“Yardımları açıktan yapmanız iyidir, güzeldir. Ama muhtaç kimseye gizlice vermeniz sizin için daha hayırlı olur. Böylelikle Allah o sadaka ile günahlarınızdan bir kısmını örter. Allah yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” (2 Bakara 271)
“Sizden her kim başkaları için harcar ve Allahtan korkarsa ve o en güzel kelimeyi yani kelime-i tevhidi tasdik eder ve doğrularsa artık ona en kolay yolu kolaylaştırıp o yolda başarılı kılacağız.” (92 Leyl 5-7)
Sehl İbni Sa’d (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir kadın dokuduğu bir kumaşı getirip Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e hediye olarak verdi ve:
-Bunu giyesiniz diye kendi ellerimle dokudum, dedi. Bunun üzerine böyle bir kumaşa ihtiyacı olan Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) onu alıp belden aşağısına giyerek yanımıza geldi. ashabtan biri:
-Ne güzel kumaşmış bunu bana ver de giyineyim dedi. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) peki dedi. Orada biraz oturduktan sonra evine döndü kumaşı katlayıp o adama gönderdi. Ashabı kiram o sahabiye: Hiç de iyi yapmadın Rasulullah onu ihtiyacı olduğu için giyinmişti, üstelik sen Peygamber (sallallahualeyhi vesellem)’in bir şey isteyeni geri çevirmediğini bile bile o kumaşı istedin, dediler. O sahabi de şunları söyledi:
-Vallahi ben o kumaşı giyinmek için değil kendime kefen yapmak için istedim. Sehl der ki: O kumaş sonunda o kimsenin kefeni oldu. (Buhari, Cenaiz 25)
Beyan et güzellik ayetini mutlak cemalin keşşafından
Tefsir edip açıkla aşk ilmini, defterden söz etme artık
Cedel yoluyla anlayamazsın feleklerin seyrinden âlemin sırlarını
Allah’ın takdir ve hikmetidir, hikmetinden söz etme artık
Hızır’ la yol arkadaşı ol, abıhayatı istiyorsan eğer
Getir câm-ı Cem’i sun, Dara ve İskender’den söz etme artık
Bir işin akıbeti önceden malum değilse eğer
İç mey kadehinden, mukadder takdirden söz etme artık
Yüz kere göz yaşı döksek de yumuşamaz gönlü sevgilimizin
Ne katı gönüllü dilberden, ne de sert mermerden söz etme artık
Yüzlerce ok saplanmış ciğere, yüzlercesine kalkan olmuş sine
Yaralı gönül ile ciğerden ve pare pare olmuş sineden söz etme artık
Sevgili elmas kılıcını çektiğinde, parıldayan şimşekten haber ver
Yakut dolu hokkasını açtığında cevherden söz etme artık
Doğup görününce şafakta Zühre yıldızı, Süreyya’ ya bak
Sevgilinin yüzü görününce, Gü neş’ ten söz etme artık
Mest olmuş yârin yüzün de, yeni doğmuş iki hilal gördük bir an
Ne doğan Ay’ın seyrinden, ne de parlak yıldızdan söz etme artık
Çok söz ettin sevgilinin yüz güzelliğinden ey Mela!
Gel yârin endamını seyret, rivayetlerden söz etme artık..