Türkçenin Söz Varlığı
Puan vermedi·256 syf.··
2025 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 16:31
Bir proje kapsamında ‘ödev’ olarak verilen bu kitabı okumak beni çok yordu. Okurken dikkat gerektiren, önemli yerleri gözden kaçırmamak gereken bir kitaptı. Özetini çıkarmam gerektiği için, incelemeden ziyade bende buraya özetini bırakacağım. Yazar Prof. Dr. Doğan AKSAN bu eseri ile bu alanda araştırma yapacak olan ya da bu alan ile ilgili ilgili olacak olanlara harika bir kaynak kitap yazdığını belirtmek isterim. Türk dilinin zenginliğini ve derinliğini keşfetmek isteyenler için önemli bir başvuru niteliğinde kaynaktır. Aksan, Türkçenin söz varlığını analiz ederken dilin geçmişten günümüze nasıl everildiğini, kökenlerini ve dilsel zenginliğini keşfeder. Aksan, Türkçenin tarihsel süreç içerisindeki değişimlerini ve bu değişimlerin toplumsal, kültürel ve coğrafi etkilerini de inceler. Aksan, bu eserinde Türk dilinin dönemsel evrimini, yabancı dil etkilerini, kelime türetme süreçlerini ve dildeki farklı lehçeleri tartışarak, okuyucusuna Türkçenin dilbilimsel yapısına derin bir bakış açısı sunar. Hangi kısmını eklemesem üzüleceğim ancak Türk dinin söz bilimleriyle ilgili gözlemler ve saptamalarını başlık başlık değinmeye çalışacağım. KÖKTÜRKÇENİN SÖZ VARLIĞI Türkçenin elimizde bulunan en eski yazılı kaynağı Köktürk yazıtlarıdır. VIII. ‘da yazılmıştır. Köktürk yazıtlarında saptanan özellikler şöyledir; -Türkçenin eldeki bu en eski ürünleri tek tek 900 kadar sözcüğü içeren, konuları sınırlı yazıtlar olduğu halde yalnız somut kavramlar açısından değil, soyut kavramlar açısından da zengin bir dil niteliği göstermektedir -Yazıtlarda görülen ve bizim “ileri öğeler” olarak adlandırdığımız kimi sözcükler, yazıtlarda geçmeyen, ancak o dönemde yaşadığı anlaşılan kimi sözcüklerin varlığını ortaya koymaktadır. -Türkçenin ilginç bir özelliği olan ikilemelerin o dönemde de çok yaygın
Türkçenin SözvarlığıDoğan Aksan · Bilgi Yayınevi · 2015103 okunma
Filozof David Bradshaw'ın incelemesi....
8/10
·606 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Şubat 2025 21:39
..... Dünya "F.S. 632'de, bu istikrar yılında" geçmektedir -yani Amerikan araba kodamanı Henry Ford (1863-1947)'un gelişinden 632 yıl sonra; Henry Ford ki onun çok başarılı olan T Modeli (1908-1927) taşıma bandı ve uzmanlaşmış emek gibi salt toplu üretim yöntemleriyle üretilmiş ilk otomobildi. Ford, Dokuz Yıllık Savaşla büyük Ekonomik Bunalım'ın çifte felaketinden sonra kurulmuş bir küresel kast sistemi olan Dünya Devleti'nin önde gelen ilahıdır, onun endüstri felsefesi de bu düzen içindeki hayatın her yönüne hükmeder. Dünya Devleti'nin istikrarı, biyolojik mühendislik ve insanı her yönden koşullandırmanın terkibiyle sağlanır. Bu devletin standartlaştırılmış ikimilyar yurttaşı sadece onbin soyadını paylaşır, dünyaya da doğarak gelmemişlerdir, önceden belirlenmiş rollerini yerine getirmek üzere 'kuluçka'dan çıkarılmışlardır. Politik gövdedeki hücrelerden öte bir şey değillerdir. Çocuklukta edilgen itaatin, maddi tüketimin ve önüne gelenle düşünmeden yatıp kalkmanın erdemleri hipnopedya (uykuda öğretim) yoluyla telkin edilir. İleriki yaşamlarında Dünya Devleti'nin yurttaşlarına ücretsiz somalar, hükümetçe onaylanmış haplar verilir ve sürü halinde Cemaat Terennümleri ve Dayanışma Ayinleri için (ki rutin olarak bir sefahat alemiyle sona ererler) toplanırlar; bu toplantılar Dünya Devleti'nin savsözü olan "CEMAAT, ÖZDEŞLİK, İSTİKRAR" değerlerini daha derin biçimde aşılamak için düzenlenir. Hayatın her yönü toplumsal yarar düzeyine indirgenmiştir, hatta cesetlerden kullanışlı fosfor kaynakları olarak yararlanılmaktadır. Dünya Devleti'nin on bölgesinden her biri Yerel Dünya Denetçisi tarafından yönetilir. 'Ford-hazretleri' Mustafa Mond, Londra merkezli Batı Avrupa bölgesinin Denetçisidir ve en altta ayak işleri için döllenmiş Epsilon-Eksi Yarı Moronları ile onların üstünde
Edebiyat
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 201273,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kara Defter - İan Rankin
4/10
·463 syf.··
2024 9. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2024 22:44
Konu: Brian Holmes komaya girer. Kara defterine yazdığı bilgiler yüzünden mi hastanelik olmuştur? Amiri ve meslektaşı Rebus, bu bilgileri araştırırken 5 yıl önce olan Central otel yangını ve yanmış bir ceset ile bağlantılı olduğunu öğrenir. Yangının sebebi nedir? Ceset kime aittir? Günümüzle ilgisi nedir? Bu bir cinayet, intihar veya kaza mıdır? Rebus geçmişi kazıdıkça başına tehlikeli olaylar gelmeye başlar. Birileri olayın gün yüzüne çıkmasından rahatsız olmuştur. Peki kimdir bu birileri? Bu kitaba uygun yaş önerim: +20 Cinayet, intihar, kan, vahşet, ölüm, cinsellik... içerir. Bazı yerler tüyler ürpertici. Bu kitabı okumalı mısınız? Yazarın diğer kitaplarına göre ortalama bir kitap. Tüm kitapları gibi anlam kargaşası, olayların bölünüp durması, uzun süre düşük tempoda gitmesi özellikleri hala var. Ama alıştığımdan zaten böyle bir şey bekliyordum. Tüm olayların sonuca bağlanması iyi bir gelişme. Bu güzel. Rebus zekasını kullanarak birçok olayı çözüyor, bu da iyi. Tüm olayların ilerlemesini düşünürsek sonu biraz sönük kalmış. Evet, fena olmayan bir kitap ama çok da harikulade bir eser değil. Boş vaktiniz varsa neden olmasın? Puan: 4/10 SPOİLER Kitabın Özeti: Karakterler: John Rebus: Ana karakter müfettiş, zeki ve dövüş yeteneklerine sahip, esprili Michael Rebus: Rebus'un *y*şt*c* kullanmaktan 3 yıl hapis yatıp çıkmış erkek kardeşi, hipnozcu Dr. Patience: Rebus'un şuan beraber yaşadığı sevgilisi. Brian holmes: Nell ile evli, genç, zeki ve hırslı Dedektif çavuş Siobhan Clarke : Zeki, soğukkanlı, çevik kadın dedektif polis Müdür Watson: amir Amir Lauderdale: Müdür Watson'ın koltuğunda gözü olan, keskin zekalı, çıkarçı biri Müfettiş Flower: Hırslı ve yalaka biri, Rebus'tan nefret ediyor. İki adam bir cesedi uçurumdan aşağı atar. Konuşmalarından bu işi yapmaya alışkın
Kitap İncelemesi
Kara DefterIan Rankin · Alfa Yayınları · 201955 okunma
Şiirde Uç Noktalarda Kalem Oynatmak
10/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
Şiirde Uç Noktalarda Kalem Oynatmak Halit YILDIRIM Her ne kadar şiirin tam bir tanımı yapılmamışsa da “şiir yürek sesidir” desem kimse itiraz etmez sanırım. Belki de bunda her şairin farklı bir dünyasının olması, farklı bir tarzı olması sebeptir. Önceleri şiir için ölçülü ve kafiyeli söz olarak bakılırken bugün bu tanımın dışında çok farklı şiirler üretilmektedir. Şekil, kalıp, form, teknik… adına ne derseniz deyin her şey çok değişti. Bu yüzden bu şiirdir, bu değildir gibi bir sınıflandırma ya da değerlendirme yapmak çok zor. Bu minvalde “şiir öldü” gibi artık bayatlamış ve büyüklenme kokan sözlere de itibar etmediğimizi de peşinen belirtelim. Bu kısa girişten sonra elimize ulaşan İlkay Coşkun’un “+Uç” kitabı üzerinden İlkay Coşkunun şiirleri hakkında bir değerlendirme yapmaya çalışacağız. “+Uç”, şair İlkay Coşkun’un beşinci şiir kitabıdır. Daha önce sırasıyla; Yüreğimden Süzülen Nağmeler (Gündüz Yayınları 2008), Düş Yolcusu (Antik Yayınları-Şiir 2011), Bilonsa (Şiir Vakti Yayınları-Şiir 2012) ve Bimola (Şiir Vakti Yayınları-Şiir 2017) kitapları yayınlanmıştı. Bunlardan başka yazarımızın deneme türünde; Kahve Bahane (Vilayet Yayınları-2018) ve İç Hatlar (KDY Yayınları- 2020) isimlerinde iki kitabı daha mevcut. Baştan sona bir günde okuduğumuz şairimizin “+Uç” kitabındaki şiirlerinde bu defa farklı bir İlkay Coşkun sesi ve nefesi bulduk… Coşkun bu kitabında biraz daha hikemi bir tarz benimsemiş gibiydi. Şair, “İnsan Denen Şey” şiirinde de itiraf ettiği gibi şiirle buluşulan günden beri başka bir kavgada… Bu kavga zaman zaman hayatın acımasızlığı, adaletsizliği ile olurken kimi zaman da sevgilinin vurdumduymazlığı, vuslatın çileli yolları ve geçip giden zamanla ve tabii ki hafızalardan silinmeyen hatıralarla... Bu kavga bazen coşkun bir lirizmle bazen de hikemi bir
+Uçİlkay Coşkun · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık (KDY) · 202010 okunma
Yok sayılan filozof
10/10
·456 syf.·
2020 148. kitabı
Kimselerin kabul etmediği ancak etkilenmekten de geri kalmadığı filozof Stirner... Asıl adı Johann Kaspar Schmidh olan filozof, geniş alnı sebebiyle kendine takılan lakaplar sonucu adına Stirner dedi. Oldukça çalışkan ve geleceği parlaktı. Ancak cesur görüşlerini ortaya koyunca herkes tarafından dışlanan kimsenin ismini anmadığı birine dönüştü. Halbuki ondan sonra gelen filozoflar ondan oldukça etkilendiler. Marx onu okuyunca şaşırmış etkilenmiş ve yolundan gittiği Feuerbach'dan ayrılmıştır. Engels, onu ilk okuyunca hayran olmuş fakat Marx'ın eleştirileri yüzünden kötülemeye başlamıştır. Nietzsche ise adının onunla anılmasına resmen mani olmak adına hiç bahsetmemiş fakat görünen o ki eserlerinde onun fikirlerine baya baya yer vermiştir. Daha ismini sayamayacağım birçok filozof özgürlük, mülkiyet, haklar, eşitlikle, benlik, hiçlik vs konular ile ilgili görüşlerini anlatmış ancak tüm bunların kaynağının Stirner tarafından ortaya konduğunu reddetmiş ismini anmamıştır. Ortada kötülenen bir filozof varken kim kendini riske atıp popülerliğine gölge düşürmek ister ki? Kahrolsun popülarite! Öyleyse artık geçelim kitaba: "Tanrı sadece kendisini düşünüyor. Onun davası egoist bir davadır" diye başlıyordu anlatmaya. Zaten bize tüm kitap boyunca burdan yola çıkarak göstermeye çalıştığı şey de: "Ben" egoisttir. Egoist olduktan sonra dünyadaki diğer insanlardan daha karlı oluyorsun. Çünkü bir şeyler dönüyor duruyor ama senin umrunda değil. Ben için sadece ben varım! * Dünyada hakikat var mıdır? İyi ya da kötü nedir? Herkesten farklı düşünen birisi kötü müdür? Kesinlik yoktur! Bunlardan geriye düşünceler kalır. İnsan tine bağlıdır. Tinsel olanın varlığını kabul eder ona inanır. Peki ya tin özgür müdür? Tin zincirler ile bağlanmıştır. Özgür olduğu zaman önem kazanır bir anlamı
Biricik ve MülkiyetiMax Stirner · Kaos Yayınevi · 2021477 okunma
-Güneş de sanıyor ki bir tek o yanıyor.-
10/10
·434 syf.·
Beğendi
·
2020 2. kitabı
-Cümlelerinizi bir demet gül sunar gibi söyleyin.- -Dünya aşktan ibarettir, gerisi fasa fiso. -Eylemsiz düşünce, çıkarılmayı bekleyen define gibidir.- -Gölgeyi üşüten güneşe hasretidir.- . "Aşk, bir bedende iki kişi." “Ey aşk...! bir mucize gerçekleştir şimdi Şapkandan bir kumru havalansın Bana öyle büyük ki bu kalp, Gelsin yüreğime yuvalansın” Kitabı okurken sımsıcak bir yürek buldum. Yaşam kavgasının molalarında, sıcacık bir poğaça, buğusu üstünde demli bir çay, sevgi ve vefayla beslenmiş hoş bir muhabbet, zifiri karanlıklarda bir umut ışığı, sığınılacak güvenli bir liman, şifalı bir çift dost eli hissine kapıldım. 438 sayfalık kapsamlı ve güzel bir kitap, aforizmalarla, çarpıcı düşüncelerle dolu bir kitap. Düşünmeyi ve düşündürmeyi hedefleyen, beyinlere seslenen metafor zengini tam bir şiir ziyafeti. Bu ziyafetin menüsünde, sevgi var, sitem var, aşk var, barış var, umut var , çocuk var, kadın, insan, doğa ve Dünya var, kısacası belli bir yaşanmışlık var. Benim en çok sevdiğim aforizmalarının birinde Şair Tahsin Özmen diyor ki " İnsanın pilini, sahip olduğu mallar değil, mutlu olduğu anlar şarj eder." Ben de bu kitabı okurken gerçekten mutlu oldum, yaşam enerjim yenilendi tazelendi. Bu kitapta Şair şiiri, insan insan, insan doğa, insan toplum ilişkileri olarak yansıtıp, sosyal siyasal iktisadi ve kültürel olguların bir bileşkesi olarak ele almış. Bir empati aracı, duygusal paylaşım aracı olarak şairin şiirlerini, esas olarak insanı düşündüren, bunun yanında kimi zaman üzse de, kimi zaman hüzünlendirse de, genelde hayatı sevdiren, manevi bir hazza kaynaklık eden ve eleştirel bir farkındalık yaratmaya dönük şiirler olarak değerlendirebiliriz. Ayrıca Şair şiirlerinde, yaşadığımız zamanın garipliğinden, monotonluğundan, doyumsuzluğundan, duygusuzluğundan,
Şiir
Düşünmek Yaşamın Pasını SilmektirTahsin Özmen · Karina Yayınevi · 2018552 okunma