Ve bunu söylerken yüzünü gölgeleyen hüzünde ömrünün hazin tecrübesi görünüyordu. Her çeşmenin başında bir kere durmuş, yalnız orada serinlemek hülyasına kapılmış fakat serin suya dudakları değer değmez, "Bu değil, muhakkak öbürüdür," diye daha kanmadan öbürüne koşmuştu. Böylece soğuk rüzgarların doldurduğu bir arafta kendi vücudunu aramaya mahkûm serseri ruh gibi tenden tene girmiş, hiçbirinde bir lahzadan fazla duramamış, şimdi bütün tecrübeleri iflas ettikten sonra, Mümtaz'la Nuran'ın aşklarında ısınmaya gelmişti.
"Ben inziva'yı seviyorum yalnızlığı değil." der A. Hamdi Tanpınar.
Oğuz Atay ise " Beni yalnız kalmayı tercih ettiğimi söyleyerek yalnız bıraktınız. "der.
İnsan yaradılışı tam bir eşitliğe razı olamaz. Ufak tefek imtiyazların teşvikine de muhtaçtır. Diyebilirim ki, bizzat iyilik dahi, ancak ceza görmesi ve ayıplanması icap eden bir kötülüğün bulunmasıyla kabildir.
Sadece Ahmet Hamdi Tanpınar ya da Yahya Kemal değil, İdris Küçükömer Niyazi Berkes, Cemil Meriç de Türkiye modernleşmesinin ıskaladığı adamlardır.
Modernleşmeciler, bu adamları hiçbir zaman tam anlamıyla anlamamışlardır, okuyamamışlardır bile. Bunlar akılları ve vicdanları görece özerktir. Niyazi Berkes bu ülkenin yetiştirdiği en olgun kemalisttir bence, ama yurt dışına kaçmak zorunda kalmıştır. Derste Marx anlattığı için kovulmuştur bu ülkeden. İdris Küçükömer CHP muhafazakardır dediği için soldan aforoz edilmiştir. Cemil Meriç bu ülkede "Ben komünist'im" diyen ilk adam olmasına rağmen soldan çok muhafazakarlar tarafından okunmuştur uzun yıllar.