Halis Elbey

Halis Elbey
@haliselbey
Anadolu Üniversitesi - Türk Dili ve Edebiyatı
İzmit
1998
23 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
İlk Türk Polisiyesi
6/10
·262 syf.··
2024 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2024 21:21
Esrar-ı Cinayat yani cinayetin sırları ismiyle Ahmet Mithat Efendi'nin yazdığı onlarca romandan sadece birini incelemeye alıyoruz. Roman, İstanbul Boğazı'nın Karadenize açılan bölgesinde bir adacık olan Öreke taşı veya nam-ı diğer Kanlıkaya olarak bilinen bir kaya parçasının üstünde bir kadın ve iki erkek cesedinin bulunmasıyla başlıyor. Müstantik Osman Sabri Efendi bulunan cesetlerin soruşturmasını yürüten bir dedektif olup soruşturmayı adli bir vaka olarak inceleme maharetinde bulunan yenilikçi bir iz sürücü olarak karşımıza çıkıyor. Soruşturmayı Tanzimat Fermanı sonrası uygulamaya konulan yargı reformlarının ışığında ve yenilikçi metotlara uygun yapması da bugün belki de üstünkörü okuyup geçtiğimiz polisiye romanların başlangıcını teşkil ediyor. Zira eser Türk edebiyatının ilk polisiye roman olma özelliğini de taşıyor. Romanın ilerleyen yerlerinde kendini asarak intihar eden Hristiyan Arap Halil Sûri karakterinin de işin icine girmesi ve Öreke taşındaki cinayetlerin bu intiharla ilişkisi bizi Hediye Hanım'a yönlendiriyor. Hediye Hanım'ın daha sonraki tetkiklerle suçlu bulunması, dönemin idari amirleriyle olan gönül ilişkisi ve mahkemece yargılanması romanın ana konusunu oluşturuyor. Dönemin idari teşkilâtı, yargılama usulleri, rüşvet, irtikâp ve adam kayırmacılık gibi toplumsal sorunlarını eleştiren bu romanda Ahmet Mithat Efendi'nin kurguyu kesip okuyucuya seslenmesi, nasihat vermesi, hikmetli söz söylemesi gibi endişelerini de eserde sık sık görüyoruz. Ahmet Mithat Efendi bunu yer yer soruşturmayı gazetesinde yayınlayan Muharrir Efendi karakteriyle yer yer de Müstantik Osman Sabri Efendi karakteri aracılığıyla yapıyor olsa da çoğunlukla bu karakterlere ihtiyaç duymaksızın kurguyu keserek direkt okuyucuya seslenerek de yapabiliyor. Günümüz romanlarına veya günümüz
Esrâr-ı CinâyâtAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,055 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Özgürlük ve Determinizmin İkilemi
8/10
·304 syf.··
2023 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2023 05:04
Isaac Asimov'un kaleme aldığı Vakıf Serisi yedi kitaptan oluşmakla birlikte yazar Roma Imparatorluğu'nun çöküş dönemini esas alarak bir bilimkurgu evreni yaratmış. Eserde Vakıf'ın kurucusu Hari Seldon bir matematikçi olup içinde bulunduğu Galaktik Imparatorluğun 300 sene içerisinde bir çöküşe uğrayacağını, bunun ise beraberinde 30 bin yıl sürecek bir kaos ve dağılmayı beraberinde getireceğini öngörür. Bu çöküşü durdurmak imkansız olmakla birlikte dağılmanın süresini en aza indirgeyip bin yıla yaymak pekâlâ mümkündür. Çöküş döneminden sonra elbette yeni bir imparatorluk tekrar kurulacaktır ve bu da bilimin sayesinde olacaktır. Bunu yapmak da Hari Seldon'a düşmekte olup teorisyeni olduğu kuramsal bir bilim dalı olan "psikotarih"ten hareketle gelecekte yaşanılacak olayların öngörülebileceğini, bireylerden bağımsız kitlelerin yapacağı eylemlerin bir neden-sonuç ilişkisi içerisinde determinist bir anlayışla tahmin edilebileceğini öne sürer. Bu amaçla kurduğu Vakıf'ın görünürdeki amacı bir imparatorluk ansiklopedisi oluşturmak, çöküş döneminde kaybolacağını inandığı bilgi ve birikimin gelecek kuşaklara aktarımını korumaktır. Galaktik Imparatorluğun başkentinden uzak bir gezegen olan Terminus'a yüz bin kişilik bir bilim ekibi sürgüne gönderilir ve Vakıf'ın ilk yılları böylece başlar. Yüzyıllardır hala çözümlenememiş olan ideal devlet anlayışını ele alış bakımından bu roman günümüze ışık tutmakta ve kitlelerin sosyolojik olgularla yönlendirilmesinin gözler önüne sermektedir. Din, ahlak, milliyetçilik ve ticaret gibi normların bu yönlendirmede nasıl birer araç olduğunu okuyucuya sunan bu roman serisi akıcı kurgusuyla severek okuyabileceğinizi düşündüğüm bir eserdir. Keyifli okumalar dilerim. "Bir İmparatorluk'un çöküşü, beyler, devasa bir olaydır ve böylesi bir şeyle baş etmek
Duygu/Düşünce
VakıfIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 20174,321 okunma
10/10
·112 syf.··
2021 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2021 23:01
Peyami Safayı ortaokul yaşlarımda okuduğum Cingöz Recai hikayelerinden tanıyor olsam da bu romanıyla beraber dilin ne kadar ustalıkla kullanıldığına bir kez daha şahit oldum. Bilinçakışı tekniğinin "anlamlı" olarak kullanılması romanda kendini daha ilk sayfalardan hissettiriyor. Romanın konusundan ziyade anlatış biçimi beni çok etkiledi ve sağlığıma şükür dedirtti. Çocukluğumda bronşit hastalığı geçirmem hasebiyle anlatılanlar yer yer beni belli belirsiz olan anılarıma götürdü. Romanda kullanılan Osmanlıca kelimelerin anlamları dipnot olarak verilmiş fakat çoğu zaman bakma ihtiyacı bile duymuyorsunuz. Günümüze geldiğimizde artık bu kelimelerin kullanılmıyor oluşu da insanı biraz hüzünlendiriyor. Sıklıkla duyduğum "Peyami Safa oku, kelime hazinenin geliştiğini göreceksin." söylemlerine bu romanla beraber tatbik etmiş oldum. Modern roman tekniklerinin bariz bir şekilde görüldüğü bu romanla yazarın diğer romanlarını okumak için inanılmaz bir istek duyduğumu da belirtmeden geçemeyeceğim. Yeri geldiğinde kısa yeri geldiğinde ise uzun paragraflar romanın iç akışına sağlam bir işlevsellik kazandırmış durumda. Yazarın kendi hayatından da izler taşıdığını bildiğimiz bu romanla "psikolojik tahlil" olayının edebiyatımıza nasıl sağlam bir şekilde girdiğini görmek ise Türk Edebiyatının köklü geçmişini yeni türlere nasıl yansıttığının hayret verici bir örneği olabilir.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022120,9bin okunma
DÜŞLÜYORUM ÖYLEYSE VARIM AMA KİMİM?
10/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2021 01:05
Sevgili okur öncelikle merhaba, incelemeye gecmeden önce küçük bir hatırlatma yapayım. Incelemeyi romanı okumaya niyetliyseniz veya okumaktaysanız bittikten sonra bu yazıyı okumanız daha isabetli olur. Üst kurmaca tekniğiyle kurgulanmış bu romanda bunu ilerleyen sayfalarda derince hissediyoruz. Gerçek ile kurgu arasinda gidip gelmeler ve hangisinin gerçek hangisinin kurgu oldugunu bilememe hali, zıtlıklarla dolu dünya yer yer açıkçası beni heyecanlandırdı. Yazar romandaki yapıyı yazar, okur ve de kahraman ilişkisi üzerine kurgular. Uzun Ihsan Efendi'nin Ihsan Oktay Anar'ın kendisi olduğunu yer yer sezinleriz. Fakat Uzun Ihsan Efendi'nin romanda geri plana atılıp yer yer ortaya çıkar, romanın asıl kişisi daha çok Bünyamindir. Fakat Bünyamin'in romanda geçen olaylara karşı güçsüzlüğü ve sık sık ağlaması elbette bilinçli yapılmıştır. Bünyamin'in silikliği romanın ilerleyen sayfalarında da Büyük Efendinin dikkatini çekmiş ve "çok şey biliyormuşsun gibi konuşuyorsun. Ancak fazlasıyla silik birisin. Ağzından çıkan sözler beni şaşırtıyor, sanki biri bu sözleri kulağına fısıldıyor gibi. Kim bilir belki de birinden ilham alıyorsun" diyerek sürekli Bünyaminin güçsüzlügünden dem vurmaktadır. Fakat Uzun Ihsan Efendi ile Bünyamin arasındaki ilişki baba-oğul ilişkisi olarak göze carpsa da arka planda yazar-okur ilişkisini de görmeden edemeyiz. Romanın dili üzerine bir inceleme yapmak gerekirse yer yer Osmanlıca kelimelerin ağırlıklı olduğu bölümler karşımıza çıkmakta. Romanın giriş bölümünün bu anlamda hemen göze çarptığını söyleyebiliriz. Romanın hâkim anlatıcısının anlattıklarını "Osmanlıca" anlatması kurgusal oyunun bir parçası haline getirilmek istenmiş olabilir. Yer yer kurgusal olarak Uzun Ihsan Efendi ve yazar olarak da Ihsan Oktay Anar'ın karıştırılmasını da bu "dil"
Edebiyat
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma