Rezil ve Yalnız
Mukayyet ol bana, sabır tükendi İçim dışım sürekli kışla grisi Kimse değilsin, zehir zemberek zebercet öfkesinde cinnet Herkes ayrı cehennem, herkes aynı kıyamet Gösterim yasak, hafızamda tuzaklar Çığ düşerdi aklıma hatırladıkça Silindi yüzler, kaldı sesler Gözlerinde keder gizlenen bütün köpekler Ordayım ben ayaklar altı günler Güldüren bir trajediydim, yavaşça ürküten Açıldı perde, uzun tirat, kayıp suflör Belirsiz her yön Sahiden vuruldu dublör Kolla kendini şehrin kayıp şairi Okunmayacak esamen, yazılmayacak tarihin Kimdi kim bilir kılıçlı gösteri Sihirbaz bir akşam harbiden kendini kesti Rezil ve yalnız, gözlerim kapandı ben Utancın halkasından bir zırh kuşandım Gözlerimde gümüş pullu limanlar bağlı Lodoslarda kaybolup soluksuz kaldım Rezil ve yalnız, gözlerim kapandı ben Utancın halkasından bir zırh kuşandım Gözlerimde gümüş pullu limanlar bağlı Lodoslarda kaybolup soluksuz kaldım Terli yorgun ve sarhoş atlar Gözlerimden her akşam bi' yalnız atlar Kayıp mayıslar Bu sen değilsin, karlı bir akşam bıçak yedin Hafızan silindi, tüm gülümsemen değişti
Vance’in İsviçre müzakereleri için "en erken yarın" demesi ve Katar ile Pakistanlı yetkilileri beklemesi, Trump yönetiminin sahadaki petrol ve Hürmüz krizini durdurmak için ne kadar zamanla yarıştığını gösteriyor. Trump kameralar önünde "İran 60 gün içinde anlaşmazsa fena yaparız" diye ültimatom verirken, Vance arkada anlaşmayı hemen yarın başlatmak için İsviçre'ye koşuyor. Çünkü 17 Haziran’da imzalanan o 14 maddelik mutabakat zaptı (MOU) çok taze, kırılgan ve sahada patlamak üzere. Trump, temmuzda Ankara’daki NATO Zirvesi’ne eli boş ve petrol fiyatları fırlamış bir şekilde gitmekten ölesiye korkuyor. Vance’in "Hürmüz’den son 24 saatte 16 milyon varil petrol geçti, kapatıldığına dair kanıt görmüyoruz" savunması, küresel piyasaları sakinleştirmek için yapılmış muazzam bir "algı yönetimi" operasyonudur. Trump daha yeni Truth Social’da "60 günlük ateşkes boyunca Hürmüz’de geçiş ücreti (toll) alınmayacak" diye tweet attı. Demek ki perde arkasında bir "ücret/haraç" krizi ya da Boğaz'ın fiilen kilitlenme riski zaten var. Vance, eski bir deniz piyadesi ve izolasyonist (içe kapanmacı) kanadın temsilcisi olarak bu savaşı en başından beri istemiyordu. Şimdi Fox News’ta "Trafik akıyor" diyerek hem ABD borsalarını korumaya çalışıyor hem de sigorta şirketlerinin ve tankerlerin bölgeden kaçmasını engellemeye çalışıyor. Vance’in "İsrail hükümeti içinde bazı görüş ayrılıkları olsa da..." itirafı çok kritiktir. İsrail, Trump’ın İran ile apar topar bu ateşkes/müzakere masasına oturmasından ve bölgede ABD bütçesini korumaya çalışmasından son derece rahatsız. Sahada ateşkesi sabote edecek hamleler yapıyorlar. Vance, Netanyahu kanadından gelen bu çatlak sesleri yumuşatmak için "Trump'ın tutumu net" diyor. Ancak unuttuğu bir şey var: Washington koridorlarında Lindsey Graham gibi şahinler,
1000Kitap
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Anadolu
Beşikler vermişim Nuh'a Salıncaklar, hamaklar, Havva Ana'n dünkü çocuk sayılır, Anadoluyum ben, Tanıyor musun ? Utanırım, Utanırım fıkaralıktan, Ele, güne karşı çıplak... Üşür fidelerim, Harmanım kesat. Kardeşliğin, çalışmanın, Beraberliğin, Atom güllerinin katmer açtığı, Şairlerin, bilginlerin dünyalarında, Kalmışım bir başıma, Bir başıma ve uzak. Biliyor musun ? Binlerce yıl sağılmışım, Korkunç atlılarıyla parçalamışlar Nazlı, seher-sabah uykularımı Hükümdarlar, saldırganlar, haydutlar, Haraç salmışlar üstüme. Ne İskender takmışım, Ne şah ne sultan Göçüp gitmişler, gölgesiz! Selam etmişim dostuma Ve dayatmışım... Görüyor musun ?
Part 3 - İslam Fetihleri ve Sonrası
Tüm bu kargaşa ve merkezi otoritenin çöküşü sırasında, Halid b. Velid komutasındaki İslam ordusu, adeta direnç gösterilemeyen bir sel gibi ilerliyordu. 634’te Şam, 638’de Kudüs ve Filistin, 642’de ise Mısır düştü. Ancak asıl kırılma noktası 636 yılında Yermük’te yaşandı. Roma, elindeki her türlü etnik kökenden (Ermeni, Arap, Süryani) topladığı 60-80 bin kişilik yorgun, maaşı ödenmemiş ve ruhunu kaybetmiş karma ordusuyla; güçlü bir dini-kabilevi asabiyeye sahip, taze, genç ve yüksek motivasyonlu İslam ordusunun karşısına çıktı. Yermük, sadece bir askeri yenilgi değil, antik dünyanın o koca imparatorluğunun tek darbede devrildiği bir sistem çöküşüydü. Rivayet odur ki Herakleios, Suriye’yi ardında bırakıp geri çekilirken, kadim topraklara dönüp şöyle dedi: "Elveda Suriye, artık bir daha asla görüşmeyeceğimiz bir veda... Düşmanın elleri için ne güzel bir toprak olacaksın, esen kal Suriye!" ​Yermük ile beraber Roma’nın beli kırılmıştı. Elinde artık bu yeni fatihlere karşı duracak bir garnizonu bile kalmamıştı. Müslüman fatihler ise pragmatik bir strateji izlediler. Yerel halkı katliamdan geçirmek yerine, onları Roma’nın ağır vergi yükünden ve dini mezhep baskısından kurtaran bir kurtarıcı figürüne büründüler. Kiliselere ve mezheplere dokunmadılar, daha adil bir vergilendirme sundular. Sistemin işleyişine hiç ellemediler, sadece vergilerini alıp çıktılar. Halife Abdulmelik dönemine kadar da resmi yazışmalar Arapça değil, Greekçe ve Farsça yapıldı. Halk bu yeni düzeni bir işgal olarak değil, Konstantinopolis’in baskıcı otoritesine karşı bir alternatif olarak gördüler. Yeni İslam devleti de gayirmüslimlerin sırtında zenginleşti. Ancak bu pragmatizm, ilerleyen dönemlerde Emevi elitlerinin Arap-Mevali sınıflaşmasıyla lekelendi. Müslüman olan ancak Arap olmayan yerel halktan
Din
Part 1 - İslam Fetihlerinin Öncesinde Akdeniz'in Dönüşümü
Her şey, Romalıların doğal sınırlarına ulaşmasıyla başladı. Fetihler durduğunda uzun, 180 yıllık savaşsız bir "Pax Romana" (Roma Barışı) dönemi yaşandı. Ancak sorun şu ki, Roma'nın zenginliği ganimet ve yağma üzerine kurulu bir sistemle işliyordu. Yeni para akışı durduğu için bu refah dönemini, bitmek bilmeyen krizler, enflasyonlar ve iç savaşlar takip etti. 3. yüzyıl krizi denilen bu dönemde sayısız general başa geçti ve devrildi. Tüm bunların üstüne doğudan, Karadeniz'in kuzeyinden Hunların da baskısıyla Cermen kavimleri batıya akın akın gelmeye başladı. Aslında bu Cermen akınları yeni değildi; Roma asırlardır Cermenlerle savaşıyor, onları asimile edip yavaş yavaş kendi bünyesine katıyordu. Fakat bu sefer arkalarında Hunların itici gücüyle devasa sayılarda geldiler. Doğal olarak imparatorluk, bu barbar dalgasını öncekiler gibi absorbe edemedi. ​Roma'nın sınırları, barbar akınlarını tek bir merkezden yönetilemeyecek kadar devasaydı. İşte bu yüzden sınırların iki merkezden yönetilmesine karar verildi ve 395 yılında imparatorluk kalıcı olarak ikiye bölündü. Aslında bu bölünme yeni bir olay değildi; Roma zaten yüzyıllardır 2'ye, 4'e ve 6'ya bilinçli ve kontrollü şekilde bölünüyor, eş imparatorlar tarafından ortaklaşa yönetiliyordu. 395'teki bölünmenin farkı, bunun kalıcı olması ve bir daha geri birleşememesiydi. ​Roma bölündükten sonra Batı tarafı, Doğu kadar şanslı değildi. Doğu; Mısır, Filistin, Suriye ve Anadolu gibi zengin eyaletlere sahipti. Altın ve ganimet için gelen barbarlara rüşvet ve haraç ödeyip onları kardeşine, yani Batı tarafına püskürtüyordu. Batı'nın Doğu kadar altını olmadığı için savaşmak zorunda kaldı. Kendi halkı yüzyıllardır hadarileşmiş, refah içinde yozlaşmış ve asabiyesi zayıflamıştı; doğal olarak bu korkusuz, vahşi, taze, genç ve güçlü
Din
İSLAM’DA HARAÇ Emevilerin Horasan valisi Eşres, memlekette İslamlaşma çoğalıp Haraç gelirleri düşünce görevlilerine şu emri verir: "Sünnet kontrolü yapın. Kim Sünnetli olup farzları uygulayarak Kur’an’dan bir sure okuyabiliyorsa ancak ondan haraç almayın" diyor. Çünkü İslam'a göre Müslüman olanlar haraç vermezler de bundan vali böyle bir uygulamaya geçiyor. Demek ki haraçtan kaçmak için sadece Müslüman olmak da yetmiyor? Kaynak: Taberi tarihi c. 7/ 55, hicri 110’uncu yılı olayları.