Sevgi, sevilen insanın fiziksel varlığının çok çok ötesine geçer. Sevgi en derin anlamını kişinin tinsel varlığında, iç benliğinde bulur. Sevilen kişinin gerçekte orada olup olmaması, yaşayıp yaşamaması bir anlamda önemli olmaktan çıkıyor.
"Tam zamanında öldü. Bir kurşun yemiş gibi. Kahraman oldu, evet kelimenin tam anlamıyla kahraman oldu, halbuki ateş eden falan yoktu. Onunla birlikte olan herkes için aynı tehlike vardı, onlara göre hiçbir avantajı yoktu, sadece belki daha kolay ölme üstünlüğüne sahipti. Sonuçta diğerleri ne yaptı? Diğerleri için o gün, aşağı yukarı diğerlerinden farksız bir gündü".
Zamanın ne olduğundan habersizdi. Önünde tanrılar gibi, yüzlerce gençlik yılı olsa dahi, ona düşen pay hep küçücük olacaktı. Oysa, onun önünde, tersine, basit ve sıradan bir yaşam, cimrice verilmiş bir armağan gibi, yılları parmakla sayılabilecek ve insan tanıyana kadar eriyip gidecek küçücük insani bir gençlik vardı.