Ittihatcilar(Selanik) ve Sultan 2. Abdülhamit(Istanbul) arasında yaşanan amansız mucadele ve çatışmayı sürükleyici bir biçimde anlatan bir kitap. Sultan 2.Abdulhamit'i seven birisi olarak bu kitap yüzünden Ittihatcilara ozellikle de merkezi komite üyelerine karşı bir antipati oluşmuştu bende. Bu kitap bazi merkezi komite uyeleri(Enver Paşa, Cemal Pasa,Ziya Gökalp, Mehmet Cavit Bey, Doktor Nazım vs) hakkında kitaplar okumama vesile oldu. Okuyunca baktim ki bu adamların da her biri ayri birer vatansever. Ozaman bu mücadele neden yaşandı? Bu mücadele yuzunden Selanik basta olmak üzere Balkanlar elimizden gitmedi mi?(Edirne'yi bile kaybediyorduk) Devletin bekası ve milletin selameti için çatışma yerine uzlaşma mumkun olamaz miydi?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Cem Seymen'in Ürgüp'te başlayip İstanbul ve Amerika'ya kadar uzanan hikayesi.Sadece kitabin içinde gecen yazar ve kitap isimlerini bir yere not almak için bile okunmaya değer olduğunu düşünüyorum.
Vatansever, gözü kara, idealist, davasına sadakatle; eşine ise aşkla bağlı bir askerin sıradaşı yaşam hikayesi. Enver Paşa'nin kara kalem ile insan portresi çizebildigini, sürgünde dahi sabah erkenden kalkıp çalışmaya başladığıni bu kitap sayesinde öğrendim. Sultan II.Abdülhamit'in en büyük hatasinin Enver Paşa gibi vatansever ve gozu kara genc aydin ve subaylar ile uzlasmamasi olduğunu düşünüyorum. Bu uzlaşma olsaydı Sultan 2.Abdulhamit'in tecrübesi ve ittihatcilarin enerjisi ile Osmanlı Devleti uzun yıllar daha yasayabilirdi
Avrupalilarin aşağıladiği, Osmanlilarin ise pek de kaale almadiği Rusya'yi Modern ve güçlü bir devlete dönüştüren Deli(Bence Dahi) Petro'nun hikayesi. Zamanın gerisinde kalmış bir toplumun, zamanin çok ilerisinde yaşayan bir lider onderliginde neler yapabileceğine şahit oluyorsunuz. Petro'nun sadece Rus toplumunun degil onların ezeli rakibi olan Osmanlılarin da kaderine yön verdiğini düşünüyorum. İktidara yürümesini bilecek kadar cesur, Avrupanin tekniğini ülkesine taşıyabilecek kadar komplekssiz, Güçlü dusmanini yenebilmek icin diğer düşmanları ile ittifak kurabilecek kadar akıllı, kurdugu sistemin yaşaması için oglunu dahi feda edebilecek kadar acımasız, tarihi başkent Moskova dururken oradan çok uzaklarda yeni bir başkent kurabilecek kadar ufku geniş, vesayet sistemini değiştirip kendisinden sonra eşinin çariçe olmasını saglayabilecek kadar radikal olan Petro'ya dusman bile olsa ancak saygi duyulabilir.
Sık kullanilan farsça ve arapça kökenli(eski Osmanlı turkçesi de denebilir) kelimeler yüzünden anlam bütünlüğünü kavramakta zorlanilsa da hece ve kafiyelerdeki mükemmel uyum şiirlerini keyifle okumanızı sağlıyor. Şiirlerinde kullandığı bazı cümlelerin atasözüne dönüştüğüne şahit oluyorsunuz. Zahmetli ama okumaya değer.