İnsanların mutluluguna haset kadar zarar veren hiç bir eksiklik yoktur. Cunku hasede tutulanların kendi kendilerini yemelerinden baska onlar bütün gucleriyle başkalarının zevklerini de kaçırır.
Sayfa 116·Kitabı okuyor
Her An Domuz Tehdidi Altında Yaşıyoruz
Müslüman olarak biz demeliyiz ki; " Arkadaş! Yiyen yesin, kullanan kullansın besleyen beslesin, satan satsın, ama ben yemek istemiyorum, kullanmak istemiyorum. İrademin dışında, bilgimin dışında, beni aldatarak kimse bana dinimde haram kılınan bir maddeyi yedirme ve kullandırma hakkına sahip değildir."
Sayfa 63·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ebu Hureyre'nin (radıyallahu anh) naklettiğine göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Hiç şüphe yok ki yüce Allah tertemizdir! Ve ancak temiz olanı kabul eder!" Devamında da hadisi şu kıs-mıyla birlikte nakletmiştir: "Adamın biri uzunca bir seferdedir/yolculuktadır. Saçı başı dağılmış ve üstü başı perperişan hale gelmiştir. Ellerini semaya açar ve: 'Ey Rabbim! Ey Rabbim!' diye dua eder. Ancak yediği haramdır, içtiği haramdır, giydiği haramdır, bütün ihtiyaçlarını haram yoldan karşılamıştır. Şimdi bu adamın duasına nasıl icabet edilsin?!" Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir. Bu konuda başka hadisler de nakledilmiştir.
Sayfa 140 - Karınca Polen Yayınları | HELALLERİN VE HARAMLARIN AÇIKLANMASI
Buhârî ve Müslim'de geçen ve Numan b. Beşîr'in (radıyallahu anh) naklettiği bir hadise göre, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: "Helal bellidir. Haram da bellidir. Bu ikisi arasında ise şüpheli şeyler vardır."
Sayfa 139 - Karınca Polen Yayınları | HELALLERİN VE HARAMLARIN AÇIKLANMASI
Ah be savaş :(
Haramdan çok korkuyorum, Asude çünkü kursağım haram edilmiş lokmalarla dolu benim.
Alıntı
Önsöz-İlmihal
Sözlükte; "davranış bilgisi" anlamına gelen ilm-i hål terimi dini literatürde; "inanç, ibadet, muamelåt (günlük yaşayış), ahlâk konuları, yer yer ulu'l-azim peygamberler, ayrıca Peygamber Efendimiz'in hayatına dair özlü bilgileri içeren el kitabı" diye tanımlanabilir. İlmihaller, kişinin Rabbine, kendine, ailesine ve içinde yaşadığı toplum ve çevreye karşı sorumluluk ve yükümlülüklerinden kısaca günlük yaşamında bilmesi gerekenlerden bahseden kitaplardır. İlmihal geleneği onuncu yüzyıldan itibaren oluşmaya başlamıştır. Peygamber Efendimizin; "İlim öğrenmek her müslümana farzdır" (İbn Máce, Mukaddime, 17; Ibn-i Abdi'l-Berr, Camiu'l-Beyan, 1/8-9; Taberâni, Mucemü'l. Kebir, 10439.) mealindeki hadis-i şerifinde zikredilen ilim kelimesi, "ilm-i hål" olarak yorumlanmış ve bunun kapsamına iman, namaz, oruç, helâl ve haram gibi temel bilgilerin girdiği belirtilmiştir. Fıkıh kitapları, dini konuları ayrıntılı biçimde ele alıp görüş ayrılıklarına yer verir, her görüşün delillerini zikreder ve karşıt delillere cevap verir. Fetva verilen görüşü anlatmaktan ziyade fıkıh ilminin esaslarına göre meseleyi incelemeyi, rivayetler arsında tercihler yapmayı hedefler. Bu yüzden fıkıh kitapları, daha çok âlimlere veya bilenlere hitap etmektedir. Bu durum halkın, temel konularda özlü bilgiler ihtiva eden, dili sade, anlatımı basit, hatta ezberlenmesi mümkün eserlere ihtiyaç duymasına sebep olmuştur. Osmanlı döneminde ilk ilmihaller bu sebeple yazılmaya başlamıştır. Yine bu sebeple Müslümanların her an müracaat edebilecekleri, önemli ve ihtiyaç duyulan bilgileri içerdiği için herkesin eli altında mutlaka bulundurmaları gereken kitaplar olmuştur ilmihaller. İlmihal, dinî metinlerin özeti halinde tercih edilen ve fetva verilen görüşleri kısaca anlatan ve günlük yaşama uyarlanmasını
Kitap Alıntısı