Halil Uludağ

Akılcılık
Yunan Ordusu silah, asker ve teçhizat üstünlüğüne rağmen Türk Ordusu ve Mustafa Kemal gibi bir dehayla baş edememiştir. Bizim tarafta bir dahi, karşı tarafta ise birbirlerini yiyen bir sürü vasat asker vardı. Savaşın neticesi de bunu gösteriyor zaten. Şimdi Mustafa Kemal cephede muzaffer olurken, bir yandan da başka şeylerin planını yapar. Kurtuluş Savaşı İzmir'de kazanıldı, ardından Bursa'ya geçti ve burada öğretmenlere hitaben bir konuşma yaptı: "Ordularımızın başarısının sebebini biliyor musunuz? Bizim başarımızın sebebi, ordularımızın sevk idaresinde fen metotlarını ittihaz etmektir." Şu mesajı veriyordu: "Ben buraya kadar çok rasyonel yönettim bu işi, bundan sonra da her şey böyle yönetilecek."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Satranç ve Duygusal Zeka
Papulas ve Atatürk harbiye okullarında aynı kitapları okudular, her ikisi de kurmay subay. Ne Türklerde ne de Yunanlarda büyük teorisyenler olmadığından harp teorisini Alman ve Fransız kitaplarından öğrendiler. Dolayısıyla Mustafa Kemal, Papulas'ın ne okuduğunu, kafasında ne olduğunu biliyordu. Papulas yetenekli olsa da nihayetinde sıradan bir asker ve çabuk asabı bozulan, fazla sabrı olmayan bir insan. Üstelik karşısında bir dahi var. Mustafa Kemal, kendi ordusunun erlerinin de ne yapacağını, ne kadarının kaçacağını, ne kadarının kalacağını biliyordu, hesabını buna göre yapıyordu. Oysa ötekiler öyle değil, kahraman Mehmetçik hesabındalar. Sakarya Meydan Muharebesi kaybedilip de ordunun yüzde kırk altısı firar edince, diğer komutanların psikolojisiyle Mustafa Kemal'inki aynı değildi. Daha doğrusu bu durum, Atatürk'ün neredeyse umurunda değildi. O bu durumun hesabını zihninde zaten yapmıştı ve bu yüzden de kaybetmedi, kazandı.
Atatürk şunu söylüyor: "Bu hurafelerin üzerine bir toplum bina edemeyiz. Sen buna inanmak istiyorsan inanabilirsin. Ama bunu dayatmana müsaade etmeyeceğim. Sizin dayatmanızdır ki, toplumu felakete götürdü, çürüttü, yok etti. Ben bu çökmüş toplumun çocuğuyum, yeni nesillerin bu felakette doğmasına müsaade etmeyeceğim."
Birbirleriyle birlikte yaşayabildikleri bir toplum, medeni bir toplumdur. "Yani, bir padişaha, bir halifeye, bir peygambere bağlanmadan yaşanılabilecek bir toplum yaratmak lazım. Takdir edersiniz ki, bunu sabahtan akşama tesis etmek mümkün değil. Evet, Atatürk bir diktatördü diyoruz. Niçin bir diktatördü? Bu, ilaç almayı reddeden hastaya, tedaviyi reddettiği için ilacı zorla vermek gibidir. Hatta bir adamı intihar ederken engel olabilecekken seyretmeyi tercih etmiş biri gibi görülürse dolaylı olarak bir ölüme sebep olmaktan cezalandırılır. Atatürk problemlerin tespiti ve çözüm yolları hakkında diğerlerinden çok daha akılcı ve "doğru" tespitleri olduğuna inanıyor ki, bu doğru. Atatürk, bu toplumun ekseriyetinden daha iyi düşündüğünün farkındaydı. Peki, ekseriyet her zaman doğru mu düşünür? Hayır. Ekseriyet genellikle doğru mu düşünür? Yine hayır.

Halil Uludağ

, bir kitap okudu
10/10
·80 syf.·
2025 5. kitabı
Mustafa Kemal Atatürk
9.4/10 · 2.418 okunma