"Köşkün holünde oturuyorduk:
"- Ne işi var bu donanmanın İzmir limanında? dedi,
"Sonra aramızda ev sahibi hanıma:
"Siz Fransızca yazar mısınız? diye sordu.
"Evet, cevabını alınca:
"Yirmi dört saat içinde İzmir limanından çıkıp gitmesi için filo kumandanına bir ültimatom yazınız! dedi.
"Etrafında kıvrananlar vardı. O, ültimatom notasını dikte ettiği vakit:
"Sonuna kadar getiremeyecek, başımızı harp belasına sokacağız, diyorlardı.
"Zayıflar gene baygınlık geçiriyorlardı:
"İngilizlerle harp edeceğiz, her şey bitecek..."
Fakat o, ev sahibi hanımdan olumlu cevap alınca, bir dostuna önemsiz bir şey yazdırıyormuş gibi dikte eder. Halbuki yazılan bir ültimatomdur. Bunda, limandaki gemilerin 24 saat içinde İzmir'i terk etmeleri istenir!... Mektup gider, Gazi'nin etrafında bir kaygı havası her an biraz daha koyulaşır.
Fakat Gazi, kendi mantığıyla hareket etmektedir. Bu mantık, onun yukardaki sözlerinde dile gelir:
"Bu filonun burada ne işi var?"
Evet, onun mantığına göre bu filonun orada artık yapacağı hiçbir iş kalmamıştır.
Hulâsa, Gazi'nin İzmir günleri hem renkli, hem hareketlidir... Fakat donanma kumandanına yazılan mektubun uyandırdığı kaygı, onun çevresini içten içe tedirgin etmektedir. Vakit dolmaktadır.