Batılı erkek yazarlar,
Doğulu eğitimsiz, bilgisiz, değersiz kadın imgesini, harem müessesesi üzerinden emperyalist / oryantalist gelenekten beslenen zihniyetiyle yürüttüğü fantezilerinde haremde kadının ‘hapis’ olduğu tezlerini savunurken;
Buna karşılık, Lady Montagu, Julia Pardoe, Bayan Hornby, Bayan Harvey, Sophia Lane-Pole gibi Batılı kadın seyyahlar, seyahatnamelerinde aslında anlatılanların hiç doğru olmadığını, özellikle Osmanlı kadınına, ev yaşantısında bizzat içlerinde kalarak izlenimlerini, gördüklerini aktararak yıkmaya çalışırlar.
Bütün bu kulaktan dolma, abartılı yalan bilgilerin doğru gibi lanse edilmesi, Ortaçağ Haçlı Seferleri’ne kadar dayanması aslında Müslüman kimliğimize ezelden düşmanlıklarını açığa çıkartıyor.
Bu durumu yazar hanım,
“Doğu hakkında Batılı (erkek) yazarların yaptıkları tanımlamalar çoğu kez Batının üstünlüğünü koruma güdüsü ile çarpıtılmıştır. …” şeklinde İfade etmiştir.
Batılı kadın seyyahlar Osmanlı hanımlarının
canayakınlık, misafirperverlik gibi hasletlerinden; zarif, neşeli mizaçlarından; hamam sefalarında, mesire alanlarında eğlenme, hayattan zevk almalarından çok etkilendiklerini de saklamazlar.
Kısaca hamamı, kadın haklarını bizden öğrenmişler.
Kahveyi ilk Doğu’da görüp, içip, sevip Batıya taşımışlar. Cebiri, algoritmayı, Arapça sayı sistemini, sıfırı … Müslümanlardan öğrenmişler. Türk ve İran halılarının yanı sıra ipek başta olmak üzere doğudan ihraç edilen kumaşlar da Avrupa’da yayılmış. Ancak aşırı düşmanlıklarından vazgeçememişler bunca asır.
Batıyı bilimsellik, medeniyet, insanlık, akıl, ahlaklılık gibi pozitif sıfatlarla tanımlamak için kullanırken, Doğuyu bu müspet sıfatların aksine geri kalmışlık, çağ dışılık, hatta barbarlık ve şehvet düşkünlüğüyle itham edip ötekileştirmişler. Onların bu düşmanlığı bizim