Arnavutluk'ta anne karnında iken babasının 'erkek çocuk' beklentisiyle dünyaya gelen Matya bugün otuz üç yaşında. Bekaret yemini ettiğinde Bekiá olmayı çoktan geride bırakmış. Bölgede hüküm süren Kanun herkesi esir almış. Kan davaları erkek çocuklar etrafında dönüyor, erkek çocuğun yoksa hem halk hem de Kanun seni de yok sayıyor. Matya önce babasını, sonra annesini, ardından da çekip giden erkek kardeşini kaybetmiş. Şimdi sadece hayatında inek ve babasından yadigar güvercinler var.
Yaşanmış hayat hikâyesinden yola çıkan anlatı, günümüzde hikayenin kahramanının bir gazeteciye röportaj vermesi üzerine kurgulanmış. Şahane bir feminist metin diyebilirim. Yaşananlar çok etkileyici ve sarsıcı. Sadece bir toplumun gelenekleri değil aidiyet, kimlik, özgürlük ve gibi bir çok kavramı eksenine almış anlatı. Aldığı ödülü sonuna kadar hak ediyor