Gerçi Yunanlıların, son çöküntüden önceki muharebe safhalarında iyi harp ettiklerinde, iyi idare edildiklerinde, yani ciddi bir savaş gücü olduğu halde, hemen bütün Türk yazarları müttefiktirler. Fakat Dumlupınar'dan sonra düşman askerinin maneviyatı çökmüştü. Yunan ordusunda disiplin kalmamıştı. Ast ve üst münasebetleri tamamen sasılmıştı. Hulâsa, asker yığınları can kaygısına düşmüşlerdi. Başkumandan, o güne ait tarihî nutuklarından bu ruh halini şu cümlelerle canlandırmıştır:
"Askerimizin, Yunan ordusunun kalp ve vicdanına verdiği dehşet çok ehemmiyetlidir. Yunan ordusunun vicdanında hasıl olan bu korku ve haşyet bütün Yunan milletine sirayet etmişti. O kadar ki, adalarda bulunan Yunanlılar bile, Türk ordusu geliyor diye firara teşebbüs ediyorlardı. Bunlar arada deniz olduğunu unutuyorlardı. Kaçamadığından, kaçamayacağını anladığından, delirenler vardı"