Yüksekte duranların aşağı, uçuruma atlama isteği duyduğu söylenir. Sanırım, pek çok intihar ve cinayetin sebebi de revolverin ele alınmış olmasıdır. İşte aynı uçurum, işte hedefi ıskalayamayacağı kırk beş derecelik bir açı ve insanı dayanılmaz bir şekilde tetiği çekmeye zorlayan bir şey.
İşte böyle, ne dostluğun şefkati, ne yerin ne de göğün güzelliği ruhumu kederden kurtarabilirdi; sevginin vurgusu dahi etkili değildi. Hiçbir yararlı etkinin nüfuz edemediği bir bulut tarafından çevrelenmiştim. Ayağımı parçalayan oka baka baka ölmek üzere, tutmayan bacaklarını ayak basmamış çalılara sürükleyen geyik - tıpkı ben.
İşte tam da o dönemde, Drago, insanların her zaman birbirlerinden uzakta olduklarını fark etti, birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendine ait oluyor, hiçkimse o acıyı birazcık olsun dindiremiyordu; bir insan acı çektiğinde duydukları sevgi ne kadar büyük olursa olsun, diğerlerinin bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti.
Güzel bir söz vardır: hiçbir şey. Hiçbir şey düşünme. Başbakan'ı düşünme, Katolikleri de düşünme. Küvette ağlayan, terliklerine kahve damlayan o palyaçoyu düşün.