10/10
·481 syf.··
2026 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 16:40
Livaneli'nin en çok sevilen ve en güçlü romanlarından biridir Serenad. Hem kalbe dokunan bir aşk hikayesi hemde tarihin karanlık sayfalarına ışık tutan bir dönemin romanı. Kitap ilk yayınladığı günden itibaren Türk Edebiyatının derin bir iz bırakmıştır. Roman 2001 yılında İstanbul Üniversitesi'de halkla ilişkiler görevlisi olarak çalışan Maya Duran'ın gözünden anlatılır. Maya'nın hayatı, Almanya'dan Türkiye'ye gelen Harvard Profesörü Maximilian Wagner'i ağırlamakla tamamen değişir. Profesör Wagner Türkiye'ye geliş amacı sadece akademik bir ziyaret değildir. 60 yıl önce İstanbul'da bıraktığı büyük aşkı ve hayatı ile yüzleşmektir. Maya profesöre eşlik ettikçe hem onun gizemli geçmişini öğrenir hem de sırlarla dolu olan kendi geçmişini. Kitaptaki ana temalar ise; Struma Faciası, Kimlik ve Kökler, Zamanı Aşan Aşk, Devletin Vicdanı ve Birey. Zülfü Livaneli ağır ve acı verici tarihi gerçekleri inanılmaz derecede akıcı, yalın ve merak uyandırıcı bir dille anlatır Serenad kitabını. Romanı güçlü kılan en önemli unsur kurgu ile gerçek tarihi olaylari kusursuz bir şekilde anlatılmasıdır. Serenad, sadece bir aşk romanı değil aynı zamanda bir hafıza tazeleme kitabıdır. İnsanlığın zalimliği, savaşın anlamsızlığını ama her şeye rağmen aşkın ve sanatın iyileştirici gücünü anlatır. Serenad hem sürükleyici hem de sarsıcı bir başyapıttır.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164,2bin okunma
9/10
·316 syf.··
2026 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 22:44
Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen Tarihi Wilson Amos Farnsworth'un bu eseri, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Orta Anadolu'da yürütülen Amerikan misyonerlik faaliyetlerini anlamak açısından kaynak niteliğinde bir eserdir. Yazar Türkiye’de en uzun süre görev yapan misyonerlerden biri sıfatıyla yaşadıklarını 1904 yılında bir kitap taslağı haline getirmiş ancak 1912 tarihinde kitabı bastıramadan vefat etmiştir. Bu taslak metin Mehmet Şahin tarafından 2015'te Harvard Üniversitesi Kütüphanesi misyoner arşivinde rastgele bulunmuş ve serüveni böyle başlamıştır. Kitap, sadece bu misyonerin hatıralarından ibaret değil aynı zamanda dönemin sosyal, kültürel, dini ve eğitim hayatına ışık tutar. Kitapta Kapadokya diyince benim aklıma ilk Nevşehir gelsede aslında Kayseri (Talas) başta olmak üzere Yozgat, Nevşehir, Niğde, Ankara ve çevre yerleşimlerde yürütülen American Board faaliyetleri ele alınıyor. Örgüt (yabancı ülkelerde görevli amerikalılar örgütü) 1810 yılında kuruluyor, dini bir sivil toplum olması münasebetiyle görünüşte siyasi bir nitelik taşımıyor ama din üzerinden gidilerek bütün dünyada Amerika’ya geniş bir kültürel, sosyal, ticari ve dolaylı olarak siyasi etki alanı yaratıyordu. Bu bölgede etkili olabilmek için de eğitim, sağlık, okul açma, dil öğrenme ve yerel halkla yakın ilişkiler kurma gibi yöntemlere başvurmuşlardır. Özellikle okullar, bu faaliyetlerin merkezinde yer almış. Erkek ve kız çocuklar için açılan okullar, bir yandan modern eğitim verme iddiası taşırken diğer yandan misyonerlik faaliyetlerinin yayılması için önemli bir araç haline gelmiş. Özellikle kızların eğitimine daha çok önem verilip özel okullar açılması çok dikkat çekici, etkisini mezun olup bir çok bölgeye gönderilen işine sadık kadın misyonerlerden anlıyoruz. Kitapta, tam da
Kapadokya’daki Amerikalı Misyonerlerin Bilinmeyen TarihiWilson Amos Farnsworth · Yapı Kredi Yayınları · 20187 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
üçgen prizmasal bir düzlemde aklın analizi
Puan vermedi·320 syf.··
2025 29. kitabı
Nazif Muhtaroğlu’nun 2022 yılında Bilge Kültür Sanat Yayınları tarafından yayımlanan kitabı Aklın Üç Yüzü: Eleştirel, Çok Yönlü ve Yenilikçi Düşünce, düşünme süreçlerimizi derinlemesine irdeleyen bir eserdir. Yazar, Yale Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak görev yapan bir akademisyendir. Lisansını Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde tamamlamış, yüksek lisansını Kentucky Üniversitesi’nde, doktorasını ise Harvard Üniversitesi’nde bitirmiştir. Muhtaroğlu; felsefe tarihi, metafizik ve din felsefesi alanlarında uzmanlaşmıştır. Ülkemizin felsefe kürsülerinin önemli isimlerinden Nazif Muhtaroğlu’nun Aklın Üç Yüzü adlı eseri; kitabın alt başlığında da yer alan eleştirel, çok yönlü ve yenilikçi düşünme biçimlerini açık ve yalın bir anlatımla, kültürümüzden ve evrensel entelektüel ürünlerden örneklerle somutlaştırarak her yaş grubundan insana hitap edecek şekilde yazıya dökmektedir. Bu üç düşünce biçimi hem dini hem akademik düşünceyi hem de gündelik hayatı ortak bir zemine çekmektedir. Bahsedilen düşünce biçimlerinin neden doğru olduğu, doğru olanın yanlış olandan ayrımı, doğrunun gelişiminin yolları gibi soru ve problemlerin açıklaması, her bir bölümde tek tek işlenir. Kitabın eleştirel düşünce kısmının Kant geleneğiyle, özellikle ek kısmındaki uygulamaya dönük bölümlerin pragmatizmle ve genel temanın analitik felsefe ve Poppercı eleştirel akılcılık tınılarıyla bağdaşması; Muhtaroğlu’nun bilgisini çok yönlü bir düşünce stilini yine çok yönlü geleneklerle ve öğretim biçimleriyle harmanlayarak okura ustaca aktardığını göstermektedir. Kitabın giriş bölümünde, diğer bölümlerde de işlenecek ana temalar kısaca açıklanır; ilk bölümde bilimsel temellere dayanarak akıldan, ikinci bölümde bir dizi film ve bilimsel bilgi ile sezgiden, üçüncü bölümde ise otoriteden
Düşünce
Aklın Üç YüzüNazif Muhtaroğlu · Bilge Kültür Sanat Yayıncılık · 202217 okunma
"Neyim farklıymış benim?"
7/10
·288 syf.·
2026 21. kitabı
Haben Girma ailesiyle birlikte Eritre iç savaşından California'ya sığınan görme ve duyma engelli bir çocuk mu yoksa bir savaşçı mı? Engelli demek ne kadar doğru olur bilmiyorum zira Haben toplumun Ableizme'nine (engelli ayrımcılığı) karşı güçlü ve kendine inanan duruşuyla normal sayılan (kime göre neye göre) insanlara örnek olacak bir birey. Engelliler için tasarlanmamış bu dünyada ailesinin desteği, inancı ve en önemlisi de Haben'in bütün kalıplaşmış normları, görüşleri ortadan kaldırarak başarı basamaklarını sabırla çıkması takdire şayan. Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazanması ve akabinde gelen başarıları dünyaya meydan okuduğunun göstergesi âdeta. Salt bir hayat hikâyesinden ziyâde Eritre-Etitopya savaşının ve Eritre'nin çalkantılı siyasî döneminin panoramasına da ışık tutan bir kitap. Dili gayet akıcı ve anlaşılır. Edebî anlamda zayıf ama zaten bu kitabın hiç de o kaygıyla yazıldığını düşünmüyorum. Cam fanuslarında yaşayan, at gözlüklerini çıkarmayan, herhangi bir fiziksel ve zihinsel sıkıntısı olmadığı için dünyanın sadece kendi etraflarında döndüğünü zanneden bilinçsiz ve merhametsiz kişilere farkındalık yaratmak adına kaleme alınan sadece yetişkinlerin değil çocukların da okuması gereken duygusal ve örnek alınacak bir yaşam öyküsü. Her şeye ve herkese rağmen "Bu hayatta ben de varım! " diyen Haben iyi ki tanıdım seni.
HabenHaben Girma · Yakamoz Yayıncılık · 202225 okunma
Puan vermedi·78 syf.··
2026 48. kitabı
J. K. Rowling'in bir savaşçı olduğunu düşünüyorum. Harry Potter sevdiğim ama çok da hayran olmadığım bir seridir aslında ama yazarın bu eser için verdiği mücadele hayranlık uyandırıcı. Harvard üniversitesi mezuniyet töreninde yaptığı konuşma yazarın iç dünyası ve başarısız oldukça güçlenmesini anlattığı çok güzel bir konuşma. Bence okumaya değer.
Güzel Bir HayatJ. K. Rowling · Doğan Kitap · 2018548 okunma
8/10
·416 syf.··
2026 19. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 22 Şubat 2026 23:02
Arkadaş hediyesi olarak okumaya başladığımda ilk fark ettiğim şey Zülfü Livaneli'nin akıcı üslubuydu. Eser gayet hızlı ilerlerken yakın tarihteki olaylardan etkilenen yaşamlarla oluşturulmuş kurgu, tarihe de meraklandıracak muhtemelen okurları. Almanya'da Hitler'in başa gelmesiyle milliyetçilik ve Yahudi karşıtlığının artışı, başta Yahudiler olmak üzere çoğu insanın başka yerlere göçüne zemin oluşturmuştu. Ari ırktan bir Alman olan Maximilian Wagner, eşi Yahudi Nadia ile İstanbul'a gitmek üzere yola çıktıklarında birbirlerini kaybederler ve uzun zaman sonra eşinin toplama kampından çıkmasına yardım eden Wagner, Nadia'nın Romanya'dan Struma gemisi ile İstanbul'a gelişini beklemeye başlar. Ne yazık ki tarihsel gerçekliğe uygun olarak gemi torpidolanarak batırılır. Bu olaylardan sonra ikibinbir yılında Harvard Üniversitesi'nden konferans vermek için İstanbul Üniversitesi'ne gelmek üzere uçağa binen Profesör Max'ı, üniversite çalışanı Maya Duran karşılar. Max'ın geçmişte kalan acı hatıraları, Maya'nın da hem anneannesi hem babaannesi yönünden, memleketin zor zamanlarında alınan siyasi kararlar sonucu ne yaşadıklarını öğrenmesine vesile olur ve Maya'yı tarihsel gerçekliklerle bireysel nitelikler temelinde dönüştürür. Yakın dönem olaylarının temellendirdiği, kimi zaman milliyetler özelinde dönemin olaylarının eleştirildiği ve her milletin aslında bir şekilde yara aldığı olayları, yazar ustaca kullanmış kitabında. Kitabı okuyan tarih meraklıları için araştırılacak farklı konular bulunan bir eser olup akıcılığı sebebiyle nasıl bittiğini anlayamayacağınız bir eser. Keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021164,2bin okunma