İyi geceler
Valla baktım benim focus kayıyor kalktım instayı dondurdum, bir güzel de Harput dibek kahvemi yaptım, onu kutluyorum bu saatte (yıl içindeki 5-6. donduruşum sayamadım 😝)
Harput bugün başka bir güzeldi..
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Osmanlı aydını ve askeri sınıfı, Arap coğrafyasındaki kopuşu izlerken "Bir daha asla" refleksiyle hareket etti. Ancak bu refleks, o dönemde yanlarında duran ve Misak-ı Milli'yi kendi tapusu gibi savunan Kürtleri, sistemin içinde "eritilmesi gereken" bir yapıya dönüştürdü. Erzurum Kongresi'ne katılan delegelerin listesine bakıldığında; Harput, Hakkari, Siirt, Bitlis, Van ve Erzincan gibi illerden gelen aşiret liderleri ve ulemanın varlığı, Milli Mücadele'nin sadece bir "Türk hareketi" değil, bir "Doğu İttifakı" olduğunu ispatlar. ​Bu ittifakın bozulmasının jeopolitik maliyetleri ağır oldu: ​Kürtlerin Bölünmesi: Misak-ı Milli'nin gerçekleşmemesi, Kürt halkını dört farklı devletin (Türkiye, Irak, Suriye, İran) sınırları içine dağıtarak bugün bile çözülemeyen o büyük insani ve siyasi krizi başlattı. ​Hafıza Kayması: Toplum, 1916'daki Arap isyanını "din kardeşliğine ihanet" olarak kodlarken, 1920'lerde omuz omuza çarpıştığı Kürtleri "tehdit" olarak görmeye başladı. Bu, sosyolojik bir "yakın körlüğü" vakasıdır. ​Özetle: İmparatorluğun dağılmasından duyulan korku (Sevr sendromu), devleti kendi asli unsurlarına karşı bile defansif bir pozisyona itti. Araplar "el" olduğu için unutulmaları kolaydı; ancak Kürtler "evlat" olduğu için onlarla yaşanan her gerilim, evin içindeki bir kavgaya dönüştü ve daha derin izler bıraktı.
Tarih
Erzurum Kongresi, sadece bir bölgesel toplanma değil, Türkler ve Kürtlerin "ortak kader" etrafında birleştiği en somut siyasi belgedir. ​Kürtlerin Misak-ı Milli sınırlarını (özellikle Musul ve Kerkük dahil olmak üzere) bu denli arzulamalarının arkasında hem dini hem de sosyo-politik çok güçlü sebepler vardı: ​1. Erzurum Kongresi: "Ortak Vatan" İlanı ​Erzurum Kongresi'nde alınan kararlar, sadece Türklerin değil, bölgedeki Kürt aşiret reislerinin ve ileri gelenlerinin de imzasıyla şekillenmiştir. ​Ayrılmaz Bütünlük: Kongre beyannamesinde yer alan "Doğu vilayetleri ile Trabzon ve Canik (Samsun) havalisi birbirinden ve Osmanlı bütünlüğünden ayrılması mümkün olmayan bir bütündür" maddesi, o dönemde bölgedeki Kürt delegeler tarafından hararetle savunulmuştur. ​Kürt Delegelerin Rolü: Harput, Bitlis, Siirt ve Van gibi illerden gelen Kürt temsilciler, İngilizlerin bölgede bir "Ermenistan" veya "ayrılıkçı bir Kürt devleti" kurma planlarına karşı, Osmanlı çatısı altında kalmanın hayati olduğunu vurgulamışlardır. ​2. Sevr ve Ermeni Tehdidine Karşı Refleks ​O dönemde Kürtlerin Misak-ı Milli’ye bu denli sahip çıkmasının en somut nedeni, Sevr Antlaşması ile bölgede kurulması planlanan büyük Ermenistan projesidir. ​Yurt Savunması: Kürt aşiretleri, kendi topraklarının Ermenilere verileceği korkusuyla, Ankara hükümetinin çizdiği sınırları (Misak-ı Milli) kendi varlıklarının garantisi olarak görmüşlerdir. ​Din Kardeşliği: "Halifelik ve Saltanat" makamına duyulan bağlılık, o dönemde en güçlü birleştirici unsurdu. Kürtler, bu makamı korumayı bir namus borcu ve beka meselesi olarak addetmişlerdir. ​3. Musul ve Kerkük: Yarım Kalan Arzu ​Misak-ı Milli sınırları içinde yer alan ancak Lozan'da çözülemeyen Musul ve Kerkük meselesi, aslında en çok Kürtleri parçalamıştır. ​Akrabalık
Tarih
Ali Emiri Efendi
1857'de Diyarbakır'da doğdu. Seyyid Mehmed Şerif Efendinin oğludur, ilk tahsilini Diyarba­ kır'da Sülukiyye Medresesinde yaptı. Amcası Fethullah Feyzi'den Farisi öğrendi. Mardin'e dayılarının yanına giderek bazı müderrislerden üç yıl ders aldı. Arabi ve Farisiyi öğrendi. 1875'te telgrafçı oldu. Beşinci Murad'ın padişah olma­ sı üzerine bir cülusiyye kaleme aldı. 1878'de Diyarbakır'a gelen Abidin Paşanın yanına Müsavvid olarak girdi. Abidin Paşa ile birlikte Harput, Sivas ve Selanik'e gitti. Daha sonra Kozan sancağı aşar müdürlüğü ile Adana aşar nezareti başkatipliği yaptı. Elazığ ve Erzurum defterdarlı­ ğında, Yanya, işkodra maliye müfettişliklerinde, Halep defterdarlığı ile Yemen maliye müfettiş­ liğinde bulundu. 1908'de ikinci Meşrutiyetin ilanından sonra emekliye aynlıp Milli Tetebbular Encümeni, Tasnif-i Vesaik-i Tarihiyye Encümeni başkanlığı ile Tarih-i Osmani Encümeni üyeliği yaptı. Başbakanlık Osmanlı Arşivi Dairesi Tasnif Komisyonu başkanlığında iken "Ali EmiriTasnifi"ni meydana getirdi. 23 Ocak 1924'te öldü. Kabri, Fatih Camii Haziresindedir. Hayatı boyunca gittiği her yerde kıymetli kitaplan topladı ve 16.000 cildi ihtiva eden kütüp­ hanesini Fatih'te Feyzullah Efendi Medresesinde kendi adına kurduğu Millet Kütüphanesine bağışladı. Ölünceye kadar da bu kütüphanenin müdürlüğünü yaptı. Yaptığı diğer bir hizmeti de, Kaşgarlı Mahmud'un o zamana kadar ele geçmeyen Divanü Lügat-it-Türk adlı eserini bulması ve ilim alemine sunmasıdır. 56.sayfa Geçmişten Günümüze Osmanlı
1000Kitap
Bir an kadarmış insan!
Ne hayaller gerçek, ne de insanlar… bir tek gerçek var içinde bulunduğun an! Canın acıyorsa hüznün gerçek, yüzün gülüyorsa mutluluğun gerçek, endişe ediyorsan kaygın gerçek ama sadece o an kadar gerçek… sonrası, sonrası çok sürmeyecek… Esma H. Bugün bana yazdıran da bir gerçek…