10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
Bazı kitaplar vardır; bittiğinde kapağını kapatırsınız ama anlattıkları uzun süre sizinle kalır. Anlaşılmak Şifadır benim için tam da böyle bir kitaptı. Gülseren Budayıcıoğlu'nun danışan hikâyelerini anlattığı kitaplarını yıllardır severek okuyorum. O hikâyelerde insan ruhunun ne kadar derin, karmaşık ve bir o kadar da kırılgan olduğunu her defasında yeniden görmüştüm. Bu kez ise danışanlarının değil, Gülseren Hanım'ın dünyasına misafir oldum. Mert İnan'ın gerçekleştirdiği bu söyleşide; çocukluğundan gençlik yıllarına, meslek hayatından özel yaşamına kadar uzanan yaşam yolculuğunu okurken samimi bir sohbeti dinliyormuş gibi hissettim. Sayfalar ilerledikçe yalnızca onun hayatına değil, insan ruhunun en görünmez köşelerine de bir yolculuk yaptım. Çocukluğun bıraktığı izlerden ilişkilerde taşıdığımız yaralara, aşkın karmaşık dünyasından değersizlik duygusuna, depresyondan mutluluğun peşindeki arayışımıza, kadına şiddetten dijital çağın yalnızlıklarına kadar hayatın içinden pek çok konuya değiniliyor. Üstelik bunu akademik bir dille değil; sanki karşılıklı kahve içiyormuşsunuz da size içtenlikle hayatı anlatıyormuş gibi bir sıcaklıkla yapıyor. En sevdiğim yanı ise okura bir şeyler öğretmeye çalışmamasıydı. Hayatı anlatıyor, insanı anlatıyor ve gerisini sizin kalbinize bırakıyor. Belki de bu yüzden okurken sık sık satırların altını çizdim. Çünkü bazı cümleler yalnızca okunmuyor; insanın içine yerleşiyor, düşüncelerine karışıyor ve uzun süre orada kalıyor. Bazen kendime döndüm, bazen geçmişime. Bazen de çevremdeki insanları, onların kırgınlıklarını ve sessizliklerini daha iyi anlamaya çalıştım. Kitabı bitirdiğimde elimde yalnızca psikolojiye dair bilgiler değil, kendime dair küçük farkındalıklar da vardı. Ve bir kez daha anladım ki insanın en büyük ihtiyacı kusursuz olmak
Anlaşılmak ŞifadırGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 202638 okunma
Puan vermedi
Başka Şarkılar Söyler Zaman, bizi 80'ler ve 90'ların Türkiye'sine götürüyor. Toplumsal baskıların hayatları şekillendirdiği, insanların çoğu zaman duygularını bile özgürce yaşayamadığı yıllara... Yazar, dönemin ruhunu öylesine başarılı yansıtıyor ki kendinizi bir anda eski mahallelerde dolaşırken, sahaflarda kitap karıştırırken ya da bir pastanenin köşesinde gençlerin hayallerine kulak verirken buluyorsunuz. Cengiz dışarıdan bakıldığında sıradan görünen ama içinde büyük bir yük taşıyan genç bir adam.Çocukluğundan beri peşini bırakmayan bir sır, onun hayatını, seçimlerini ve ilişkilerini derinden etkiliyor. Üstelik bu sır yalnızca ona ait değil; geçmişten bugüne taşınan, birçok insanın kaderine dokunan ağır bir miras. Dila ise romanın en güçlü karakterlerinden biri. Aşkını, hayal kırıklıklarını ve yaşadığı acıları tüm gerçekliğiyle hissediyoruz. Onun hikâyesi yalnızca bir kadının hikâyesi değil; yıllarca susmak zorunda bırakılmış, sesi duyulmayan pek çok kadının da sesi oluyor. Cengiz'in yaşamını şekillendiren sırrın kökleri, geçmişin sessiz tanığı Güllü Ana'ya, yaşananları içine atan Gülsen Hanım'a ve sonunda bu suskunluğa başkaldıran Dila'ya kadar uzanıyor. Üç kuşak, üç farklı kadın ve aynı travmanın farklı yüzleri... Dila geçmişin yüküyle mücadele ederken hayatına Necmi giriyor. Dila'nın taşıdığı acıları ve saklanan gerçekleri bilmesine rağmen onu koşulsuzca sevmeyi seçen Necmi, romanın en etkileyici karakterlerinden biri. Onun sevgisi, fedakârlıkla sınanan sessiz ama derin bir aşka dönüşüyor. Geçmişin gölgesinde büyüyen sırlar, suskunlukla örülmüş hayatlar ve tüm bunların ortasında kendi olabilmek için cesaretle mücadele eden insanlar... Başka Şarkılar Söyler Zaman, yalnızca bir aşk hikâyesi değil; kuşaklar boyunca aktarılan travmaların, yüzleşmenin ve
Başka Şarkılar Söyler ZamanMeltem Trubody · Destek Yayınları · 202412 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
4/10
·280 syf.··
2026 14. kitabı
Ayaşlı İbrahim bir apartmanın 9 odalı bir katını kiralayarak her odasını tek tek kiraya vermektedir.Bir gün odanın birini (kitabın anlatıcısı olan) bir banka memuru tutar.Dokuz oda dokuz farklı kişi dedikoducu hizmetçi Halide,şoför Fuat cilveli karısı Faika (Ayaşlının üvey kızı)eski konsolos Şefik Bey,fabrikatör olduğunu söyleyen İskender Bey,şımarık ve huysuz çocukları olan Abdülkerim Bey ve eşi İffet Hanım,kumar oynamayı seven ve oynatan Turan Hanım, mübadele zamanından beri kaybettiği mallarının peşine düşen Hasan Bey kiracıların bir kısmıdır.Bu insanların yaşamından kesitler sunulur.Dönemin evlilikleri, aşkları,ahlak kuralları,kadınların toplumdaki yerleri,borç,kumar,hastalık, cinayet,uygunsuz beraberlikler,kaos, karakterlerin ruhsal durumları,düşünceleri herşey var.Çok fazla karakter olduğu için bazen bu kimdi diyebiliyorsunuz oldukça rahat okunan, yormayan bir kitap
Ayaşlı Ve KiracılarıMemduh Şevket Esendal · İthaki Yayınları · 20239,4bin okunma
Puan vermedi·560 syf.··
2026 101. kitabı
BRONZ VI / Özge Naz Merhabaalar, içim biraz buruk. En favori serin Bronz’un final kitabıyla geldim. Benim gibi bu seriye veda etmek istemeyenler var biliyorum, gelin sarılalım. Burada kitaptan ziyade serinin benim açımdan duygusal bir yorumu olacak arkadaşlar. Serinin en başından beri Hisar Hisar Hisar dediğim için çok mutluyum. Şimdi dönüp bakıyorum da öyle bir karakter gelişimi gördük ki Hisar’da çok uzun yol almışız gibi hissediyorum. Serinin başındaki o hırçın, herkese saldıran ve yalancı His’în aslında sevildiğinde nasıl da uysal, sevgisine sahip çıkan ama hala muzip bir Hisar’a dönüştüğünü gördük. Benim gerçekten bağlandığım bir karakter oldu, yeri çok ayrı kalacak. Bronz mu desem yoksa sen mi bize gerçek adını söylemek istersin Dante. Bronz’un adını öğrendiğimden beri aklımda bu reels çalıp duruyor. Çok kaliteli bir adamdı be Bronz değil mi? Şöyle aşık olunca sevdiği kadın için yakıp yıkan adamlar nerede derseniz tabi ki kurgularda. Aşırı zeki bir adamdı, kitap okuma keyfimi arttıran bir karakterdi. Serinin başından sonuna kadar ondan yana hiç kötü bir düşüncem olmadı. Ay oğlunu evlendiren anne gibi bir anda duygusallaştım yine. Özge Naz’ın kalemini uzun uzadıya açıklamayacağım. Onu ve kalemini çok seviyorum. Ne yazsa okurum dediğim bir yazar. Okuyucusu ile de iletişimini sık tutar. Ben galiba evlatlık alınmak istiyorum Özge Hanım… Yan karakterler diye girmek istemiyorum cümleme. Çünkü her karakter kitapta sanki baş karakter gibi hem detaylı hem de etkileyici işlenmişti. Yaz be kadın dedim yaz da hepsinin serisini okuyalım. Bir karakter var ki ismini verip spoi yedirmeyeceğim size o beni hüngür hüngür AĞLATTI. Ama onlara kavuştuğu için mutlu hissediyorum artık yalnız kalmayacak. Her karakterin hak ettiği gibi bir son yaşadığını düşünüyorum. Sarı Çiyan,
Bronz 6Özge Naz · Guardian Yayınları · 202683 okunma
8/10
·292 syf.··
Beğendi
·
2026 62. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:41
Orhan Pamuk'un yeni kitabı çıkınca sosyal medyada çok fazla kendisine dair içeriğe denk gelmeye başladım. Bundan birkaç ay önce Masumiyet Müzesi'nin dizi uyarlaması çıktığında da olduğu gibi kendi içimde neden Orhan Pamuk okumadığıma dair bir sorgulamaya girdim ve bu sefer bir adım atıp Orhan Pamuk'tan okuduğum ilk kitabı elime aldım ve Sessiz Ev benim için gerçekten beklediğimden çok daha iyi bir başlangıç oldu diyebilirim. Kitap, 80'li yıllarda, Türkiye için siyasi anlamda çalkantılı bir dönemde geçiyor ve bu dönemde Türkiye'nin çeşitli yönlerini Fatma Hanım, Recep, Faruk, Metin ve Hasan karakterlerinin her birinin gözünden anlatımını sürdürerek okuyucuya sunmuş Orhan Pamuk. Bu anlatıcılar içinde sanırım benim okumaktan en çok keyif aldığım karakter Fatma Hanım oldu. Hem yaşı hem de yaşadıkları gereği bilinç akışı yöntemi bu karakterin anlatımına cuk oturmuş. Kafasındaki o karmaşa, paranoya ve Fatma Hanım'ın takılıp kaldığı ve hesaplaşma ihtiyacı duyduğu geçmişi üzerinden Türkiye'nin bir başka çalkantılı dönemi olan Cumhuriyet'ten hemen öncesi ve Cumhuriyet'in ilanından çok kısa süre sonrasını da okuma fırsatı yakalıyoruz. Tüm bu karakterlerin bakış açısını çok güzel yakalamış ve dönemin siyasi ve toplumsal durumunu her bir karakter üzerinden farklı açılar ve ideolojilerle okuyucuya sunuşu çok keyifliydi. Orhan Pamuk'a dair beklentilerimi aşan bu başlangıçtan sonra kendisinin diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum.
Sessiz EvOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 20248,6bin okunma
8/10
·232 syf.··
2026 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:10
Türk edebiyatının velut kalemlerinden Mahmut Yesari tarafından yazılan Gece Yarısı romanı, 1 Ağustos 1936 ile 3 Kasım 1936 tarihleri arasında seksen beş tefrika halinde Tan gazetesinde yayımlanır.¹ Dönemin tiyatro dünyasına dair renkli bir perspektif sunan romanda Celil Mahir ve çevresindekiler aracılığıyla okur Beyoğlu'nun sokaklarında ışıltılı bir gezintiye çıkar. Gece Yarısı'nda Mahmut Yesari, dönemin tiyatro kumpanyalarına, tiyatro sanatçılarının bohem yaşantısına, günü gününe yaşayışlarına, aralarında çıkan anlaşmazlıklara ve rekabete dair önemli gözlemlerini aktarır. Romanda Darülbedayi'nin disiplinli tiyatro çalışmalarıyla amatör kumpanyaların disiplinsiz, derme çatma, belli belirsiz bir tempoyla çalışmaları, yapılacak her hazırlık için sermaye bulma uğraşları arasındaki çatışma dikkat çekicidir. Mahmut Yesari, romanına daha çok ikinci gruptaki ismleri yani amatör oyuncuları seçer: Celil Mahir, Fofo, Sunullah, Tayyar Bey, Kuvart, Sadrettin Rahmeti, Mevlüt, Bilal, Özdemir ve sonradan onlara katılacak İclal Hanım romanın asıl karakterlerini oluşturur. Bununla birlikte romanın kilit isimleri arasında Madam Zorayi ve Amca Safder'i de unutmamak gerekir. İmparatorluk artığı bu iki isim, romandaki genç karakterlerin arasında "her şeyi sezen", "herkesi tanıyan" kimlikleriyle öne çıkarlar. Bu karakterlerin gerçek isimleri çağrıştırdığından romanın arka kapağında bahsedilmektedir: "Romandaki Celil Mahir (Celal Sahir), Kuvart (Nuvart Suat), Fofo (Toto Karaca), Sadrettin Rahmeti (Nurettin Şefkati), Sunullah (Lütfullah Sururi) ve Amca Safder (Baba Saffet) gibi karakterlerin çoğu ise dönemin ünlü oyuncularını anıştırmaktadır." Oyunculuğun yalnız sahnede kalmadığı, yaşamın tadına varmak için de birtakım oyunlara başvurulduğu, insanların oyuna getirildiği, oyuna gelindiği
Gece YarısıMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20265 okunma