Yapısında doğuştan tanrısallık taşıyıp adaletsizliğe itibar etmeyen ya da bilgi kazanarak adaletsizlikten sakınan bir insan dışında hiç kimse isteyerek adil olmaz.
Seni düşünmek güzel şey,
Ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum... Nazım Hikmet Ran
Adaletsizliğin neticeleri hizipleşmeler, geçimsizlik ve iki tarafa da öldürücü zarar veren çatışmalardır. Oysa adalet, fikirlerin birliğini ve sevgiyi getirir.
Tarihin en kasvetli zamanlarından birinde yaşayan, ait olduğu dönemde her bölgede korku salan Hasan Sabbah'ın ve Fedailerinin mükemmel bir kurguyla anlatıldığı ve yazarın akıcı bir dille kaleme aldığı bir eser olarak ortaya çıkmaktadır.
Bu eserin yazımında insanı hayrete düşüren Sloven yazar Vladimir Bartol'un hayatında hiçbir zaman İran coğrafyasına gitmemiş olması yani sürekli Slovenya'da yaşaması, seyyah Marco Polo'nun yazılarını okuyarak kurgulaması ve bunun yanında romanı 1938 yılında yani ikinci Dünya Savaşı'nın arefesinde yazmış olmasıdır.
Romanın içeriği 11. yüzyılda ortaya çıkan ve iki yüzyıl boyunca dünyayı dehşete düşüren Batinilik düşüncesinin lideri Hasan Sabbah ve kurduğu örgütünün simgesi Alamut Kalesi'nin içinde ve etrafında dönen olaylar oluşturmaktadır.
A. Hamdi Tanpınar'ın bu edebi eseri kendi yaşadıklarını, deneyimlerini ve bu doğrultudaki karşılaştırmalarını kişisel ve yoğun dille aktardığı bir yansıma olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Eserde, sırasıyla Ankara, Erzurum, Konya, Bursa ve son olarak İstanbul ile ilgili geçmişin ve bugünün kıyaslandığı ve bunun yanında kurulan cümlelerde çokça yabancı kelimeler yer almaktadır.
Deneme türü sevenler için önemli bir eser olmasına rağmen olguların anlatımında yabancı sözcüklerin ağırlığı okurken okuyucuyu zorlayabilir.