Ne sen varsın, ne ben, ne yâr, ne kimse;
O var!
Bütün sevdiklerin elden gittiyse;
O var!
Kalacak kim var ki dost tomarında?
O var!
Sana daha yakın şah damarından;
O var!
Necip Fazıl Kısakürek
Diyalektik, fikrin kendisi değil, düzeni ve nizâmıdır... Bir meseleyi anlatırken, herkesin bir diyalektiği vardır. Anne kızını paylarken bile, bir diyalektik sahibidir; hangi sözü öne alır, hangisini sona bırakır ve ne taraftan ikna eder, nasıl inandırır?.. Evet; diyalektik, ilmî bir tâbirle, sözde, kelâmın içinde, fikrin tahkiyesi, sıralanışı ve düzenidir.
İnanılan "nefs" kutbuna da bağlansa, her şeyden mücerret olarak tek başına "inanma", ruha bağlıdır. İnanmanın hakikati Allah'a imânken, buna inanmayanların "nefs kutbuna" bağladıkları inançları da -ruhu, maddenin fonksiyonu kabul edenleriyle beraber- ruha bağlıdır. Dikkat edilsin; ister ruh, ister nefs kutbuna bağlanılmış olsun, muvazene amili ruhtur.
Gerekli açıklama yapıldığı halde "yanlış yapmışım özür dilerim" demek dururken reddiyeden memnun olduğunu söyleyip incelemeyi uzatmış ve şu kitabında da şu mesela var ama falan diye çocukça bir tavır takınmış her neyse uzatmaya gerek yok
Buluştururlar bizi elbet bir gün hesapta...
Kübra︎
@enfaliki
·
Yazdıklarım beni yakından takip edenler dışında Salih Mirzabeyoğlu'nun sevenlerinin hoşuna gitmeyecektir. Ama benim elimde değil, kitabı okumadan bende nasıl bir içerikle karşılaşacağımı bilmiyordum ve bana faydası olacağını umuyordum.
"Şeriat'ın hükümleri dışında dine âit işler çoktur. Burada beşinci asıl İLHAM'dır. Hattâ denilebilir ki, üçüncü asıl, yani üçüncü vesika "ilhâm"dır. Kitap ve sünnetten sonra kıyamete kadar bu asıl devam edecektir." (95.s)
İslam'da dini hükümlerin kaynakları:
1. Kitap
2. Sünnet
3. İcma
4. Kıyas
Salih Mirzabeyoğlu, İlham'ın 5.asıl olduğunu iddia ederek kendisinin hiçbir yetkinliği olmadığı bir konuda ilim ehli tarafından benimsenen yönteme aykırı fikir belirtiyor:
"Nasıl ki İÇTİHAD hükümlerin zâhir olması ise, İLHÂM da esrarın ve ince bilgilerin zâhir olmasıdır ki, bunu birçokları anlayamaz.
Evet, İÇTİHAD ile İLHAM arasındaki fark açık ve bellidir; o GÖRÜŞ'e dayanır, bu ise GÖRÜŞLERİ YARATAN'a dayanır. O hâlde ilhâmda, içtihatta bulunmayan bir asalet vardır. İlhâm, Peygamberlerin "mehaz-asıl alınan kaynak" olan ilhâmlarına benzemektedir. Her ne kadar ilhâm zannî ve Peygamberlerin ilmi katî ise de..." (96.s)
İlham zanni ve hususi olduğu halde, ictihatta bulunmayan bir asalet bunun neresinde? Dini hükümlere estetik bulduğumuz oranda mı değer vereceğiz?
"İslâm'ın dışı Şeriat, içi Tasavvuf... " (101.s)
Bu çok büyük bir iddia. Yazar Şeriat ve tasavvufu birbiriyle eşit görüyorsa ona göre Tasavvuf ehli olmak imanın şartı olmalı. Halbuki tasavvuf; dini daha iyi yaşayabilme amacıyla takip edilebilecek, müspet ve menfi yönleri olan bir yoldur.
"Allah Sevgilisi'ne eksiklik izafesi muhal; ve Allah, Sevgilisi'nin sözünü haklı çıkarır!.." (179.s)
Bu tür yanlışlıklar Peygamberlerin ismet sıfatını, Allah’ın kemal sıfatıyla karıştırmaktan ileri geliyor.
Eksikliklerden