İki Güzel Hamamcı Ülfet
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
Ana karakterimiz on altı yaşında, annesinin ve arkadaşlarının gizli toplantılarında neler döndüğünü bilmeyen ve öğrenip deneyimleyince, kendisi de bu alemlere dahil olan Ülfet. Hamamcı kelimesi ise mesleki değil, keyfine düşkün ve hamam sefası yapan anlamında kitapta. Fazla spoi vermek istemiyorum. Kurgunun geçtiği tarih tam belirtilmese de, harem kelimesi fazlaca geçtiğinden dönem az çok anlaşılıyor. Sadece kadınlardan oluşan bir topluluk ve çarpık ilişkilerin ve bu ilişkilerin sonuçlarının anlatıldığı bir kitap. Bence o dönem için oldukça cesurca. Anlatım tarzı ve dili ise çok akıcı, kurgu bir o kadat sürükleyici. Kitap Tanımı Ülfet meselenin vahametini anladı. Hemen bir çarşafa bürünerek Pakize ile beraber konaktan çıktı. Anası bu tür­lü gelişinden şüphelendi. Endişeli bir surette yüzüne baktı. Mesele anlaşılınca: -Burada otur! Canları isterse... Diyerek endişesini, melalini, hicabını giderdi. Şimdi Pakize’ye: -Kızım bana benziyor mu? Diye sorsa alacağı ce­vap: -Tıpkı! Kelimesi idi. Filhakika Ülfet tıpkı annesi gibi bu hayatı ölünceye kadar terk edemedi. O da en sonra bir iskerlet ihtiyarlı­ğında da bir hamamcı hanım oldu kaldı Kitaptan bazı alıntılar Evet evlenmeli... fakat esir olmamalı... Ayrılık! Her vakit can yakar, ağlatır. İnsan kendisinden bile ayrılsa mahzun olur, değil sevdiğinden! Ayrılık! Her vakit can yakar, ağlatır. İnsan kendisinden bile ayrılsa mahzun olur, değil sevdiğinden! Buse, bu alemin en makbul, en ziyade geçer bir akçesidir. İzdivaç âlemi fena değil, lâkin kulakları paslandırıyor. Mağlubiyet mi? Hayır... Bu mağlubiyet değildi. Saikını henüz anlayamadığı, o ana kadar hissetmediği bir sevilmenin hissiyat ve ihtirasa ait olduğunu fark etmeksizin, ruhunda uyandırdığı oyalayıcı bir şüphenin yabancı yabancı görünüp bir anda
1000Kitap
Hamamcı ÜlfetAhmet Rasim · Maviçatı Yayınları · 2007258 okunma
Puan vermedi
Osmanlı'daki harem hayatına merağım hep vardı. Özellikle Muhteşem Yüzyıl’la birlikte bu merak benim için bir ilgi alanına bile dönmüştü. Üniversitede okurken bulduğum ilk fırsatta İstanbul'a gidip Topkapı Sarayını gezdim. Şansıma o yıl harem halka açıldı. Tabi dizide gördüğümüz entrikalar, izlediğim belgesellerdeki o şaşalı hayatı yakından görünce aşırı mutlu oldum. Ama Ceren Sungur’la tanıştıktan sonra tarihe olan ilgim resmen nirvanaya ulaştı diyebilirim. Onun sayesinde tarihi kitaplar da benim sevdiğim türler arasına yerleşti. Haremli Sufrajetler de tam olarak bu merakın sayesinde hayatıma girdi ve iyi ki girdi! Gerçekten çok beğendim. Kitap zaten 200 sayfa ve akıcı bir dil ile yazıldığı için 2 günde bitti. Kitapta bahsedilen konu, Osmanlı hareminin sandığımızdan çok daha farklı bir yüzü. Haremi sadece entrika ve ihtişamın döndüğü kapalı bir alan olarak değil estetiği, dili ve entelektüel birikimi olan kadınların yaşadığı bir yer olarak da anlatıyor. Mesela en hoşuma taraflarından biri misafirliğe gelene direk hamam sefası hazırlanması Öyle normal bir hamam gelmesin aklınıza. Gül yapraklarıyla bezenmiş sular, soğuk ikramlıklar, şarkı söyleyen cariyeler. Ve hitap şekilleri de efsane:) “Açmamış gül gonca dalım”, “yaseminim”, gibi zarif hitaplar:) Bu kadınlar anlatıcının zamanında edindiği çocukluk arkadaşları. Simdi hepsi bir paşayla evli ve zengin.. Ve bu kadınlar birkaç dil bilen, enstrüman çalan, şiirle ve felsefeyle ilgilenen kadınlar. Avrupa düşüncesini takip etmeleri, hatta Arthur Schopenhauer ve Immanuel Kant gibi isimleri okuyor olmaları, haremin düşündüğümüzden çok daha entelektüel olduğunun da kanıtı:) Bu kadinlardan bazıları çok eşliliği sorgularken bazıları da kafeste gibi yaşamaya karşı çıkan ve kamusal alanda var olmak isteyen kadınlar. Yani kadın
Haremli SufrajetlerDemetra Vaka · Pinhan Yayıncılık · 202523 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·144 syf.··
2025 123. kitabı
#okudumbitti Türk edebiyatının usta kalemlerinden olan Zülfü Livaneli'nin bilinen birçok romanı olmasına rağmen "İstediğimi yapmaya en çok yaklaştığım kitabım" dediği ve 1997 yılında " Balkan Edebiyat Ödülü" nün ilk romanı olan Engereğin Gözü'nü çok küçük yaşta Afrika'daki yoksul köyünden alınıp gemi ambarına tıkılmış ve hadım edilerek İstanbul'a getirilmiş, Harem ağası yapılmış bir zenci kölenin Habeş Süleyman Ağa'nın gözünden 17. Yy da Topkapı sarayı'nda geçen Osmanlı İmparatorluğu' nun en karışık ve acılı dönemlerinde Hadım Süleyman Ağa'nın gözlemlerinden aktarılıyor. Tarihsel bir romandan ziyade insan psikolojisinin derinliklerine, iktidarın görkemiyle kişilerin kimi zaman imparator, kimi zaman da hamam böceği kadar değersiz hissettiren yöneticilerin, iktidar uğruna yapılan ve yok edilen insanlığın acısını derinden hissetmemizi sağlıyor. Tahta geçen herkesin kardeşlerini boğdurduğu bir dünyada meydana gelmesi onun için büyük bir talihsizlikti. Kardeşlerinin ölümüne şahit olması üzerine kafes arkasına kapatılmış ve yıllarca dışarıya adım atmayarak hapis hayatına, çile doldurmaya ve birgün sıranın kendisine geleceği korkusu ile geçen saltanat hayatı. Kölesi olan Habeş Süleyman'ın efendisine duyduğu sevgi ile nefretin aynı anda verildiği insanın psikolojik derinliklerine inildiği, iktidar ile bireyin kişilerin kaderlerinin tek bir insana adledilmesinin, hayatların ne kadar değersizleştirildiğinin bir yansımasıdır Engereğin gözü. @inkilapkitabevi nden çıkan Sude çelik kaleme aldığı Osmanlı hareminde bulunan yaşanılan entrikaların anlatıldığı o günün şartlarına göre değerlendirilip okunması gereken romanlardan. #engereğingözü hem karanlık, hem de aydınlığın, umudun romanıdır. Livaneli okurlarının da mutlaka göz atması gereken kitaplardan, Kitapla ve sağlıkla kalın
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,8bin okunma
Son İmparatorluk Osmanlı
10/10
·205 syf.··
Beğendi
·
2023 50. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2023 22:31
Osmanlı Devleti’ni merak edenlerin hayranlıkla okuyacağı bir kitap. Osmanlı Devleti’ne ait merak ettiğiniz bir konu eğer bu kitabın içinde incelenen konularda yer alıyorsa, kesinlikle aydınlanmanıza yetecektir. II.Abdulhamid’den Fatih Sultan Mehmed Han’a, Lale devrinden Osmanlı’da harem kültürüne, eski İstanbul mahallelerinden Osmanlı’da hamam kültürüne, Payitaht Bursa’dan Serhad Şehri Edirne’ye kadar Osmanlı Devleti ile ilgili yirmiden fazla konuya yer verilmiş. Tarihimize, Osmanlı’ya ve bazı padişahlara yaklaşımımız hep siyasi oldu. Kelle uçurmayı ve yok saymayı çok seviyoruz. Bir dönem Amerikan mandasını düşünen Halide Edib Adıvar kimi kesim tarafından çok eleştiriliyor, halbuki Halide Edib yıllar sonra Türkiye’ye döndüğünde ‘’Atatürk haklıymış, özür dilerim.’’ der ve konuyla ilgili açıklama yapar. Halide Edib Adıvar, Kurtuluş Savaşı’mızda bizzat cephede savaşmış, onbaşı rütbesini elde etmiştir. Türk kadını için o dönem yaptıkları ve meşhur Sultanahmet mitingi ortadadır. Sultan II.Abdulhamid bu ülkede kimisine göre kızıl sultan, kimisine göre ise ulu hakandır, bu hatayı zamanında ben de yapmış biri olarak bu kitaptan sonra yapmayacağıma kendi adıma söz verdim. Bu ülkede kimi kesim ben Osmanlı torunu değilim, ben Osmanlı’yı tanımam diyor. Çok yanlış çünkü bizler Fatih’in Kanuni’nin Yavuz’un torunlarıyız bizim geçmişimiz orası. Tüm bu bahsettiklerim ile ilgili olarak İlber Ortaylı kitabında şöyle diyor; ‘’ Bazıları Osmanlı’yı reddederim diyor, adam zannediyor ki pasta keser gibi tarihi kesebilir. Mümkün değil. Böyle bir şey olabilir mi? Bir kere Cumhuriyet’i kuranlar Osmanlı paşaları, Osmanlı erkân-ı harbiyesidir. Demek ki reddi miras sosyal düşünceye, sosyal realiteye uymayan bir şeydir. ‘’ Tarihin gerçek anlamda son cihanşümul imparatorluğu olan Osmanlı
Tarihi Roman
Son İmparatorluk Osmanlıİlber Ortaylı · Timaş Yayınları · 20061,185 okunma
Kadın olan olmayan herkese okumasını tavsiye ederim.
9/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2022 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2022 16:56
Batılı erkek yazarlar, Doğulu eğitimsiz, bilgisiz, değersiz kadın imgesini, harem müessesesi üzerinden emperyalist / oryantalist gelenekten beslenen zihniyetiyle yürüttüğü fantezilerinde haremde kadının ‘hapis’ olduğu tezlerini savunurken; Buna karşılık, Lady Montagu, Julia Pardoe, Bayan Hornby, Bayan Harvey, Sophia Lane-Pole gibi Batılı kadın seyyahlar, seyahatnamelerinde aslında anlatılanların hiç doğru olmadığını, özellikle Osmanlı kadınına, ev yaşantısında bizzat içlerinde kalarak izlenimlerini, gördüklerini aktararak yıkmaya çalışırlar. Bütün bu kulaktan dolma, abartılı yalan bilgilerin doğru gibi lanse edilmesi, Ortaçağ Haçlı Seferleri’ne kadar dayanması aslında Müslüman kimliğimize ezelden düşmanlıklarını açığa çıkartıyor. Bu durumu yazar hanım, “Doğu hakkında Batılı (erkek) yazarların yaptıkları tanımlamalar çoğu kez Batının üstünlüğünü koruma güdüsü ile çarpıtılmıştır. …” şeklinde İfade etmiştir. Batılı kadın seyyahlar Osmanlı hanımlarının canayakınlık, misafirperverlik gibi hasletlerinden; zarif, neşeli mizaçlarından; hamam sefalarında, mesire alanlarında eğlenme, hayattan zevk almalarından çok etkilendiklerini de saklamazlar. Kısaca hamamı, kadın haklarını bizden öğrenmişler. Kahveyi ilk Doğu’da görüp, içip, sevip Batıya taşımışlar. Cebiri, algoritmayı, Arapça sayı sistemini, sıfırı … Müslümanlardan öğrenmişler. Türk ve İran halılarının yanı sıra ipek başta olmak üzere doğudan ihraç edilen kumaşlar da Avrupa’da yayılmış. Ancak aşırı düşmanlıklarından vazgeçememişler bunca asır. Batıyı bilimsellik, medeniyet, insanlık, akıl, ahlaklılık gibi pozitif sıfatlarla tanımlamak için kullanırken, Doğuyu bu müspet sıfatların aksine geri kalmışlık, çağ dışılık, hatta barbarlık ve şehvet düşkünlüğüyle itham edip ötekileştirmişler. Onların bu düşmanlığı bizim
Batılı Kadın Seyyahların Gözüyle Osmanlı KadınıFiliz Barın Akman · Kopernik Kitap · 201735 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2021 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2021 21:37
Parmağa takılan sigaralığıyla eskiden haremde yaşamış bir kadın (Harem Suare) ya da hamam gibi detaylarda kendi filmlerine atıfta bulunan, günümüzü anlattığı kısımlardaki 6 genç arkadaşın ise Cebimdeki Yabancı filmindeki (yapımcılığını üstlenmişti) karakterlermiş gibi hissetmeme sebep olan bir kitaptı. Yani bence Ferzan Özpetek'in elinden çıktığı fazlasıyla anlaşılan bir kitap.
Edebiyat
Bir Nefes GibiFerzan Özpetek · Can Yayınları · 20201,740 okunma