Edebiyatçının bedeni var mıdır; olmalı mıdır: Kendine arzulamak ile ideal peşinde koşmak arasında yuva kurmuş birinin fizyolojisi, temsili bile olsa zaaflardan arındırılmış bir hayatın döngüsünü doğaya uyumlu hale getirebilir mi? Arzulanan ile ideal kabul edilenin birbirlerinden farklı çekimlerine kapılma riski, her an tehlike altındaki bedene belirsiz bir cinsiyet şekillendirmesiyle yön verebilir; cinsiyet şekillendirmesiyle işaret ettiğim şey, alternatif seçimler değildir yalnızca; düz-cinsellik çerçevesi içindeki kimlik de bu magnetik metaforda "tuhaf" patolojilere yataktır. Haz ve imge, edebiyatçıya çelme takmada ustadırlar. Ancak, sorumluluklarından çekinen birinin bu savrulma esnasında fazla dikkatli olması, bir tek 'canlının dürtü sınırlarına yaklaşması sırasında kontrolü elinde tutması diye de sınıflandırılmamalıdır; cinselliğin etik ve coğrafi tezahürleri bireyi daima baskı altında tutar. Söz konusu şahıs bir de sanatçıysa eğer, kişisel sansüre uğrama olasılığı taşıyan durumlar, hem politik, hem artistik disiplinlerin de sınavından geçecektir. Erotizm, pornografi ve hardcore'la zerre kadar ilgili değilken, sevme /çiftleşme birbirleriyle karıştırılırken, üreme yöntemlerinin sancılı ve ağrılı olduğunu da unutan akıl, erotizmin trajediye uzanabilecek yollarında pornografik hezeyanların baş göstermesini insani bir durum olarak algılamak yerine, kolay ortak çoğunluğun tahakkümünde olana yönelir ve gösterilenin hastalık içerdiğine işaret eder. Bireyin erotizm macerası, devletçe denetlenmeye başlar böylece. Hatta, resmi bir cinsel portföy şemsiyesi altında yaşanır, ürenir, üretilir. Örnekleyeyim: Venedik'te Ölüm'de Thomas Mann, yazar Aschenbach'ın Venedik'te genç Tadzio'nun güzelliğine vuruluşunu, masumiyet ve ölüm çatışmasında fedekârlığa giden kısa, ancak
Sayfa 67·Kitabı okudu
Edebiyat
Düetine gelme hardcore'un benzer sesli ültimatomlar var koridorda
Sayfa 59·Kitabı okudu
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
The most hardcore and passionate fan - often self-styled ultras - are products of their specific time, class and education. This makes them expressions of the reactive symbolism of the epoch which is a substitute of missing social action. The solution is combining pro-positive actions regarding the zeitgeist, social embedment and better education.
Sayfa 180 - 10, Crucial Dimensions - Roland Benedikter
Herkes bir şekilde gitmek ister de gerekli cesareti bu­lamaz. O harekete geçiş esnasında sizi ürküten, yolun zorluğu değil, orada karşılaşacaklarınızla yüzleşmenin te­dirginliğidir. Çünkü "trak"ı izleyen süreçte yükselme, en­ginleşme olabileceği gibi çöküş ve enkaza dönüşme olası­lığı da vardır. Alınan risk gerçeğe katlanıp katlanamamanızla doğru orantılıdır. Bu iş aynaya bakmaya, aynada gördüğünüz kişiyle konuşmaya hiç benzemez. Size sizi hatırlatacak şeylerin laf cambazlığı, zorunlu kibarlığı yok­tur çünkü. Çıplak gerçeğin pornosuyla, hardcore'uyla şu soruyu yanıtlarlar: Bu yaratığın ömrünün anafikri nedir?
Sayfa 93 - "bu acı bir gün işine yarayacak"·Kitabı okudu
Bratva'nın hardcore olduğu biliniyor. Ama Yakuza bu kelimeyi yeniden tanımlıyor .
The game is the same. There are three types of people in this world in dealing with this game. There are, what I call, the deniers, the people who deny this reality exists. They almost want to pretend that we are descended from angels and not from primates. They imagine that what I am talking about here is just cynical. These laws don’t really exist. These hardcore tactics may be used, but only by the nastiest and least moral people out there. Among these deniers, you will find two types. You will find people who are genuinely disturbed by the politicking aspect of human nature. They don’t want any kind of job in which they have to do that. Because they refuse to understand the game, they find themselves slowly marginalized. They are fine with such a fate. They are never going to assume a position of great responsibility anyway because it involves all this game-playing, and that’s okay. The other branch of the deniers are the people that are the passive-aggressors — those who consciously don’t want to admit that they ever engage in manipulation, but unconsciously are playing all kinds of games. In several of my books, I describe the many different varieties of these passive-aggressive warriors. These types, the supposed nonplayers, are often the most slippery and dangerous of all. The second type of person besides the deniers are those who love this Machiavellian part of our nature and revel in it. They are master manipulators, con artists, and outright aggressors. They have no problem handling this part of the game. In fact, they love it. This type of person, which usually you will find one or two in any office or group, can get pretty far, but eventually they are tripped up in life because they are too Machiavellian. They don’t understand that there is a whole
Sayfa 155·Kitabı okudu