Determinizm ve pastoral edebiyatın realist eksende buluşması
10/10
·%22 (99/442 syf.)··
Beğendi
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:44
Kırsal alanda doğmuş ve büyüyecek birini hor görülmekten nasıl kurtarırsın? Tabii ki dışarda eğitim almasını sağlayarak ve yetiştirilme tarzını değiştirerek. İşte Hintock kasabasında bir kereste tüccarı olan baba Mr. Melbury’nin, kızı Grace Melbury için istediği de buydu. Köylü bir kız yetiştirmektense bir hanımefendi tabiri yerindeyse bir kurtizan (bkz. courtisane) yetiştirmek istemiştir. Bundan mütevellit onu eğitim görmesi için Exonbury şehrine göndermiştir. Baba Melbury’nin geçmişine baktığımızda bir dostuna çok kötü bir şey yaptığını görüyoruz ve bu suçluluk duygusuyla da kızını, ölen bu dostunun oğlu ile -her ne kadar istemese de- sözlendirdiğini görüyoruz. Elma şıracısı ve kereste işiyle uğraşan köylü Giles Winterborne -isme dikkat ilerde lazım olacak- ile. Ama kimsenin bilmediği de bir şey var ki sefil işçi Marty South da sırılsıklam ona âşıktır. Giles’ın kalbi acaba kime aittir? Bu orman köyünde aynı zamanda bir de doktorumuz Edred Fitzpears var. Kendisi doktor olmanın yanında hiç de kaba saba köylüler gibi değildir. Tıbbi ilimlerin dışında felsefe, metafizik, teoloji hatta kimilerine göre büyücülükle bile uğraşır. Yani kelimenin tam anlamıyla köylülerle göre bir beyefendidir. Köydeki birçok mülkün sahibi, yurtdışına seyahatlari ile ünlü, zaten oradan bir yerlerden köye gelmiş bir de hanımefendi Mrs. Felice Charmond vardır ki Grace ile aşık atabilecek tek kadın odur köyde. Verilmiş sözler, ihanetler, beyefendinin çekiciliği, üç kadın arasında dönen aşk oyunları, terk edilen bir âşık ve onun kalbinin gerçek sahibi, tesadüfler, orman yeşili, elma çırası ve daha fazlası… Henüz okuduğum diğer klasiklerde göremediğim pastoral tema kitap içine öyle bir demlenmiş ki: Yeşilin tonları, ağaçlar, bodur çalılar, elma ağaçları, dökülen elmalar, yine başka başka
Edebiyat
Orman SakinleriThomas Hardy · İletişim Yayınları · 2021281 okunma
< Steinbeck İmzalı Bir Başyapıt >
9/10
·644 syf.·
2026 48. kitabı
John Steinbeck'in 1952 yılında yayımlanan East of Eden (Cennetin Doğusu) romanı, kendisinin de özellikle belirttiği üzere onun en önemli eseridir. Roman aynı zamanda Amerikan edebiyatının en güçlü aile destanlarından ve ahlaki örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Kitabın içeriğiyle ilgili çok kapsamlı bilgi edinebileceğiniz müthiş incelemeler mevcut. Kesinlikle göz atmanızı tavsiye ederim. Ben merak ettiklerim üzerinden yaptığım araştırmalara göre düşüncelerimi aktarmaya çalışacağım. Steinbeck, dostu ve editörü Pascal Covici'ye yazdığı mektuplarda bu kitabı "yaşamı boyunca öğrendiği her şeyi içine koyduğu roman" olarak tanımlamış. Birçok yazar için yazmanın çıkış noktası, en iyi bildiği dünyadır. Bu nedenle Cennetin Doğusu, yaklaşık altmış yıllık bir zaman diliminde California'nın Salinas Vadisi'nde geçen Trask ve Hamilton ailelerinin hikâyesini anlatırken, bu geniş zaman ve mekân örgüsü yalnızca tarihsel bir arka plan olarak işlenmiyor; araştırdıklarıma göre Steinbeck'in çocukluğunu geçirdiği Salinas Vadisi, tıpkı William Faulkner'ın Yoknapatawpha County'si ya da Thomas Hardy'nin Wessex'i gibi, yazarın bütün düşüncelerini yerleştirdiği sembolik bir evrene de dönüşüyor. Roman, bu vadinin bereketli ve kurak zamanlarıyla başlayıp insanın doğasını, özgür iradeyi, iyilik ile kötülüğün kaynağını, sevginin dönüştürücü gücünü ve insanın kendi kaderini seçebilme yetisini sorgulayan büyük bir felsefi metnine dönüşüp evrensel bir boyuta ulaşıyor. Romanın adı, tüm kutsal metinlerce de bilinen doğrudan Eski Ahit'in Tekvin (Genesis) kitabındaki Kabil ile Habil anlatısından alınmış. Kabil, kardeşi Habil'i öldürdükten sonra Tanrı'nın huzurundan ayrılır ve "Eden'in doğusunda" yaşamaya mahkûm edilir. Eden(Cennet) Bahçesi masumiyetin, Tanrı'yla uyumun ve kusursuzluğun simgesidir. İnsan
Edebiyat
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·480 syf.··
2026 103. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 00:00
Far from the Madding Crowd was more than a love story for me. It is about love, pride and how our choices. I enjoyed the life book and Bathsheba. Also seeing how her relationships changed over time. I loved the countryside setting and the quiet atmosphere of the book. The story moves slowly but it fits the mood I believe. As some characters frustrated me this also made them feel more real. Compared to Pride and Prejudice, which I enjoyed more, Hardy's novel felt more serious. It lacks Austen's lively conversations, but both books are those days' NETFLIX dramas. Not every chapter worked for me, but the book left me a calm and beautiful sense of life. The life I really admire to have.
Far from the Madding CrowdThomas Hardy · Penguin Classics · 20034,400 okunma
8/10
·496 syf.··
2026 61. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 20:00
Yakışıklı, uçarı, sorumsuz ve çapkın Çavuş Troy... Saygın, ağırbaşlı, oturaklı ve zengin Blakwood... Veee Bathsheba'ı canından bile çok seven, becerikli, girişken, fedakar ama fakir Gabriel... Bu üç talihliden hangisini seçeceğine karar veremeyen, başına buyruk, cesur, bağımsızlığına düşkün, genç ve güzel Bathsheba. Kitap Gabriel ile Bathsheba'nın karşılaşmalarıyla başlar. Gabriel, daha ilk görüşte ondan etkilenir. Bathsheba ise amcasından miras kalan çiftliği yönetme işine soyunur. Bu süreçte Gabriel yaşadığı bazı talihsizlikler sonucunda Bathsheba'nın çiftliğinde çobanlığa başlar. Gabriel'in ona olan sevgisini içine gömmekten başka çaresi yoktur artık. Bathsheba bir yandan çiftliği yönetmeye çalışırken diğer yandan evleneceği kişiyi seçmeye çalışır. Bizler de kitabı "Onu mu, bunu mu seçecek?" diye hem merakla hem de Bathsheba'nın kararsızlıklarına sinir olarak okuruz. Bakalım Bathsheba doğru kararı verebilecek mi? Hep "Aşk mı, mantık mı? "diye soruyoruz ama bu ikisinin birleştiği başka bir seçenek daha yok mudur acaba? Kitap bizi hayali Wessex'teki Everdene Çifliğinde gezdirecek, Çoban Oak ile bizlere koyunları otlatacak ve çiftçiliğin inceliklerini öğretecek. Yazar başta önemsiz gibi görünen olayları birbirine çok güzel bağlamış. Karakter sayısının az olması okumayı daha da kolaylaştırıyor. İçinizi ısıtacak bir aşk hikâyesi okumak istiyorsanız bu kitabı listenize eklemelisiniz. Zaman zaman durağanlaşsa da güçlü kadın karakterleri okumayı sevenler bu kitabı büyük bir keyifle okuyacaklardır. Sonuyla kalbimi fetheden bir kitap oldu. Son olarak genç kızlar, kendinize Gabriel gibi seven bir eş seçin. Tabii bulabilirseniz. Bir de erkekler, rica etsem sevgilinizi Gabriel gibi sevebilir misiniz? Kitaplı günler. . .
Çılgın Kalabalıktan UzakThomas Hardy · ‎Can Yayınları · 20254,400 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2025 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2025 00:00
ThomasHardy , Jude’un hikâyesiyle bireyin toplum karşısındaki yenilgisini anlatırken aslında tek bir şey söylüyor “Toplum, hayallerini taşıyamayacağın kadar ağır bir sistemdir.” Alt sınıftan gelen Jude, üniversite kapısında defalarca geri çevrildiğinde mesele onun yetersizliği değildir; mesele sınıfın görünmez sınırlarıdır. Christminster’in yüksek duvarları, modern toplumun hâlâ kıramadığımız eğitim bariyerlerini temsil eder. Arabella ve Sue ise bu sistemin iki farklı yüzü gibidir ARABELLA, toplumsal normlara uyum sağlayan, hayatı pratik yaşayan, “kurallara göre oynayan” sınıf insanını temsil eder. SUE ,özgürlüğü ve bireysel düşünceyi seçen ama sistem tarafından sürekli cezalandırılan modern bireyin kırılganlığını taşır. Jude’un trajedisi, bir aşk hikâyesinden çok daha fazlasıdır. Bu, toplumun bireyi şekillendirme, bastırma ve sonunda tüketme biçimini gözler önüne seren bir sosyoloji aynasıdır. Bu romanda kaybeden Jude değil; onu koruyamayan, ona yer açmayan toplumun kendisidir. Bazı insanlar “adsız sansız” doğmaz… Toplum onları öyle yapar.
Adsız Sansız Bir JudeThomas Hardy · İletişim Yayınevi · 20141,794 okunma
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 15:41
Elliot Engel, İngiliz edebiyatı üzerine çalışan ve yıllarını klasik eserlere adamış bir akademisyen. Türkçede yayımlanan Oscar Nasıl Wilde Oldu? adlı kitabı, yalnızca yazarların hayat hikâyelerini anlatan sıradan bir biyografi kitabı değil. Engel, edebiyat tarihinin önemli isimlerini ders kitaplarının kuru bilgilerinden çıkarıp yaşayan, hata yapan, mücadele eden insanlar olarak karşımıza getiriyor. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, daha önce okuduğum birçok eseri yeniden okuma isteği duymam oldu. Çünkü Engel, yazarların eserlerini hangi koşullarda yazdıklarını, hayatlarında yaşadıkları ilginç olayları ve kişiliklerinin bilinmeyen yönlerini öyle etkileyici bir şekilde anlatıyor ki, kitapları bambaşka bir gözle görmeye başlıyorsunuz. Shakespeare'den Jane Austen'a, Edgar Allan Poe'dan Charles Dickens'a, Bronte kardeşlerden Ernest Hemingway'e kadar birçok önemli yazarın yaşam öyküsü kitapta yer alıyor. Özellikle eserlerin arkasındaki insanı tanımak, romanların anlamını daha da derinleştiriyor. Kitapta dikkat çekici bulduğum ayrıntılardan biri de Viktorya dönemi yazarlarıyla ilgiliydi. Charles Dickens, Charlotte Bronte, Emily Bronte ve George Eliot gibi bugün dünya edebiyatının devleri olarak kabul edilen isimlerin birbirine oldukça yakın yıllarda doğmuş olması şaşırtıcı. Kraliçe Viktorya'nın uzun süren saltanatı boyunca aynı dönemde bu kadar çok büyük yazarın ortaya çıkması, edebiyat tarihinde pek sık rastlanan bir durum değil. Elliot Engel'in anlatımı sayesinde edebiyat yalnızca kitaplardan ibaret olmaktan çıkıyor; yazarların hayatları, dönemin şartları ve eserlerin ortaya çıkış hikâyeleri de en az romanların kendisi kadar ilgi çekici hale geliyor. Bu nedenle kitap, klasik edebiyatı sevenler için olduğu kadar, yazarların bilinmeyen yönlerini keşfetmek isteyen
Oscar Nasıl Wilde Oldu?Elliot Engel · Sel Yayıncılık · 201165 okunma