Hareton, "Ne seninle ne senin o pis kibrinle ne de o aşağılık alaylarınla, oyunlarınla işim var benim!" dedi. "Sana gözümün ucuyla bile bakarsam, canım cehenneme gitsin. Haydi, çek arabanı şimdi, çabuk!"
Alıntı
Catherine'le ilgili olmayan ne var ki? Onu bana hatırlatmayan ne var ki? Şu döşemeye baksam, taşların üzerinde onun yüzü­ nü görüyorum. Her bulutta, her ağaçta o var. Geceleyin hava onunla dolu, her şeyde ondan bir pırıltı var; gün­ düzleri ise çevremde ondan başka bir şey yok, her yerde o! Rastladığım kadın ve erkek yüzleri, kendi yüz çizgile­ rim bile, bir benzeyiş içinde benimle eğleniyorlar. Bütün dünya korkunç anılarla dolu; nereye baksam, onun yaşa­ mış olduğunu ve benim onu yitirdiğimi görüyorum! İşte Hareton, ölümsüz sevgimin, benim olanı vermemek için çılgınca didinmelerimin, düşüşümün, gururumun, mut­ luluğumun ve çektiklerimin canlı bir görüntüsü gibiydi.
Sayfa 388
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
“Kapının üzerindeki taşta eski bir tarih ve ‘Hareton Earnshaw’ adı kazılıydı.”
Can yayınları
bir kabadayıyla akraba çıkma olasılığı bile onu altüst etmişti.
Kadın, "Yavaş olun, küçükhanım," dedi, "terbiyeli davranmakla bir şey kaybetmezsiniz. Mr. Hareton efendinin oğlu değil, ama sizin kuzeninizdir; sonra, ben de size uşak tutulmadım." Cathy küçümseyen bir kahkahayla, "O mu benim kuzenim?" diye bağırdı. Kadın, "Elbette ya," diye karşılık verdi. Catherine kötü durumdaydı. "Ne olur, Ellen," diye yalvardı, "böyle şeyler söyletme onlara, babam benim kuzenimi getirmek için Londra'ya gitti. Benim kuzenim bir efendi oğlu. Bu, benim..." Sözünü bitiremedi, açıktan açığa ağlamaya başladı. Böyle bir kabadayıyla akraba çıkma olasılığı bile onu altüst etmişti."
Sayfa 237 - Cathy Hareton ile kuzen çıkıyor.·Kitabı okudu
artık hayvanlıktan uzak her şeyi zayıflık diye görüp küçümsüyor.
Heathcliff içinden geçenleri yüksek sesle söyleyerek, "Ona baktıkça seviniyorum," dedi, "umutlarımı boşa çıkarmadı. Yaradılıştan aptal olsaydı, bu işin zevki de yan yarıya azalırdı. Ama aslında aptal değil. Sonra, onun bütün duyguları beni ilgilendiriyor; çünkü vaktiyle aynı şeyleri ben de duymuştum. Örneğin, şu anda neler çektiğini iyi biliyorum. Ama bu yalnızca bundan sonra çekeceklerine bir başlangıçtır. Bu suskunluktan, bu kabalık ve bilgisizlikten de hiçbir zaman kurtulamayacak. Ben onu, babası olacak o alçağın beni bağladığından çok daha sıkı bağladım, hem de daha aşağı bir düzeye indirdim. Çünkü o, bu hayvansı durumuyla övünüyor. Onu öyle yetiştirdim ki, artık hayvanlıktan uzak her şeyi sersemlik ve zayıflık diye görüp küçümsüyor. Hindley oğlunu görse koltukları ne kadar kabarırdı, değil mi? Kendi oğluma baktıkça benim koltuklarımın kabardığı gibi. Ama arada şu fark var: Birisi kaldırım taşı gibi kullanılmıştır, ama altındır; ötekiyse gümüş gibi görünsün diye parlatılmış teneke. Benimkinin hiç ele alınır bir yanı yok. Ama bu kadar çürük bir şeyi ne kadar dayandırmak mümkünse o kadar dayandırarak tüm ustalığımı göstereceğim. Onun oğlu ise en üstün niteliklere sahipti, ama hepsi yok oldu, yoktan da beter duruma getirildi. Benim, vah vah, yazık oldu, deyip hayıflanacak bir şeyim yok zaten. Hindley yaşasa, herkesten çok dövünecekti; onunkinin benden başka hiç kimsenin bilmediği neleri neleri var. İşin en hoş yanı da şu ki, Hareton beni çok, pek çok sever. Kabul edersin ki, bu noktada Hindley'yi çok geride bıraktım. Geberip giden o alçak, mezarından çıkıp da, yavrumu ne hale getirdin, diye bana çıkışacak olsa, o yavrum dediğinin, dünyadaki tek dostuna böyle saldırma cesaretini gösteren babasına hırslanarak onu geldiği yere geri yolladığını görme zevkine ererdim!"
Sayfa 265·Kitabı okudu
imza, mühür, kaşe
“Mr. Hareton ve hepiniz lütfen bilin ki bana karşı gösterme ikiyüzlülüğünde bulunduğunuz her türlü inceliği reddediyorum. Sizleri insandan saymıyorum, hiçbirinize söyleyecek tek sözüm yok. Bir tek güzel söz duymak, birinizin yüzünü görmek için canımı vermeye hazır olduğum zamanlar hiçbiriniz yanıma uğramadınız.”
Sayfa 356·Kitabı okudu