Halis Elbey

Halis Elbey
@haliselbey
Anadolu Üniversitesi - Türk Dili ve Edebiyatı
İzmit
1998
23 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Mektubun Çözümü
"Morde ratesden, Esur tinda serg! Teslarom portog tis ugor anleter, ferto tagan ugotahenc metoy-doscent zist. Norgunk! UBOR-METENGA" "Gerçek ölüm oranlarını elde ettik, Bizim için artık bir öneminiz kalmadı! Eğer size kanun gereği taşınmaktan söz edilirse ki ölüm oranlarını değiştirmek için yaptığınız teknik düzenbazlıkların belgeleri elimizde, buradan gidin. Ya da en kötü ihtimalle olduğunuz yerde kalın! Gizli-Sükûnet" Not:Mektubun çözümü için yaklaşık 5 sene üzerinde çalıştım. Mektubun içerisinde kullanılan birçok sözcük Latince, İspanyolca ve ölü kuzey dillerinden devşirme. Nihai olarak beni en çok teskin eden sonuç yukarıdaki gibidir. Oğuz Atay okurlarıyla yaptığım bu çözümlemeyi paylaşmak istedim. Lütfen çalışmamı izinsiz almayınız. (Banu Kapkıner)
Sayfa 39 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2022 67. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2022 23:46
Pınar Kür okumak ülke geçmişinin sosyolojisini okumak gibi. Gerçekliğin; gerçeğe çok yakın şafak pembesinden gecenin puslu mavisine gittiği bir hikaye. Burjuva sınıfının bayağılığını, 68 olaylarını, 71 muhtırasını, sınıf bilincini, sınıf değiştirmenin zorluğunu, aşkı, devrimci olmayı, işkenceyi, sokak ortasında kurşunlanan öğrencileri, grevleri, herkesin dilinde olan özgürlük kavramının içini kimsenin bilmediğini anlatıyor. Politik olanla gündelik olanı, bilimsel olanla duygusal olanı iç içe geçirmeyi ustalıkla başarırken, budaklanmış ilişkiler sarmalının dalının nereye varacağı kestirilemiyor eserde. Yer yer boğulma, soluk alamama hissini yoğun hissettirmesinin nedeni 50 yıl geçmesine rağmen sistemin aynı noktada olması.
Edebiyat
Yarın YarınPınar Kür · Can Yayınları · 2017626 okunma
"Aptal akıllıyı, akıllı da aptalı öngöremez."
Sayfa 135·Kitabı okudu
Edebiyat
Pamuk vs Abdülhamit (!)
8/10
·544 syf.··
2021 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2021 22:16
Selamlar! Bugün hem Veba Geceleri için hem de Orhan Pamuk için bir inceleme yazmak istedim. Biliyorsunuz yakın zamanda çıkan bir kitap Veba Geceleri ve bu aralar gerçekten kime sorsam okuyor. Ben de Orhan Pamuk kitaplarının çoğunu okuduğum için, Veba Geceleri de bu ayın okuma planındaydı. Zaten Pamuk, kitabı salgından önce duyurmuş ve yazdığını da belirtmişti. (Hattâ kitap sonrası canlı yayınlarında 30 yıldır bu romanın üstüne düşündüğünü, Kar romanında bile bu konudan esinlendiğinden dolayısıyla aradaki benzerliğin bir rastlantı olmadığından da bahsetti. Buralara ilerde değineceğim.) Kitabın konusundan kısaca bahsedelim sonra da ben fikirlerimi yazayım. 1901 baharında Osmanlı'nın 29. vilayeti Minger Adası'nda veba salgını baş gösterir. Abdülhamit'in de isteği ile İzmir'deki salgını başarı ile yöneten Bonkowski Paşa Minger'e gider. Burada gördükleri, salgının gerçekten ileri safhada ve müdahalenin kaçınılmaz olduğudur. Adada yaşanan birçok şey sonrası bir de hikâyeye V. Murat'ın damadı Doktor Nuri dahil olur. V. Murat'ın kızı Pakize Sultan ile kısa süre önce evlenmiş olan Doktor Nuri, aynı zamanda başarılıdır da. Öte yandan kitabın ilerlemesi ile Genç Osmanlı subayı, adada doğup büyümüş ve madalyalar almış Kolağası Kâmil ve aşık olduğu Zeynep ile de tanışırız. Salgının ortasında yaşanan bir cinayetle, gelişen ikili ilişkilerle, zor şartlar altında uygulanmaya çalışan bir karantina ile de karşılaşırız. Yani, hem aşk hem salgın hem de tarih ve siyaset okutur Pamuk bizlere. Kitabı ben iki yönden değerlendirmek istiyorum. İlk önce olumlu fikirlerimi yazacağım. Kitap benim açımdan akıcı ve hızlı ilerledi. Dili daha sade ve anlatım daha anlaşılırdı. (Pamuk romanlarının dili genelde çok da kolay değildir bu kez farklı bir okuma oldu bu nedenle.) Aslında iki kızı olan V.
Edebiyat
Veba GeceleriOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20218,7bin okunma
9/10
·154 syf.··
2019 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2019 19:49
Not: Bolca spoiler içerir. Kitabı bitirdiğimde kapağını kapatıp bir köşeye kaldıracağımı düşünürken, son çeyrekte heyecanlanıp, roman boyunca kafamda oluşan çağrışımları araştırmadan duramadım. Puslu Kıtalar Atlası’nı okurken kurgunun büyüsüne kapılıp da kim bilir neleri kaçırdığımı düşününce Uzun İhsan Oktay Anar Efendi’ye hürmeten onu da tekrardan okumak şart oldu. Kitab-ül Hiyel başlarda absürt karakterlerle, mekanik anlatılarla, çizimlerle yer yer güldürüp, yer yer de sıkarken, özellikle Üzeyir Bey’in anlatıldığı son kısımda onun aydınlanması gibi okuru da aydınlatmayı amaçlamış. İhsan Oktay, tarihi birçok karaktere ve olaya benzerlikler kurmak yoluyla romanında yer vermiş. Yazarın bu kitabında büyük mucit El-Cezeri’den esinlendiği söylenmektedir. Daha kitabın başlarında ismi geçen Cezeri’nin hayatıyla, kitaptaki karakterlerden Diyarbakırlı iki mucit kardeşin hikâyeleri arasında da benzerlikler kurmak mümkün. Ana karakterler ise doğrudan dinler tarihinden alınmadır. Yafes Çelebi, Nuh’un üç oğlundan biri olan Yafet’i anımsatmaktadır mesela. Ancak kurgunun gidişatını doğrudan etkileyen asıl iki karakter Calud (Golyat) ve Davud küçük farklarla doğrudan dinler tarihindeki gerçek kişilerden alınmadır. Calud’un iri, güçlü kuvvetli oluşu; Davud’un silah, top, tüfek gibi metalden yapılma şeyleri insanüstü bir güçle eğip bükerek bunlardan kuş figürleri yapması, sonunda hiç büyümeyerek hep çocuk kalan güçsüz Davud’un dev cüsseli Calud’u attığı taşla iki kaşının ortasından vurarak öldürmesi hikâyelerinin bazılarını birebir, bazılarını da simgesel benzerliklerle Yahudi ve İslam kaynaklarında görmek mümkün. Bunların dışında da padişahlara, bilim adamlarına, tarihsel vakalara bol bol yer verilmiş. Tarihsel göndermeleri bir yana bırakırsak, kitabın başından sonuna kadar
Kitab-ül Hiyelİhsan Oktay Anar · İletişim Yayıncılık · 20205,8bin okunma