Bir Mün'im-i Kerim, maddî ve manevî nimetlerin lezizleriyle onu perverde ediyor. O da ona mukabil; fiiliyle, haliyle, kàliyle, hattâ elinden gelse bütün hâsseleri ile, cihazatı ile şükür ve hamd ü sena eder.
Sözler - 329
"Hamd, göklerde olanlar ve yerde bulunanlar(ın tamamı) kendisinin olan Allah içindir. Âhirette de hamd, ancak O'nadır. O hüküm ve hikmet sahibidir, (her șeyden) hakkıyla haberdardır."
Hz. Ömer (r.a)'ın tayin ettiği şûrâ heyeti tarafından halife seçildiği zaman, Hz. Osman (r.a) minbere çıktı. Kaynakların “hayâ timsali” olduğunu bildirdiği Üçüncü Halife, bu ilk hutbesinde biraz tutuk bir şekilde Allah Teâlâ’ya hamd ve Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz’e salât ü selâmdan sonra şöyle dedi:
“Ey insanlar! (Ata, deveye vs. ilk defa binen kimse için) ilk biniş zordur. Bugünden sonra da günler var. Eğer yaşarsam, daha sonra size gerektiği gibi bir hutbe irad edeceğim. Biz hatip değiliz; fakat Allah bize (beliğ bir şekilde hutbe irad etmeyi de) öğretecektir.”
Muhkem kaleleri birbiri ardınca ele geçirilen İran toprakları tamamen fethedilip, İran hükümdarı Yezdicerd Fergana’ya kaçtıktan sonra, fetih haberi ve ganimetler Hz. Ömer (r.a)’a geldi. Halife mescidde minbere çıktı; fetih haberinin anlatıldığı mektup bir kere de cemaat huzurunda okundu. Ardından Hz. Ömer (r.a) ayağa kalkarak şunları söyledi:
Allah Teâlâ’ya hamd ü senâ ve Resûlü’ne salât ve selâmdan sonra...
Muhakkak ki Allah Teâlâ Hz. Muhammed (s.a.v)’i hidâyet ile gönderdi. O’na tâbi olanlara karşılığın hemen verileni de, daha sonra verilecek olanını da, dünyanın ve ahiretin hayrı olarak vaat etti ve şöyle buyurdu: “O Allah ki, dinini bütün (bâtıl) dinlere üstün kılmak için Resûlü’nü hidâyet ve Hak Din ile gönderdi; isterlerse müşrikler hoşlanmasınlar” (9/et-Tevbe, 33; 61/es-Saff, 9). Hamd, vaadini yerine getiren ve kuluna zafer nasip eden Allah’a...
Allah Mecûsîlerin mülk ve devletlerini helâk etti, topluluklarını dağıttı. Artık onlar memleketlerinde Müslümanlara zarar verecekleri bir karışlık yere dahi sahip değiller.
Dikkat edin! Allah, nasıl hareket edeceğinize bakmak için sizi onların toprağına, memleketine, mallarına ve evlatlarına vâris kıldı.