“ Dikkat edin, vücutta bir et parçası vardır, eğer o iyi olursa vücudun tümü iyi olur; şayet o bozuk olursa vücudun tamamı fena ve bozuk olur. İşte o kalptir.” ( Hadis-i şerif, Buhari, “İman”,39)
Kalp... Fizikî olarak bir et parçası,kas yığını fakat manevi olarak bakarsak içine kainatı hatta kainata sığmayanı bile sığdırabilecek kadar derin ve uçsuz bucaksız. Gören, bilen ve kavrayan, idrak eden, insana dair her şeyin öznesi... Kalbimiz bir cevher, aklımızsa o cevhere ulaşmamız için rehber. Akıl salt bilginin kalp ise hikmetin, hakikatin yurdudur. Bu yüzdendir ki insan evvela kalbini bilmeli, kalbiyle bilmeli, kalbiyle görmeli.
Zira " Gerçek şu ki; gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler kör olur."(Hac,46) buyrulmakta. Kalp gören, bilen ve idrak eden olduğu için yükümlü ve sorumludur da aynı zamanda. Güzel görmekten, güzel düşünmekten, erdemleri ve sevgileri çoğaltmaktan, kötülükleri ise azaltmakla yükümlüdür.
“Bir insanın kalbini anlamak için yüz gün; insanın kendi kalbini anlaması içinse biraz daha fazla zaman gerekiyormuş, sonsuza kadar...” diyor kitapta yazar. Kalbi anlamak, içimizde saklı olanın peşine düşmek. Hep dışarıya bakan gözü içeriye çevirmek, kendine yolculuk... Uzun ve meşakkatli bir yolculuktur bu, çünkü insan kendisine sandığından daha da yabancıdır. Oysa kalbimizi bilmeye, mânanın peşinden gitmeye ne çok ihtiyacımız var. Özellikle de her şeyin maddeye indirgendiği şu zamanda. İşte bu kitap tam da bunun için yazılmış, kalbe dönmek isteyenler için...
Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde kalbin ne olduğunu, ikinci bölümde kalbin muhtevasını üçüncü bölümde ise kalbi içselleştirmek için daha çok örneklere yer verilmiş. Hemen her yazının başın divan şairlerinden alıntılarla başlıyor. Ara ara anlatılan kısa hikayeler hem kitabın içeriğini