Merhaba sevgili okur,
Selçuk Baran okumalarına günlükleriyle devam ediyorum. 1948-1989 yılları arasında yazdığı günlükleri zaman çizgisini koruyarak defterler formunda düzenlenmiş. Yavuz Türk tarafından, yazarın o muhteşem el yazısına, gazete kupürlerine, afiş, bilet ve fotoğraflara yer verilerek hazırlanmış.
Her zaman günlük okurken huzursuz olurum. Kişinin mahremiyetini izinsizce ihlal ediyormuşum gibi hissederim. Neyseki bir yerde “İnşallah birisi defteri okur…” diyor, bu biraz içimi rahatlasa dahi yine de benzer bir hisle okudum.
Henüz 15 yaşındayken yazdığı günlüklerle başlıyor kitap. İlk cümleden anladığım kadarıyla ilk yazma denemeleri de değil. 15 yaşında birisinin bu derece olgun üslubunun olması inanılmaz doğrusu. Yazarın büyüklüğünü gösteriyor. Ayrıca henüz çok gençken bile öylesine her şeyi anlayan, derinden hisseden olgun bir ruhununun olduğunu görmek bana hüzün verdi. Yaşıtları gibi aklı beş karış havada bir genç kız olsa daha mutlu olurdu. Her şeyi anlama lânetine yakalanan talihsizlerden olmuş sevgili Baran. Potansiyelinin farkında ama gerçekleştirememiş insan ızdırabını, bir türlü yakasını bırakmayan melankoli içinde boğulan birisini, aynı zamanda histerik bir genç kız kalbinin heyecanları ve arzularını açık seçik gösteriyor.
Kitabın ilk yarısında, ergenlik buhranlarının en olgun insanda bile tesirinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Küçük genç kız kalbinin her aşkın son ve ölümsüz olduğuna inanışının canlı örneği gibiydi Baran. Kitabın ikinci yarısındaysa onu zaman içinde olgunlaşmış bir kadın olarak görmeye başlıyoruz. Fikirleri ve duyguları olgunlaşırken inancının zayıflaması biraz üzücüydü. Babasını soğuk bir Şubat gününde kaybetmesiyle de daha bir çok açıdan da kendimi ona benzettiğim yerler oldu.
İlerleyen yollarda yazdığı günlüklerde siyasi
Ölümün arkada kalanlar üzerine bıraktığı yükten bahseder. Bir gemide yayılan veba mikrobu Hamlet'in kardeşi Judith'e gelir. Ölüm döşeğine düşen ikizini kurtarmak isteyen Hamnet ölümle yer değiştirir. Judith iyileşirken Hamnet bir anda ölür. Oğlunun ölümünden sonra William bir tiyatro hazırlar. Ölen babanın hayaletini William oynar. Hayatta kalıp babasının yasını tutan genç ise Hamnet'e yeniden hayat vermektedir. Bitkilerin şifası, doğaüstü sezgileriyle, avuç içindeki çizgilerden insan ruhunu okuyabilen, toplumsal kalıplara sığmayan vahşi ve bilge karakter olan Agnes evlat acısıyla bu özelliklerini kaybetmeye başlamıştır. Ancak William'ın yaptığı tiyatroda Hamnet'e ölümsüzlük armağan edilmiştir.
Agnes'in evlat acısı yaşadığı kısımlar öyle güzel işlenmiş ki hissetmemek mümkün değil.
"Hamlet, bir prensin intikam hikâyesinden çok, düşüncenin insanı kendi labirentine hapsettiği ve her cevabın yeni bir soruya dönüştüğü bir trajedidir."
HamletWilliam Shakespeare · Adam Yayınları · 199258,5bin okunma
William Shakespeare ‘Hamlet
Hamlet Shakespeare
nein 1600-1601 yıllarında yazmış olduğun bir trajedidir. Eser, Danimarka Prensi Hamlet’inn, babasının ölümünün ardındaki gerçeği babasının hayaleti ile konuşarak öğrenmesi sonucu Claudius’tan (amcası)intikam alma çabasını konu alır,esere sıradan bir intikam hikâyesi olarak bakmamak gerekir; konuşamalar ve ikili diyaloglar arasında vucut bulun insanın varoluşunu,ölümü, iktidarı ele geçirme hırsın ve özgürlüğü sorgulayan derin bir felsefik bir yapısı vardır
Danimarka kralı Hamit’in babasıdır, ve sürpriz bir şekilde ölür, Danimarka kralı ölür ve Hamit’in amcası Hamlet‘in annesiyle evlenerek Danimarka tahtına oturur bir gün kralını hayreti hamle’i görünür ve cinayetin ardındaki sis perdesini aralar kendisini kardeşi clu. …. Gelin öldürdüğünü söyler, bunun üzerine Hamit’in içini müthiş bir intikam duygusu kaplar, olayı araştırır sorgular bunu yaparken müthiş bir iç sorgulamadan geçer, Hamlet deli rolüne bürünür , aslında her şeyin olan bitenin farkındadır ,eserde ağırlıklı üzerinde durulan birkaç ana tema vardır
1- intikam ; Hamlet’in temel amacı babasının intikamını almaktı, bunu yaparken Hamnet sürekli olarak düşünür iklimlerde kalır psikolojik gerilimlerin içine düşer, ve bu süreç Hamleti ciddi anlamda görür Shakespeare’in burada vermek istediği, intikam duygusunun insanı nasıl yorduğudur
2- ölüm eser baştan sona kadar ölümlerle doludur, kralın önü, ophelia nın ölümü, cl sonucunda ki ölüm yaş
Shakespeare’in vermek istediği mesaj önüm karşısında herkes eşittir
3-Varoluş ve Anlam Arayışı
Hamlet’in ünlü “Olmak ya da olmamak” konuşması yaşamın anlamını sorgular. İnsan neden yaşar, neden acı çeker, ölüm bir kurtuluş mudur gibi sorular eserin ana temasıdır
4-Görünüş ve Gerçeklik
Saraydaki herkes bir maske taşır:
-Claudius
HamletWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202358,5bin okunma
Selam. Shakespeare'i ilk okumam dan önce biraz önyargılıydım ve abartıldığını düşünüyordum okuduktan sonra bu hâtamın farkına vardım.
Her dilin kendi mimarları vardır.Rus dilinin mimarı puşkin dir türkçenin mimarı yunus Emre'dir İngiliz dilinin mimarı da Shakespeare'dir daha doğrusu Shakespeare onlardan ayrı olarak kendi dilini oluşturur yani yazdıkları Shakespeare'cedir ve yazıları yüzlerce yıldır unutulmamış'tır. ve yazılarıyla insana ayna tutar insana insanı gösterir Hamlet kitabında'da bunu görürsünüz Hamlet kendisini acımasızlığın ve kaleşliğin ortasında bulur en yakınları ona ihanet etmiştir ve hamlet'te bu haksızlığa karşı savaşır ve bu savaşı uğruna canından geçer hayat da böyledir acımasız ve zalim ama her zaman da hayat da Hamlet gibileri vardır...
Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. İyi okumalar
400 yıl önce yazılmış dizelerin bugün bize hala bir şeyler söyleyebilmesi ne acayip. O günden beri aklımdaydı başta Hamlet olmak üzere,Shakespeare külliyatını daha önce okuduklarım da dahil olarak baştan bir hatmetmek. 400 yıl önce yazılmış şeyler bugün hala bunca geçerliyse, bana zamanında anladığımın ötesinde yeni bir şeyler söyleyecekleri de kesin.