By bir yıldırım gibi bakışlarıma düşen
Bir de senin yüzünden yanacak şimdi Gülşen
Ya hayatıma giren bu akkor zinciri kır
Ya da omuzlarıma çöken hicranı kaldır
Bana vuslat ve bahar çöller kadar yabancı
Sarıyor afakımı hasret, hüzün ve sancı Her köşede bir yangın kavuruyor içimi Her adım, karanlığa gömüyor sevincimi
Belki de parçalanır kılıcın ahıyla kın Kanatları kırılır sessizlik kartalının Ey hüzünlü göklerin altında ağlayan kır Bu hal, seni de bir gün tenhalara bırakır Bir harabe ararsan yıllar boyu: İşte ben
Divaneler gibiyim hummalı bir düşte ben Gölgesi üzerimde bilmem ki hangi canın Gözyaşları sızıyor içime bir mahyanın
Mü'min, dünya devre-mülkünün fânî oyuncakları için ebedî saâdetini mahvedecek kadar ahmak insan olamaz. Üç günlük dünya zevkleri uğruna ilâhî ölçülerden tâviz vermektense, yeri geldiğinde maddî bakımdan geri adım atmayı göze alır.
-Korkacak bir şeyin yok mu? Ya harabelerin çiçekleri?...
Harabelerin çiçeği dediği, yüzümün çirkinlikleri içinde yegâne güzel kalan şeylerim, gözlerimdi. Hocam ilave etti:
-Harabelerin rutubetli yerlerinde, renkli su damlalarından terekkübetmiş gibi görünen bir nevi yeşil çiçekler açar. Onlar şafakla doğarlar,biraz sonra ,bir damla su gibi akarlar, kaybolurlar. Bu harabe çiçeklerinin talihleri, insanların talihine benzer: Doğarlar, ağlarlar, ölürler.
Bu dünya bir harabe handır, baharı dahi yalancı bahardır ve yaşadım desen de yalandır. Zira insan yaşamaz da yaşlanır burada. O vakit neyine gam çekelim, neyine üzülelim?