Puan vermedi·339 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 23:58
Yücel Feyzioğlu’nun ‘Niran ile Ziryap’ adlı eseri, destansı bir aşkın ve hayatın büyülü atmosferini taşıyan, edebi dili güçlü bir roman. Feyzioğlu, tarihten gerçek bir hikayeyi dillere destan bir masal gibi anlatıyor. Hikayesini iki cilt olarak tasarlamış bu nedenle iki kitabı birlikte değerlendirmek gerekir. İlk kitap olan Niran ile Ziryap’ta hem aşk hem de yaşadıkları dönemin siyasi atmosferi iç içe işleniyor. Niran ile Ziryap’ta Abbasi halifesi Harun Reşid dönemindeyiz. İshak el Musuli, Bağdat’ta kurulan ve Harezmi gibi büyük hocaların ders verdiği müzik okulunun başında. Ziryap ile Niran da bu okulun en yetenekli öğrencilerinden. Aralarındaki arkadaşlığın aşka dönüşmesini ve sonrasında yaşanan olayları merakla takip ediyoruz. İslam dünyasının bilim ve sanatta zirve yaptığı bu yıllarda, dönemin atmosferine, kültürüne ve gündelik yaşamına tanıklık ediyoruz. Yazar, aynı zamanda bir masal anlatıcısı kimliğiyle mitolojik ögeleri, halk anlatılarını ve kervan hikayelerini harmanlayarak hem didaktik hem de edebi bir anlatım sunuyor. Dili çok akıcı, yer yer şiirsel, betimlemeleri ile kendimizi o dünyanın içinde buluyoruz. ‘Niran ile Ziryap’, sadece bir aşk hikayesi değil, Doğu’nun estetiği, bilgeliği ve inceliğiyle dokunmuş çok zengin bir hikaye. Kitap, Ziryap’ın ailesi ile birlikte Endülüs’e doğru yola çıkmasıyla bitiyor ve insana esas macera şimdi başlıyor, dedirtiyor. İkinci kitabımız ‘Ziryap’ın Hasreti’ ile masalsı yolculuğumuz devam ediyor. Dipnot: Ziryab (Ali Nafî), 789 yılında Harran’da doğmuş ve Kurtuba’da Avrupa’nın ilk karma müzik okulunu kurmuş bir sanatçıdır. Yazar Yücel Feyzioğlu, bu eser için Bağdat’tan Kurtuba’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada 9 yıllık bir araştırma yapmış ve 40’tan fazla kaynaktan faydalanmıştır.
Niran İle ZiryabYücel Feyzioğlu · Doğu Batı Yayınları · 20246 okunma
Kaçış Açısı
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 23:01
Kayıp aydınlanma, Orta Asya’daki entellektüel birikimi merkeze alarak 5.asırda başlayıp 12.asırda zirveye ulaşan bir medeniyetin resmini bize çizer. Bu dönemlerde Arapça’nın bilim dili olduğunu öğrenip bu yolculuğa;İbn-i Sina’yla, Birûni’yle, Farabi’yle Harezmi ve daha bir çok Orta Asyalı Fakihlerle,Hazarfenlerle(Bir çok alanda eser veren) şahsiyetlerle birlikte çıkıyoruz. Ve bu dehaları her yönden destekleyen güçlü hükümdarların kanatları altında, bütün faaliyetlerini doruk noktalarına çıkaran Hazarfenler ordusunda onlarla birlikte en ön safta,bu savaşa tanıklık ve eşlik ediyorsunuz.Kitap, “Aydınlanma yalnızca Batı’ya ait bir süreçtir” ezberini okuyucuya yedire yedire yok ettirmektedir. Kaldı ki sırasıyla Orta Asya’da Araplar’ın,Cengiz Han’ın,Moğollar’ın yaptığı tahribatlar ve yıkımların yaşanmasına rağmen Avrupa, 13.asra kadar bu bölgedeki entellektüel birikimin kıyısından bile henüz geçmemişti. Yani Avrupa’nın Orta Asya’daki ortama erişmesi 13.asırdan sonra,Orta Asya’da yaşanan büyük yıkımlarla;kütüphanelerin,eserlerin,yapıların,ilme vakıf kişilerin ortadan kaldırılması ve bazılarının da farklı bölgelere göç etmesi, hatta yıkımı yapan hükümdarların çoğunun bu Hazerfen’leri küstürmesiyle tam bir gerileme ve yok oluş başlamıştı. Şöyle bir baktığımızda Orta Asya’da o dönemlerde siyasi çekişmeler,kültürel farklılıklar,dil,din çeşitliliği bu zengin eserlerin ortaya çıkışında hiçbir engel teşkil etmemişti,tersine bu durum bu bölgenin yenilikçi bir anlayışa sahip olduğunu gösteriyordu. Tabii ki bölgenin bir ticaret merkezi ve güzergahında olması da etkileşimi arttırmıştı ve farklı fikirlerin,çeşitli insan profillerinin harmanlanmasıyla bu gelişim kaçınılmaz olmuştu. Eser bizi dünyanın merkezine, kadim topraklara;meziyetlerin, inançların, fikirlerin kaynadığı bir
1000k
Kayıp AydınlanmaFrederick Starr · Kronik Kitap · 2019534 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kişisel Notlar
Puan vermedi·7504 syf.··
2025 90. kitabı
Ebü'l Kasım Mahmud b. Ömer b. Ahmed el-Harizmi ez-Zemahşeri (miladi 1075-1144) yılları arasında yaşamış bir müfessirdir. Doğduğu Harezmi bölgesinin çoğunlukla Türklerden oluşmasından dolayı kendisi Türk sayılmaktadır; ama İranlı olduğunu da ifade eden kaynaklarda mevcuttur. İşin aslı hiçte önemli değildir. Ama elimizdeki tefsirin el yazmasından transkripte edilmesinde ve çevirisinde Türkiye Cumhuriyeti hamilik yaptığı için birinci cilde başlamadan önceki kısımlarda bunlara az da olsa yer verilmiştir. Zemahşeri'nin bu tefsirinde göze çarpan en önemli özelliklerinden biri kendisinin Arapça diline olan hakimiyetidir. Hatta mesele üzerinde kalem oynatanlar, müfessir için "Araplara, Arapça öğretebilecek kadar bu alanda söz sahibidir" demektedirler. Bu özelliğinden dolayı tefsirindeki en öncelikli konulardan birisi farklı kıraatlardan kaynaklı olan anlam farklılıkları arasında doğruya ulaşmak için meşhur ve şaz ayrımını yapmak ve dil bilgisine aykırı olan kullanımların elenmesidir. Burası Arapça diline vukufiyeti olmayan benim gibi bir fakirin söz söyleyeceği bir alan değildir. Dolayısıyla bu konulardaki tefsir kısımlarını yer yer hızlı bir göz gezdirmek ile geçtim.Keşşaf tefsiri tam anlamıyla bir dirayet tefsiridir. Bu akılcı ve yoruma dayalı tefsirin, Zemahşeri için de yorumun çıkış noktası da yukarıda bahsi geçtiği gibi Arapça dili ve kurallarıdır. Zemahşeri de kendisini bir Mutezile olarak görür; bunu da "İlimlerin en üstünü ehl-i adalet ve tevhid'in (mutezile) geliştirdiği Kelam ilmidir" açıklamasından anlayabiliriz. Lakin modern dönemin bizi getirdiği kadar sapkın kutuplaşma olmadığı için pek çok rivayet ile ayet-i kerimelerin sebebi nüzulünü da önemseyerek bunları tespit etmeye çalışmıştır. Bir tefsir okuyucusu için derli toplu bir inceleme yazmaya kalkmak
Keşşâf Tefsiri (6 Cilt Takım)Zemahşeri · Türkiye Yazma Eserler Kurumu Yayınları · 202316 okunma
Muhteşem bir roman geçti elime.
10/10
·240 syf.·
Beğendi
·
2025 20. kitabı
Dil, kelime seçimleri, dönemin atmosferine yazarın hakimiyeti - muhtemelen genç yaşına rağmen - çok çok iyi. Bir kurmaca eserde Antik Yunan bilimi ve felsefesinin hamisi Halife Memun'u, Kindi'yi, Harezmi'yi, Aristoteles'i bir arada bulmak heyecan verici. Romanı okumak sağlam bir kelime hazinesi istiyor. Eski lugatten çok kopuk sayılmam, sararmış kitapların sayfaları arasında unutulmaya yüz tutmuş eski kelimeleri tutkuyla severim. Yine de lugat açıp bakmak gerekiyor bazı kelimelere. Tavsiye, tavsiye, tavsiye.
Usturlap ve AynaKübra Pehlivan · Ötüken Neşriyat · 2025391 okunma
Bir Bilim Arkeoloğunun Sessiz Mücadelesi
Puan vermedi·224 syf.··
2025 7. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2025 15:09
Fuat Sezgin ile Bilim Tarihi Sohbetleri, bir bilim tarihi kitabından öte, bir bilinç uyandırma kitabıdır. Kitapta Fuat Sezgin, Batı-merkezli bilim anlayışına karşı çıkarken bunu hamasi söylemlerle değil, somut belgeler ve tarihsel verilerle açıklıyor. Bu, kitabın en etkileyici yanlarından biri: Duygusal bir savunma değil, titiz bir bilimsel ispat çabası var. İslam dünyasının, özellikle Orta Çağ boyunca bilimde oynadığı büyük rolü açıkça ortaya koyuyor. Matematikten astronomiye, tıptan coğrafyaya kadar İslam alimlerinin geliştirdiği buluşların, Batı’da Rönesans’ın temellerini attığını ikna edici şekilde açıklıyor. Harezmî, İbn Sînâ, Birûnî, El-Cezerî gibi isimlerin hakkı teslim ediliyor. Kitapta Fuat Sezgin’in kişisel yönü de hissediliyor. Onun çalışma azmi, yıllarını kütüphanelerde geçirmesi ve bilime duyduğu saygı okuyucuya ilham veriyor. Bilim tarihini bir “tarih anlatısından” öte, “insanlığın ortak mirası” olarak görmeye davet ediyor. Bana göre kitabın en güçlü yanı, Fuat Sezgin’in sessiz ama güçlü tavrı: İslam medeniyetinin bilimsel katkılarını anlatırken asla abartıya kaçmadan, kanıtlara dayalı bir bilinç oluşturması. Batı’yı suçlamaktan çok, Doğu’nun kendi mirasını unutmasına yönelik bir eleştiri var. Özetle, Fuat Sezgin ile Bilim Tarihi Sohbetleri, bilim tarihiyle ilgilenen herkesin okuması gereken, rehavetten insanı silkeleyen, öğretici ama aynı zamanda düşündürücü bir eser. Sadece geçmişi anlamak için değil, bilimsel üretkenliği yeniden keşfetmek için de önemli bir kaynak.
Bilim Tarihi SohbetleriSefer Turan · Pınar Yayınları · 20194,235 okunma
8/10
·256 syf.··
2025 26. kitabı
Matematiğin kısa tarihi/ mickael launay Matematiği en temelden başlayarak cebir ve rakamların bulunması gibi konular, ilk küp içine atılan jetonların üzerine resmedilenlerin koyun sayıları olduğu ve buradan yola çıkarak daha sonra da mısırın Nil nehrindeki taşkınlarda çizilen figürlerin yazı ve rakamın ortaya çıkmasını anlatan bir eser. Daha sonraları Hindistan’daki bilginlerin sıfır rakamını bulmaları ve bunu Müslüman bilginlerinden el harezmi tarafından 0-9 kadar rakamlar olarak sıralanması ve bunun arapçadan Avrupa’ya çeviriler yoluyla aktarımı sonrası Yunan filozof ve bilginlerin ( arşimet, öklit, tales gibi) çalışmalarından bahsedilmektedir. Matematik hakkında çok temele inerek nereden ve nasıl oluştuğunu açıklamakta olan bir eser olarak gördüm ve beğendim. Tavsiye ederim…
Matematiğin Kısa TarihiMickael Launay · Sel Yayıncılık · 2018153 okunma