Son yolculuk..
Artık adım attık. Bitmesini hiç istemediğim bir serinin son kitabındayım. Beni harika bir evrenle tanıştıran değerli yazarımıza çok teşekkür ediyorum. Tabularımı kırmamı sağlayan o gümüş yürekli yazar. 🌸 Umarım ömrünün her vaktinde seni kahkahalara boğacak nice güzel günler, yıllar yaşarsın.. D. N. Archeron 🤍 Gümüş Yürek 3
Duygu ve Düşünce
Kolay, harika ve muhteşem bir sanat...
cinsellik herkesin çok iyi becerebileceği bir sanattır...
Cinsellik
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
böyleyken böyle..
Aslında geçmişte güzel anım olmadığı için mutlu olmalıydım.. Sonuç olarak tadını bilmediğim bir duygunun güzelliğini zihnimde canlandırabilecek harika bir senaristim. Eğer yaşamış olsaydım.. Sınırlar ve yaşanmış olan duyguların sevinci değil şu an onları yaşamamış olmanın hüznünü yaşamak zorunda kalacaktım.
1000Kitap
Medeniyet Kafesinde Bir Primat
Tanpınar'a Huzur Yok "Varlığa bilgi ve düşünceyle mi, duygu ve sezgiyle mi tutunuyoruz? Aslında hâlâ primatız. Kendi kendimizi evcilleştirdik fakat olgunlaşmadık sanki. Yoksa her şey hâla dürtülerle mi ilgili?.. Bilmiyorum." Çok güzel sorular oldukça düşündürücü. Ben şöyle yorumladım: İnsan, mantığıyla inşa ettiği evde duygularıyla yaşayan bir canlı. Hayata tutunma çabamızda dengede kalmak çok önemli. Sadece bilgiyle tutunmaya çalışırsak hayat buz gibi bir mantık laboratuvarına döner; sadece duyguyla tutunursak da fırtınada savrulan bir yaprağa dönüşürüz. İşte bu yüzden teraziye dikkat etmek gerekiyor. "Aslında hala primatız, evcilleştik ama olgunlaşmadık" muazzam bir cümle... ​Biz kendimize "medeniyet" adını verdiğimiz çok şık, kuralları olan, nezaket dolu bir kafes ördük (yani evcilleştik). Trafik ışıklarında bekliyoruz, kuyruğa giriyoruz, masada çatal bıçak kullanıyoruz gibi. Ancak bu evcilleşme, biyolojik yapımızın değiştiği anlamına gelmiyor. Beynimizin en derininde, milyonlarca yıllık o ilkel "sürüngen beyin" ve "limbik sistem" vahşileşmek için hala capcanlı duruyor. Saldırma, kaçma, öfkelenme anlarında ortaya çıkıveriyor. Dürtüler meselesi ise çok ilgimi çekiyor. Hayatta kalma, üreme, kabul görme, güç arzusu, takdir edilme, onaylanma daha da sayarız... Nörobilimciler kararlarımızın çok büyük bir kısmının aslında bilinçaltındaki dürtüler tarafından alındığını, mantığımızın ise sadece bu kararlara "kılıf uydurduğunu" söylüyorlar. ​Bana çok tanıdık geldi. Yani bir şeyi çok mantıklı bulduğumuz için seçmiyoruz; önce onu içgüdüsel olarak arzuluyor, sonra da neden seçtiğimizi mantıkla kendimize ve dünyaya açıklamaya çalışıyoruz. :) ​Tabi insan şu soruyu sormadan edemiyor. "Biz neyiz o zaman?" ​Benim bu sorulara cevabım şu olurdu:
1000Kitap
#Love Songs (Les chansons d'amour)
Harika bir gün olacak Sıra dışı hava ve rengarenk gökyüzü ile birlikte Bir kadın kadar güçlü bir şey Ruhunu satmak için ne gerekiyorsa Harika bir gün olacak Gülmek ve koşmak için ne gerekiyorsa Korkuyu hissetmek için Hayatta kalmak için ne gerekiyorsa... ... Gökyüzü kuşlarla dolu Senin umurumda mı ki Cehennemin ateşi. Nereye gidersen git Kırlangıçlar soracak Sonunda Nisan geldi mi? #Aragon
hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. bilseydim bu mutluluğu koruyabilir, her şey de bambaşka gelişebilir miydi? evet, bunun hayatımın en mutlu anı olduğunu anlayabilseydim, asla kaçırmazdım o mutluluğu. derin bir huzurla her yerimi saran o harika altın an, belki birkaç saniye sürmüştü, ama mutluluk bana saatlerce, yıllarca gibi gelmişti.