Ase`ll`haN

Ase`ll`haN
@hamza__00
Nahl 68,69. Ra'd 28
Şeytanın tuzaklarından kurtuluş, Allah'tan yardım istemeye ve O'nu hoşnut edecek davranışları yapmayı sağlayacak vasıta ve sebeplere tutunmaya devam etmekle ancak mümkün olur. "Şüphesiz kullarım üzerinde senin bir hakimiyetin yoktur."¹ sigortasından faydalanabilmek için kalbin her hâl ve hareketinde O'na yönelmesi ve insanın ortaya koyabileceği en güzel davranış olan gönülden kulluğu yerine getirmek gerekir.
İlmin yolu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kitabın girişi muhteşem.
Rabbimiz! Bize tarafından rahmet ver ve bize, (şu) durumumuzdan bir kurtuluş yolu hazırla! Efendimiz Muhammed'i ve âlini rahmet ve bereketinle kuşat. Büyüklüğünü gösteren sıfatları ile dostlarına belli olan/beliren, kusursuzluğunun vasıflarını göstererek onların kalplerini aydınlatan ve nimet ve lütufları ile kendini onlara tanıtan Allah'a hamd olsun. O dostları da böylelikle kavrayıp anladılar ki, O tek ve birdir; her şeyin kendisine muhtaç olup, kendisi hiçbir şeye muhtaç olmayan eşsizdir; zatında, sıfatlarında ve fillerinde ortaksızdır. Bilakis O kendisini nasıl tanıtmışsa öyledir, az veya çok sözlerle yaratıklarının kendisini tanıttığından çok daha yücedir. Hiç kimse O'nu yeterince övemez. Kendilerine peygamberlik bahşettiği kimselerin diliyle kendini nasıl övmüşse O öyledir. O, hiçbir şey yok iken, vâr olandır. Varlıkların yok olmasından sonra varlığı devam eden, yalnız kendisi kalan, hiç yok olmayandır. Varlığı her şeyden âşikâr olandır. Duyu organları ile hissedilemiyen, hayal gücü ile hayal edilemiyen, akıl ile anlaşılamayandır. Hiçbir örtü, mahlukatı O'ndan gizleyemez. O dâimâ hayât sâhibi ve diri olan, her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı idare edendir. Her varlık yok olacak, yalnızca O'nun varlığı bâki kalacaktır...
Alıntı
Ebu Kebşe Amr ibni Sa’d el Enmarî (Allah Ondan razı olsun)’den bildirildiğine göre Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyururken dinlemiştir: “Üç haslet vardır ki şimdi onlar hakkında yemin ederek şunları söyleyeceğim. Bu sözlerimi iyi belleyiniz. 1- Sadaka vermekle kulun malı eksilmez. 2- Uğradığı haksızlığa sabreden kimsenin Allah şerefini artırır. 3- Dilenme kapısına açan kimseye Allah fakirlik kapısını açar. Yada buna benzer bir şey dedi. Şu söyleyeceklerimi de iyi belleyin. Dünyada dört çeşit insan vardır. 1- Bir kul ki Allah kendisine hem mal hem de ilim vermiştir. O da Allah korkusuyla hareket ederek hısım akrabasını görüp gözetmiş, malında Allah’ın hakkı olduğunu bilmiş ve yerine getirmiştir. Bu kimse en üst derecededir. 2- Bir kul da vardır ki Allah kendisine ilim verip mal vermemiştir. İyi ve doğru niyetli kimsedir. O iyi niyetle “Eğer malım olsaydı ben de falan adam gibi davranırdım”, diyor. Bu iyi niyetinin karşılığını görür, böylece ikisinin sevabı da birbirine denk olur. 3- Bir kul daha vardır ki Allah kendisine mal vermiş ilim vermemiştir. Bilgisizliği yüzünden malını gelişi güzel yanlış yerlerde harcar. Allah’a karşı sorumluluk bilincinde olmaz, hısım akrabasını görüp gözetmez, o malda Allah’ın hakkı olduğunu idrak etmez. Böylesi kişi en kötü durumdadır. 4- Allah’ın ne mal ne de ilim vermediği bir kuldur. Bu kişi der ki: “Eğer malım olsaydı ben de falan gibi yaşar malımı öylece harcardım.” ona da niyetinin karşılığı yazılır. Böylece ikisi de günah yönünden birbirine denk olurlar.” (Tirmizi , Zühd 17)
Enes (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir. Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem) islam için ne istenirse mutlaka verirdi. Bir defasında yanına gelen bir adama iki dağ arasını dolduracak kadar bir koyun sürüsü vermişti. Bu adam kabilesine döndüğü zaman: Ey Kavmim koşun müslüman olun. Çünkü Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem) fakirlik ve ihtiyaç korkusu duymadan çok büyük ikram ve ihsanlarda bulunup mal dağıtıyor, dedi. Hadisin ravisi Enes diyor ki: Kimileri sadece dünyalık elde etmek için müslüman olurlardı. Fakat çok geçmeden müslümanlık onların gözünde dünyadan ve dünya üzerindeki her şeydan daha değerli daha sevimli hale geliyordu. (Müslim, Fezail 57-58)
Abdullah ibni Amr ibni Âs (Allah Onlardan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre bir kimse Rasulullah (sallallahu aleyhi vesellem)’e: Müslümanın hangi ameli daha hayırlıdır, diye sordu. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem)’de: “Yemek yedirmen ve tanıdık tanımadık herkese selam vermendir.” buyurdu. (Buhari, İman 6, Müslim, İman 63)