannî ve Peygamberlerin ilmi katî ise de..." (96.s)
İlham zanni ve hususi olduğu halde, ictihatta bulunmayan bir asalet bunun neresinde? Dini hükümlere estetik bulduğumuz oranda mı değer vereceğiz?
"İslâm'ın dışı Şeriat, içi Tasavvuf... " (101.s)
Bu çok büyük bir iddia. Yazar Şeriat ve tasavvufu birbiriyle eşit görüyorsa ona göre Tasavvuf ehli olmak imanın şartı olmalı. Halbuki tasavvuf; dini daha iyi yaşayabilme amacıyla takip edilebilecek, müspet ve menfi yönleri olan bir yoldur.
"Allah Sevgilisi'ne eksiklik izafesi muhal; ve Allah, Sevgilisi'nin sözünü haklı çıkarır!.." (179.s)
Bu tür yanlışlıklar Peygamberlerin ismet sıfatını, Allah’ın kemal sıfatıyla karıştırmaktan ileri geliyor.
Eksikliklerden
Keyfiyet, bir "şey"i başka bir şeyden, bir hâdiseyi başka bir hâdiseden, bir durumu başka bir durumdan ayıran -ki, bu ayrılık, farklılık da ifade edebilir, zıtlık da.- bütün esaslı niteliklerin bütünüdür; O "şey"i, o "hâdise"yi, o mevzuu diğerlerinden ayıran vasıfların bütünü.
Kemmiyete gelince... Bir "şey"in, bir "hâdise"nin dışa dönük yönüdür; dış durum ifadesi. Bu, bir "şey"in, bir "hâdise"nin değişimleri ve dengeden dengeye geçişi boyunca vukubulan form, kalıp ve şekil değişimi özelliklerinin vasıflandırılmasıdır.
yükseğe
daha yükseğe
en yükseğe
dikilsin
bu
bayrak
bu bayrak
yükselen
mücadelemizin
düşenler varmış
düşenler olurmuş
düşsün
ölüm bir kez
doğmak hergün
aralık kalmaz bu saflar
Salih Mirzabeyoğlu