Halil Uludağ

Kamu hukukunun ve devletler hukukunun, sınırlarını belirlediği egemenlik, kime aittir? Şunu söylemek gerekir ki, devlet, bir hukuksal kavramdır, gerçekte, yönetenler, egemenliği kullanır. O hâlde, devleti yönetenler kimler olmalıdır? Siyasal gücün, meşru olabilmesi için, devletin soyut egemenliği, eylem olarak kime bırakılmalıdır? İşte bu sorulara karşılık veren, demokrasi ilkesidir.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ahlâk kutsaldı, çünkü en büyük ahlâksal gerçeklik sahibi olan bir gerçekleştiriciye dayanmaktadır. O gerçekleştirici, yalnız ve ancak toplumdur. Ondan başka bir gerçekleştirici yoktur. Tanrısallık, değiştirilmiş, simgesel bir biçimde düşünülmüş toplumda vardır. Çünkü vicdanımız üzerinde etkili olan ruhsal yaşam, toplum bireyleri arasındaki etki ve tepkilerden oluşur. Gerçekte toplum, yoğun bir düşünsel ve ahlâksal çalışma odağıdır. 9. Din birliğinin de bir ulusun kuruluşunda etkili olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz, bizim gözümüzün önündeki Türk ulusu tablosunda bunun tersini görmekteyiz.

Halil Uludağ

, bir kitap okudu
9/10
·136 syf.·
13 günde okudu
·
2025 6. kitabı
Celâl Şengör
8.8/10 · 4.413 okunma
Atatürk hâlâ önemli mi bizim için? Çok önemli. Çünkü Atatürk adını sil, yerine akıl yaz, akılsız hiçbir şey yapamazsın, aklın olmadan atacağın her adım seni felakete götürür. Aklının seni iyiye götüreceğinin garantisi yoktur ama orada adam gibi bir şey yapma ümidin, aklını paranteze alarak yaptığından çok daha fazladır. Atatürk, bunun için önemlidir. Atatürk bize aklın neler yapabileceğini göstermiştir. Bunun mümkün olduğunu göstermiştir; ama, "Ben böyle diyorum, böyle yapın," dememiştir. Bilakis, "Ben hiçbir şey söylemiyorum," demiştir. Biliyor musunuz, Atatürk'ün bütün yazdıkları, yaptıklarından sonradır, "Onu yapacağım, bunu yapacağım," dememiştir. Marx gibi kâhinlik etmemiştir. Hitler gibi niyetlerini ortaya döken kitaplar yazmamıştır. Bütün yazdıkları, yapacaklarını yapıp işini bitirdikten sonra verdiği hesaptan ibarettir. Atatürk bugün önemli mi, Atatürk bugün ilgili mi bizimle, yani Atatürk'ü düşünmek zorunda mıyız? Tekrar ediyorum, Atatürk adını sil, yerine akıl yaz ve bu soruyu tekrar sor. Akıl önemli mi bizim için, aklımızı kullanmak zorunda mıyız? Buna verilecek cevap neyse, Atatürk'ün bugün bizimle ilgili olup olmadığı, onun adını hatırlayıp hatırlamamamız, onun yaptıklarından ders alıp almamamız gerektiği ortaya çıkacaktır. Kendisinin de söylediği budur.
Hornung'un dedesi de oradaki cemiyetin ileri gelenlerinden, onların da fabrikaları var, onlar da fabrikalarını dönüştürüyor, askeri amaçlar için üretim yapmaya başlıyorlar. Bir gün Mareşal Liman von Sanders yanında bir tuğgeneral ile bunları ziyarete geliyor. Bizim adamın dedesinin evinde oturuluyor, yemek yeniyor. Liman von Sanders'in yanındaki genç ve yakışıklı tuğgeneral de Mustafa Kemal Paşa. O zaman ailenin dikkatini çekiyor. "Ne kadar akıllı bir adam," diyorlar. Liman von Sanders uzun uzun anlatıyor, "Bu çok müthiş bir insandır, Çanakkale'de çok iyi işler yaptı, Çanakkale zaferinin kazanılmasında çok büyük bir payı vardır vs." Sonra savaş bitiyor, Kurtuluş Savaşı başlıyor. Aile Mustafa Kemal Paşa'nın bu savaşa önderlik ettiğini işitiyor ve heyecanla savaşı takip ediyor. Nihayet savaş bitiyor, barış dönemi başlıyor. Hornung'un annesi de Güney Almanya'daki akrabalarını ziyarete gidiyor belirli aralıklarla. Trenle gidiyor tabii, tren de Türkiye'den geçiyor. Kadıncağız her geçişinde Türkiye'yi birkaç yüzyıl ilerlemiş buluyor. "Bunların hepsi Mustafa Kemal Paşa'nın eseri," diyor. "Bunları başaran bize gelen o genç adam mı?" diye de sormaktan alıkoyamıyor kendini.