İSTİKBAL İSLAMINDIR!...
"İstikbål İslâmındır"; bana sipariş edilen eser... İstikbâl: Âtî, gelecek zaman. Karşılayış, gelen bir kimseyi karşılama... İstikfâl: Kefil olma, kefilliği kabul etme... Atî: Gelecek zaman. Vâki olan. Sonra. Aşağıda. Önde... Âtî-Atîye: İnatçı. İsyan eden, kafa tutan. Asî, sert başlı, serkeş... Atiy: Haddi tecavüz etme, taşma. Çok ihtiyar olma, pîr, Kibirlenme... Atiye: Azgın. Büküp büküp atan... Atiyen: Aşağıda. Gelecekte... Atiyye: Hediye. Bahşiş. Lütûf ve ihsan... Atiyyât: Hediyeler, ihsanlar. Büyük bir kimsenin bahşişleri. Ât: Arapça'da cem' (arttıran) edatıdır, kelimelerin sonuna gelerek çoğul yapar... Atâ: Önceden gelen. Aynı soyun büyüğü. Baba veya ecdaddan olan büyük... Atâ: Verdi, veren. Geldi, gelen... Atâ: Verme. Bağışlama. Bahşiş. Lütuf. İhsan... Hedâya: Hediyeler... Hedî: Mürşid. Boyun. Ferdâ: Yarın. Bugünden sonraki gün. Bir olarak. Tek olarak... Ferd: Tek, bir, yekta. Eşi, benzeri olmayan... Ferîd: Benzeri pek nadir bulu-nan. Benzeri bulunmayan, yektâ. Doğrudan doğruya Kur'ân'dan ders alıp veren kuvve-i kudsiye sahibi olan Evliyâullah. Yalnız ve münferid. Zamanında eşine rastlanmayan. Akrân ve emsâli yok. Dizilmiş inci. Bir tâne, nefis ve seçilmiş kıy. metli cevher. Kendi reyi ile hareket eden mağrur kimse... Ferîd: Katılaşmış şey, donmuş nesne. Avcı kuş... Perdâ: Yarın... Perd: Kıvrım, büklüm, kat... Peride: Uçmuş. Solmuş... Pervâz: Kanat açmak, uçmak. Uçan, uçucu. Nur. Karargâh. Saçmak. Hücre. Saçak. Ayna. Dolap. İnce, uzun tahta. Uçan, uçucu gibi mânâlara gelerek birleşik kelimeler yapılır. Âmed: Gelmek, geliş, vürûd eyleme... Amed: Sütunlar. Bir şeye devam üzere olma. Mülâzemet etmek... Amedî: Geliş... Amid: Çok hasta. Aşk hastası. Başlıca nokta. Önder, şef, komutan. Rehber. Haraç alan kimse... A'mîde: Temeller. Sütûnlar. Büyük kimseler.
Sayfa 358 - Ağustos 1994, “BU ASRIN SAHİBİSİNİZ!...”, Vâridât: Mehdi, İbda Yay.
Lûgatçe
Otoriter Sistemler -4
“Otoriter ülkelerde ekonomi tamamıyla devletleştirilmez. Hayli geniş bir ekonomik özgürlük yaşatılır. Ekonominin baş problemi yolsuzluktur. Diktatörün yakınları ve adamları neredeyse her sektördeki ekonomik faaliyetlerden haraç alabilir. Durum buysa, onlara rağmen ilgili sektörde ekonomik faaliyet yürütülemez. Tam bir garanti altında olmasa bile özel mülkiyet ve serbest girişim hakkı vardır.”
Sayfa 58 - Siyasî Yönetim Biçimleri·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnanıyorum ki, bütün insanlar zaman zaman aşka haraç ödemek zorundadır ve bundan kaçınmak için çabalamak boşunadır.
Alıntı
Narlıca, Çorum’un köylerinden birisidir ve Osmanlının son zamanları yaşanmaktadır. Ahmet on iki yaşında yetim kalmış, tütün kaçakçısı Gâvur Ali onu Bafra’ya laz ağalarına hizmetkâr olarak götürmüş Çalık Ahmet, Narlıca’ya gelince köylüler tarafından sevilmiş ve Narlıca’da kalmaya karar vermiştir. Ahmet bu köyde çok çalışmakta çalışkanlığı nedeni ile de herkes tarafından oldukça takdir edilmektedir. Fakat bir gün tarlanın taşlarının ayıklanması meselesi yüzünden çıkan bir kavga sonrasında Ahmet, karakter yönünden büyük bir değişim göstererek bu kavgadan sonra, biraz da aklını oynatarak sinirli, küfürbaz ve tembel bir adam haline gelir. Ahmet, tembel ve küfürbaz olunca da köylüler ona Parpar Ahmet demeye başlarlar. Köyün İmamı ve muhtarı el birliği ederek Parpar Ahmet’i, Çolak Ayşe denilen bir kadınla evlendirirler. Parpar Ahmet, bir müddet iyileşir hatta karısı Çolak Ayşe hamile de kalır. Fakat Parpar Ahmet karısı Çolak Ayşe’yi sık sık dövmektedir. Karısını sebepli sebepsiz sık sık döven Parpar Ahmet’in içine cin kaçtığı söylentisi çıkar. Köyün İmamı bir güzel dayak yerse Parpar Ahmet’in içindeki Cin’in çıkacağını söyleyince Parpar Ahmet, köylüler tarafından ahırın orta direğine bağlanıp öldüresiye dövülür. Bunun üzerine Parpar Ahmet ölürken karısı Çolak Ayşe de bir oğlan doğurur. Çalık Kerim ise anasının yediği dayaklardan dolayı olacak, yedi aylıkken doğmuştur. Üstelik de hem çalık hem de kamburdur. Bu da yetmez miş gibi çıt sesinden bile korkan her şeyden ürküp kaçan bir çocuktur. Bir gece yalnız kalıp tüm korkuların yener. Kıtlık zamanı çıkınca Çalık Kerim’in önüne gelen her şeyi çalan bir çocuk olduğu anlaşılır. Kıtlık zamanlarında Çalık Kerem’i Hanefi adında sinirli bir adamın eline verirler. Bundan sonra Çalık Kerem her işi yapan çalışkan biri olup çıkar.
Hayata Dair
1606 Zsitva-torok barışının esas maddeleri şöyle özetlenebilir: 1. İmparatorun ödemekte olduğu yıllık 30.000 altın haraç kalkıyor. 2. Sultana bir defada harp tazminâtı olarak 200.000 guruş (yaklaşık 67.000 altın) ödenecektir. 3. İmparator her üç yılda bir sultana hediyeler gönderecektir. 4. Karşılıklı yazışmalarda imparator, pâdişahla eşit zikredilecektir. 5. Avusturya hükümdarı için kral unvanı yerine Roma çesarı (imparatoru) unvanı kullanılacaktır. 6. İki taraf karşılıklı sınırlara tecavüz etmeyeceklerdir. 7. Sınır anlaşmazlıkları Budin beylerbeyi ile Avusturya Raab kale kumandanı arasında görüşülecek ve bir hükme bağlanacaktır. 8. Bu antlaşma, daha sonra gelecek sultan ve imparatorlar için de geçerli sayılacaktır. 9. Bu antlaşmaya İspanya kralı da iştirak etmiş sayılacaktır. Güçlükle barışa erişilmiş olup bu antlaşma Avrupa'da Osmanlı üstünlüğüne son veren bir belgedir.
Sayfa 36 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Bundan böyle kimse, Osmanlının beylerine, valilerine haraç da asker de vermeyecek. Her köy, her kasaba, seçtiği temsilcileri Karaburun'a gönderecek. Gayri vakt irişmiştir. Gayri zalimlerin zulmüne son verilecektir.
Sayfa 245 - Evrensel Basım Yayın·Kitabı okuyor
Alıntı